Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5928 E. 2024/8604 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5928
Karar No
2024/8604
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1224 E., 2023/2184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/394 E., 2022/132 K. Taraflar arasındaki maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Devlet Su İşleri 2. Bölge Müdürlüğü 22. Şube Müdürlüğünde çalışırken, sağlık problemleri nedeniyle davalı Kurum tarafından ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiği, Sağlık Kurulu tarafından 06.05.1991 tarih ve 8314 sayılı raporda “... kolda egemen hemiparezi + epilepsi teşhisi ile 06.05.1991 tarihinden itibaren çalışamaz olduğuna...” karar verildiği, davacının malul sayılmasına ve anılan Kanunun 2422 sayılı Kanunla değişik 54. maddesine göre maluliyet aylığı bağlandığı, 27.11.2017 tarihine kadar maluliyet aylığı aldığı, davalı Kurumun 09.10.2017 tarihli yazısı ile ... Üniversite Hastanesine sevk ettiği, sağlık raporu düzenlendiği, raporun ... Sağlık Kurumuna gönderildiği, raporda davacının malul sayılmadığına dair karar verildiği, 25.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru beş yıl borç çıkartılarak 78.664,45 TL borçlu olduğunun bildirildiği, davacının davalı Kuruma itiraz ettiği, talebinin reddedildiği, bu borcun 78.664,45 TL’den, 117.464,07 TL (borç aslı) ile 06.07.2018 tarihi itibarıyla 49.433,28 TL faiz olmak üzere, toplam 166.897,35 TL olarak yükseldiği iddiasıyla maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından 15.07.1991 tarihinden itibaren davacıya maluliyet aylığı bağlandığı, 06.05.1992 tarihinde kontrol muayenesinin olduğunun davacıya bildirildiği, Kuruma müracaat edilmediğinden sisteme kontrol muayene tarihinin girilmediği, bu nedenle davacıya maluliyet aylığı ödenmeye devam edildiği, 18.07.2017 tarihinde maluliyet durumunun tespiti için hastaneye sevk edildiği, ... Kurum Sağlık Kurulu 13.12.2017 tarih ve 20174501677 sayılı kararı ile çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmediğine karar verildiği, karar sonucunda davacının aylıkları durdurularak geriye doğru on yıl borç çıkartıldığı, 173.324,00 TL borç tebliğ edildiği, davacı bir yıl sonra kontrol muayenesine gitmesi gerektiğini bildiği halde hatta bu konuda kendisine bildirim yapılmasına rağmen kontrol muayenesi yaptırmamış olması nedeniyle Kurum tarafından kendisine ödenmeye devam eden maluliyet aylığı hususunda kusurlu bulunduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; Kurum Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tanzim edilen raporda davacının çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybetmemiş olduğu ile malul sayılamayacağının açıklandığı, rapora itiraz edilmesi nedeni ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, kurulun 29.12.2021 tarihli raporunda davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmemiş olduğu, sosyal sigorta sağlık işlemleri tüzüğü hükümleri kapsamında malul sayılamayacağına karar verildiği, gerekçeli ve denetime elverişli raporun mahkememizce hükme esas alındığı, SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporlarının birbiri ile uyumlu olduğu, bu durumda davacının malul sayılamayacağının kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya 28.06.1991 tarihli tahsis talebine istinaden 15.07.1991 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında maluliyet aylığı bağlandığı, 1 yıl sonra kontrol muayenesi olduğu halde Kuruma müracaat etmediği, 18.07.2017 tarihli Kurum yazısı ile hastaneye sevk edildiği, ... Sağlık Kurulu 13.12.2017 tarihli kararı ile çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybettiği, Kurumca geriye dönük 10 yıllık borç çıkartılarak 173.324 TL nin ilgiliye tebliğ edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tanzim edilen raporda davacının çalışma gücünün en az 2/3ünü kaybetmemiş olduğu ile malul sayılamayacağının bildirildiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 01.02.2021 tarih 24619 sayılı raporu ile davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmemiş olduğu, sosyal sigorta sağlık işlemleri tüzüğü hükümleri kapsamında çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmemiş olduğu, malul sayılamayacağına karar verildiği, birbirini doğrulayan YSK ve Adli Tıp Kurumu raporları dikkate alınarak verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunca 06.05.1991 tarihli rapora istinaden, malul sayıldığı ve davacıya 15.07.1991 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlandığı, davacının malul olmadığına ilişkin 13.12.2017 tarihli karara (işleme) dayanak rapor da 15.11.2017 tarihli, ... Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kurulunca tanzim edilen rapor olduğu, dava konusu Kurum işleminin ya da işleme dayanak sağlık kurulu raporunun hiçbir yerinde davacının maluliyet durumunun ne zaman sona erdiğine dair bir veri bulunmadığı, davacıdan 2007 yılından itibaren ödenen aylıkların faizi ile birlikte iadesi istendiği ve geriye dönük 10 yıllık borç çıkarıldığı, davalı Kurumun maluliyetin ne zaman sona erdiğini ispat etmesi gerektiği, davacının tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunca alınan bir rapora istinaden davalı Kurum tarafından malul sayıldığı, eğer malul değilse bu davacının kastı ve kusurundan kaynaklanmadığı, adli tıp raporunda %60 oranında malul olmadığı kanaatini kabul etmedikleri iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Eldeki davada; 01.01.1952 doğumlu davacı, 30.01.1973 tarihinde başlayan sigortalılığı ve toplamda 4.817 gün prim gün sayısı ile kafatası kırığına bağlı olarak hemipaarazi (yarı felç), epilepsi nöbetleri geçirdiğinden, 06.05.1991 tarihinden itibaren malul olduğunun sağlık kurulu raporu ile tespitin üzerine 506 sayılı Kanun kapsamında 01.07.1991 tarihinden itibaren maluliyet aylığı almaktadır. 18.07.2017 tarihinde yapılan incelemede, kontrol muayenesi kayıtlarının sisteme girilmediği fark edilmiş ve aylık durdurulmadan kontrol işlemleri başlatılmıştır. Bu kapsamda 15.11.2017 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesi’nde muayene yapılmış, 13.12.2017 tarihinde Bölge Sağlık Kurulu, mevcut hastalık ve arızalarına rağmen davacının malul sayılamayacağına karar vermiştir. Ardından 18.01.2018 tarihinde, Kurul kararı doğrultusunda, çalışma gücünün üçte ikisini kaybetmediği gerekçesiyle davacı adına borç tahakkuku yapılmıştır. Davacı 09.02.2018 tarihinde Kuruma itirazda bulunmuş, ancak 17.06.2019 tarihinde tekrar üçte iki oranında çalışma gücünü kaybetmediği gerekçesiyle malul sayılamayacağı yönünde karar verilmiştir. 2.Davacı maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama kapsamında 29.12.2021 tarihinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, 2008 ve 2013 yılı malullük yönetmeliklerine göre davacının mevcut hastalık ve arızaları nedeniyle %60 oranında kayıp kriterini karşılamadığına ve malul sayılamayacağına ilişkin raporları üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki verilen karar, dosya kapsamındaki deliller tam olarak değerlendirilmeden ve gerekli araştırmalar tamamlanmadan tesis edilmiş olup, eksik incelemeye dayalıdır. 3.Mülga 506 sayılı Kanun’un 53. maddesinde, Kurum hastanelerinden alınacak usulüne uygun sağlık kurulu raporları ile bu raporlara dayanak teşkil eden tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda, çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybettiği belirlenen sigortalının malul sayılacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık, 5510 sayılı Kanun’un 25 ve 26. maddeleri ise çalışma gücünün veya iş kazası ya da meslek hastalığı sebebiyle meslekte kazanma gücünün en az %60 oranında kaybedildiğinin, Kurum tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca düzenlenecek raporlar ve dayanak belgelerin Kurum Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucunda tespit edilmesi halinde, sigortalının malul sayılacağını öngörmektedir. Ayrıca, en az on yıl sigortalılık süresi ile birlikte toplam 1800 gün veya başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede malul olanlar yönünden yalnızca 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş olması şartıyla, sigortalının çalıştığı işten ayrılması, işyerini kapatması veya devretmesi ve Kuruma yazılı başvuruda bulunması halinde, malullük aylığı bağlanabileceği düzenlenmiştir. 4.Davalı Kurum, davacının meslekte kazanma gücünün 2/3 oranında veya %60 seviyesinde kaybı bulunmadığı gerekçesiyle malullük aylığının iptaline karar vermiştir. Ancak gerek Kurum Sağlık Kurulu kararlarında gerekse Adli Tıp ilgili İhtisas Dairesi raporlarında, malullük halinin sona erdiği tarihin açıkça belirtilmediği görülmektedir. Bu durumda, öncelikle davacının maluliyet niteliğini yitirdiği tarihin açık şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. 5.Öte yandan; 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinde "Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının; a) % 50 ilâ %59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün, b) % 40 ilâ %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94. madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilirler." düzenlemesi getirilmiş olup davacının söz konusu düzenleme kapsamında yaşlılık aylığı şartlarını taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir. 6.Kabule göre 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlığını taşıyan 96. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Davacının aylık bağlama kararı ile kontrol kaydına ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi herhangi bir taahhüt formu imzalatıldığına dair delil ve belge de bulunmamaktadır. Üstelik bir kontrol kaydı bulunduğunu da Kurum yıllar sonra farketmiştir. Dolayısıyla davacı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin b bendi kapsamında yapılacak irdeleme ile tarafların hak ve borçlu olduğu ve olmadığı tutarlar belirlenerek bir karar verilmelidir. 7. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5928, K. 2024/8604, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5928-e-2024-8604-k-8e53fc7ff65d