Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4255 E. 2024/6737 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4255
- Karar No
- 2024/6737
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1426 E., 2024/160 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/373 E., 2022/109 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait iş yerinde 17.02.1999 - 10.09.2018 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını ancak sigorta kayıtlarında işe girişinin 20.11.2002 olarak gösterildiğini, hizmetinin SGK’ya eksik bildirildiğini, eksik bildirilen 17.02.1999 - 19.11.2002 arası dönemde asgari ücretle çalıştığını ve davanın SGK’ya ihbarı talep ettiğini belirterek 17.02.1999 – 19.11.2002 tarihleri arasındaki sigortalı hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı cevap dilekçesinde özetle; kendisinin Ankara Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, davacının 17.02.1999 yılında yanında sekreter olarak çalışmaya başladığını, ücretinin asgari ücret olduğunu, ofis işlerinden sorumlu olduğunu, zaman zaman dilekçelerin Mahkemeye verilmesi için adliyeye gitmişliği de olduğunu, davacının ilerleyen yıllar içinde avukat katibi olarak çalışmasına devam ettiğini, davacının yanında 17.02.1999 – 10.09.2018 tarihleri arasında çalıştığını, davacının işe başladığında işyerinde başka çalışanı olmadığını, davacıya ait herhangi bir sağlık karnesi, ücret bordrosu, izin kağıdının elinde mevcut olmadığını, ücret giderlerini fazla mesai vs. yazdığı herhangi bir defteri de bulunmadığını beyan etmiş; 13.03.2019 tarihli celsede, davacının davasını kabul ettiğini, sehven sigorta girişinin unutulduğunu beyan etmiştir. 2.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, yetki, görev, husumet, hak düşürücü süre, kesin hüküm, derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın haksız olduğunu, ek beyan vermek için süre talebinde bulunduklarını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait iş yerinden 20.11.2002-31.12.2002 tarihleri arasında hizmet bildiriminin bulunduğu, davacının 17.02.1999 - 19.11.2002 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep ettiği, ancak 01.05.2003-30.09.2005 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık bildiriminin bulunduğu, bu nedenle davacının çalışmalarının blok çalışma şeklinde değerlendirilemeyeceği, davacının, davalıya ait iş yerinde çalıştığı ilk dönem olan ve Kuruma son bildirilen 31.12.2002 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin 31.12.2007 tarihinde dolduğu anlaşılmakla davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; 20.11.2002-31.12.2002 tarihleri arasında yapılan bildirimlerinin hak düşürücü süreye engel olduğunu, isteğe bağlı sigorta primi ödediği dönemde bile davalının yanında çalışmaya devam ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair Mahkeme kararı gerekçesinin yerinde olduğu nedeni ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. 3. Değerlendirme 1.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 2.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 3-Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da sigorta müfettişi tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. Halbuki blok çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir. Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek Kanun'daki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü sürenin işlevsiz hâle gelmesi sonucunu doğuracaktır. Kanun'un açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp bu hâlde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı devam etmektedir. 4.Somut olayda, davacının, davalı işveren yanından 20.11.2002-31.12.2002, 21.10.2005-10.09.2018 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunduğu, yine hizmet tespitini talep ettiği dönem içerisinde, 01.05.2003-30.09.2005 tarihleri arasında ise isteğe bağlı sigortalı bildirimlerinin bulunduğu, davanın ise 25.10.2018 tarihinde açıldığı, Mahkemece isteğe bağlı sigortalılık dönemindeki bildirimleri nedeniyle çalışmanın kesintiye uğradığı ve blok çalışmanın olmaması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmıştır. 5. Davacının talebinin 17.02.1999-10.09.2018 tarihler arası dönem olduğu ve kesintisiz çalıştığını iddia ettiği, davacının aralıksız çalıştığının tanık, banka kayıtları ile sabit olduğu, isteğe bağlı sigortalı olduğu 01.05.2003-30.09.2005 tarihleri arasındaki dönem için zorunlu sigortalı olduğunu talep etmemesi bu dönemin hak düşürücü süre olarak dikkate alınacağı anlamını taşımayacağı, çünkü bu dönem içerisinde davacının, davalı yanında çalıştığının 17.04.2003-14.06.2005 tarihleri arasında davacı adına, davalı tarafından yatırılan ödemeler olduğu ( kira, dava harç ödemeleri v.s), isteğe bağlı sigortalılık döneminin zorunlu sigortalılığa da engel bulunmadığı anlaşılmakla, buna göre bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken aksi kabul ile hüküm tesisi bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.