Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5696 E. 2024/12232 K.

Konu: Prime Esas Kazancın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5696
Karar No
2024/12232
Karar Tarihi
Konu
Prime Esas Kazancın Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1817 E., 2024/380 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/1172 E., 2018/35 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... SGK no ile sigortaya kayıtlı olduğu, emeklilik tahsis numarasının ... olduğu, davacının 20.09.2010 tarihinde emekli olduğu ve kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının davalı iş yerinde 01.01.1992-16.11.1995 tarihleri arasında en son görsel yönetmen olarak görev yaptığı, davacıya telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin ücretin bir parçası olduğu, davacının görev yaptığı iş yerlerinde tüm çalışanlarının maaşlarının ikiye bölünerek bir bölümü telif ücreti adı altında ödendiği, davacının da maaşının uzun yıllar boyunca ikiye bölündüğü ve bir bölümünün telif ücreti adı altında banka hesabına yatırıldığı, davacının davalı iş yerinde görsel yönetmen olarak görev yaptığı, davacının yürüttüğü görevin telif ücreti ödenmesine de uygun olmadığı, telif ücreti ödemesi yapılan işin parçalara bölünebilmesi ve her parça iş için ayrı miktarlarda ödeme yapılması halinde mümkün olduğu, davacının ise kendisine telif ödemesi yapılmasını gerektirecek biçimde çalışmadığı, davalı iş yerindeki söz konusu uygulamanın uzun yıllar devam ettiği, bu uygulamanın konu edildiği İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2005/578 Esas sayılı 07.03.2006 tarihli kararında dava davalı gazeteciye yapılan düzenli telif ödemelerinin ücretin bir parçası olarak kabul edildiği, davalı şirket tarafından 2009 yılında telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin aylık ücrete dahil edildiği, davalı şirketin telif ücreti uygulamasının bir yandan çalışanların işçilik haklarını kısıtladığı, bir yandan da vergi kayıplarına yol açtığı, davacının SGK hizmet dökümü incelendiğinde de görüleceği gibi Temmuz 2009 ayına ilişkin "kazanç" 2.797TL iken takip eden ayda "kazanç" 4.504 TL olduğu, bu durumda davacıya telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin aslında aylık ücretin bir parçası olduğunu açıkça ortaya koyduğu, telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin prime esas kazanç miktarlarına dahil edilmesi gerektiği iddiasıyla davacıya telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin prime esas kazanç olarak kuruma bildirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığının, ilk aylık bağlama tarihinden itibaren, bu ücret üzerinden Kurumca yeniden belirlenmesine ve düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki ve zamanaşımı itirazlarında bulunduğu, esasa ilişkin beyanlarında ise şirketin davacı ile imzalamış olduğu hizmet sözleşmesine ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna uygun olarak ücretlerinin tam ve eksiksiz olarak ödendiği, herhangi bir şekilde davacının ücretinin bölünmediği, SGK'ya eksik bildirimde bulunulmadığı, davacı ile davalı ... Ajansı AŞ arasında imzalanan hizmet sözleşmesi gereğince davacı ile net ücret üzerinde anlaşılmış olup, bu ücrete 5953 sayılı Basın ve Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 14. maddesine uygun olarak ikramiye ve Sosyal Yardımlarda dahil olmak üzere net ücret üzerinden ücret ödemesi yapıldığı, davacının iş yerinden Ekim 2010 da emekli olduğu ancak 01.11.2010 tarihli sözleşme ile davalı ... bünyesinde çalışmaya devam ettiği, son olarak işten ayrılmış olduğu Nisan 2011 bordrosuna bakıldığında son aylık brüt ücretinin 1.800 TL olduğu, net ücretinin iş ikramiye ve iş ücreti de dahil edilerek toplam olarak 2.000 TL olduğunun söz konusu ücret haricinde kendisine telif ve benzeri ad altında şirket tarafından başka bir ödeme yapılmadığının açık olarak görüldüğü, belirtilen dönemler gözönünde bulundurulduğunda davacının dava dilekçesi ekinde belirtmiş olduğu diğer kişilere yapılan telif benzeri hiçbir ödemenin davacıya yapılmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğu, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerin Kurum kayıtları ile örtüşmediği, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddialarının Kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlanması gerektiğinden davacının çalışma iddialarının salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlanmasına muvafakatlerinin olmadığı, iş yerinin varlığının, iş yerinin 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiği, davacının tespitini talep ettiği döneme ilişkin davalı işverene ait iş yeri kayıtlarının incelenmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bakırköy 17. İş Mahkemesi tarafından 06.02.2018 tarihli ve 2013/1172 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararla Basın İş Kanunu çerçevesinde işverenin ücret dışında yaptırmış olduğu işlerden dolayı yaptığı ödemelerin de prime esas kazanca dâhil olacağı açıktır. Buradaki telif ücretinden kasıt dışarıda üretilen bir sanat eseri ve sair bunun gibi bir yazı ve fotoğrafın belirli bir zaman dilimine bağlı olmaksızın üretilip karşılığının gazete sahibinden alınması durumudur. Ancak celp edilen banka kayıtlarından yapılan dökümde görüldüğü gibi her ay muntazam periyodik olarak belli dönemlerde değişen aylık ödemeler halinde yapılmış olan bu ödemenin gerçek bir telif ücreti değil bir ücret ödemesi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 2000/3 -2009/7 aylar arasındaki prime esas kazançlarının tespitine, davacının fark primlerinin işverenden tahsili yolundaki talebinin idari bir işlem olması sebebiyle bu yöndeki talebinin reddine, eksik ödenmiş olan yaşlılık aylarına ilişkin farkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'dan tahsiline, fazlaya dair diğer tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli ve 2013/1172 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/1722 Esas, 2019/2200 Karar sayılı kararı ile Mahkemece, 2000/3 ayından 2009/7 ayına kadar ödenen telif ücretlerinin prime esas kazanç olarak Kurumu bildirilmesi gerektiğinin tespitine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı bu nedenle davalı şirket vekilinin istinaf isteminin reddi gerektiği, ancak işverenlikçe bildirilen ücretler üzerinden aylık bağlayan davalı Kurumun bu yöndeki eksiklikten dolayı bir kusurunun bulunmadığı gözetilmeksizin, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup kurum istinafının yerinde olduğu, ayrıca yaşlılık fark aylıklarının faizi ile ödenmesinde faiz yönünden 506 sayılı Kanun'un 116.md dikkate alınarak tahsis talep tarihinden itibaren Kurumun 3 ay inceleme süresi bulunduğu dikkate alınarak yaşlılık fark aylıklarının hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili yerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmadığı gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı, davalı Kurum vekillerinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli, 2013/1172 Esas - 2018/35 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının 2000/3-2009/7 aylar arasında prime esas kazançlarının tespitine, davacının fark primlerinin işverenden tahsili yolundaki talebinin idari bir işlem olması sebebiyle bu yöndeki talebinin reddine, eksik ödenmiş olan yaşlılık aylarına ilişkin farkların 506 sy.'nın 116.md nazara alınarak fark aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'dan tahsiline, fazlaya dair diğer tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/1722 Esas, 2019/2200 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 11.10.2022 tarihli ve 2020/4833 Esas, 2022/12212 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. Maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki iş yeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur. 506 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 'işveren; ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...' olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki iş yeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Aynı zamanda yazılı delil niteliğindeki bildirgenin fiili çalışmayı doğrulayıp doğrulamadığının da tespiti gerekmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundadır. İşverenin kim olduğu konusunda kuşku bulunan bu davanın niteliği itibariyle, alınacak ilam; sonuçta, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından infaza ve böylece sigortalının bu hakkının tesciliyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline yol açacağından sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere karşı da açılması gerekir. Eldeki davada da davacının prime esas kazanç tespiti istemi bakımından, davacının sigortalı bildirimlerinin yapıldığı dava dışı tüm şirketlerin davaya dâhili suretiyle taraf olduktan sonra bu şirketin delil ileri sürmesi ve savunma yapmasına imkân tanımak gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asın İş Kanunu çerçevesinde işverenin ücret dışında yaptırmış olduğu işlerden dolayı yaptığı ödemelerin de prime esas kazanca dahil olacağı açıktır. Buradaki telif ücretinden kasıt dışarıda üretilen bir sanat eseri vs. bunun gibi bir yazı ve fotoğrafın belirli bir zaman dilimine bağlı olmaksızın üretilip karşılığının gazete sahibinden alınması durumudur. Ancak celbedilen banka kayıtlarından yapılan dökümde görüldüğü gibi her ay muntazaman periyodik olarak belli dönemlerde değişen aylık ödemeler halinde yapılmış olan bu ödemenin gerçek bir telif ücreti değil, bir ücret ödemesi olduğu kanaati benimsenmiştir. Telif ücreti olarak ödendiği belirtilen ödemelerin davacının prime esas kazancında ücret olarak belirlenip Kuruma bildirilmesi gerektiği açıktır.Bu sebeple celbedilen ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası tarafından gönderilen hesap hareketlerinden açıkça telif ücreti yazan miktarların aylar itibariyle esas alınması ancak bu esas alınırken prime esas kazancın tavan sınırının da aşılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 2000/3-2009/7 aylar arasında prime esas kazançlarının (tek tek ayrıntılı olarak) tespitine, davacının fark primlerinin işverenden tahsili yolundaki talebinin idari bir işlem olması sebebiyle bu yöndeki talebinin reddine, eksik ödenmiş olan yaşlılık aylarına ilişkin farkların 506 sayılı Kanun'un 116.md nazara alınarak fark aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'dan tahsiline, fazlaya dair diğer tüm taleplerin reddine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; telif ödemelerin her ayda bir kez yapıldığı ancak bazı aylarda ay başına ve ay sonuna denk geldiği, bu husus nazara alınmadığından ait oldukları aylara değil ödemenin gerçekleştiği aylara mal edilmeleriyle 23 aylık ödemenin ait oldukları aylara maledilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan telif ödemelerinin prime esas kazanca dahil edilemeyeceği, iddiaların yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davaya Kurum neden olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; telif benzeri ödemelerin davalı tarafından yapılmadığı, bilirkişi tespitlerinin hatalı olduğu, zamanaşımı ve diğer itirazların nazara alınmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prime esas kazançların tespitine ilişkindir. 1.Hizmet tespitine ilişkin davalar, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi ile birlikte, 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 maddelerine dayanmaktadır. Anayasada güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının gerçekleşmesi bakımından bu tür davalar kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle, sigortalılık süresinin tespitine yönelik yargılamalarda yalnızca tarafların sunduğu delillerle yetinilmeyip, mahkemece gerekli hâllerde resen araştırma yapılmalı; çalışmanın geçtiği iş yeri kayıtları, bordrolar, SGK belgeleri, tanık beyanları ve varsa müfettiş raporları dosyaya getirtilmeli; işin niteliği, mevsimselliği ve sürekliliği dikkate alınarak çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri yöntemli biçimde belirlenmelidir. Öte yandan, bu tür davalarda Mahkeme kararının kesinleşmesi hâlinde, karar işverence SGK’ya verilmemiş belgelerin yerini alır ve hükümde ayrıca 1 günlük ücretin 77 ve 80 maddelere göre belirlenmesi gerekir. 2.Davacıya 200/3 - 2009/7 ayalar arasındaki dönem prime esas kazançlarının davacıya banka üzerinden çeşitli adlarla yapılan ödemeler esas alınarak tespitine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi yerindedir. Ne var ki; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, işçiye ödenen ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Aynı maddenin devamında ise ücretin en geç ayda bir ödeneceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, işçinin emeğinin karşılığı olan ücretin, doğrudan doğruya çalışılan döneme ilişkin olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim, işçinin o ay içinde yaptığı çalışma karşılığında hak ettiği ücret, çalışmanın fiilen gerçekleştiği ayla doğrudan ilişkilidir. Bu durum, ücretin niteliği gereği, geçmiş ya da gelecekteki bir ayın karşılığı olarak değil, doğrudan ilgili çalışma dönemi için verilmesi gerektiğini ortaya koyar. İşçiye yapılan ödemenin hangi dönemin karşılığı olduğunun belirlenmesinde asıl ölçüt, fiilen çalışmanın yapıldığı ay ve işverence yapılan ödemenin bu çalışma karşılığında verilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, örneğin Mart ayı içinde çalışan bir işçiye Nisan ayında yapılan ödeme, esasen Mart ayı çalışmasının karşılığıdır. Bu bağlamda, ücretin ödeme tarihi değil, hangi dönemdeki çalışmaya karşılık ödendiği belirleyici olup hizmet tespiti veya prime esas kazancın belirlenmesi gibi uyuşmazlıklarda bu ilişki gözetilerek değerlendirme yapılmalıdır. 3.Hükme esas alınan ve davalı işveren tarafından davacı işçiye yapılan ödemelerin, aynı ay içinde birden fazla kez gerçekleştiği; bu ödemelerin ise genellikle ayın başı ve sonu gibi farklı tarihlere denk geldiği anlaşılmaktadır. Ancak, söz konusu ödemelerin hangi ayda gerçekleştirildiğinden ziyade, hangi çalışma dönemine ait olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Zira ücretin temel niteliği gereği, işçiye yapılan ödeme, fiilen çalışmanın karşılığı olup, hangi ayda ödenmiş olursa olsun, esasen hangi ayda çalışıldığı ile ilişkilendirilerek değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, ödeme tarihlerine göre değil, işçinin hangi dönem için çalıştığına göre ücretin ait olduğu ay belirlenmeli; buna ilişkin tespit yapılmaksızın sadece ödemenin yapıldığı ay esas alınarak karar verilmesi, maddi gerçekliğe ve hukuki değerlendirme ilkelerine aykırılık teşkil eder. Mahkemece, ödemelerin ilgili olduğu çalışma dönemleri araştırılmadan, salt ödeme tarihine bakılarak hüküm kurulması, hizmet süresinin ve prime esas kazançların hatalı belirlenmesine yol açabileceğinden, hükmün sağlıklı şekilde tesisine engel oluşturur. Bu nedenle, her bir ödemenin hangi aya ait olduğunun yöntemli biçimde tespit edilmesi ve buna göre değerlendirme yapılması zorunludur. 4. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5696, K. 2024/12232, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5696-e-2024-12232-k-aafae40cd118