Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3831 E. 2024/6516 K. – Rücuen Tazminat
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3831
- Karar No
- 2024/6516
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/260 E., 2022/64 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalı Türk Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Nak.Şti sigortalılarından ... ...'ın 24.01.2000 tarihinde maruz kaldığı trafık-iş kazası sonucu %84 oranında malul kaldığı, Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/592 Esas sayılı dosyasından açılan dava sonucu verilen kararda davalı ... Uçarın cezalandırılmasına karar verildiği, sigortalıya 192.426,28 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, kazaya neden olan aracın Halk Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu trafik sigortası yapıldığı, tanzim olunan müfettiş raporunda sigortalının işe giriş bildirgesinin yasal süre dışında kazadan sonra Kuruma verilmesi nedeniyle işverenin 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre diğer davalı ...'ın da 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine göre sorumlu olduğu iddiasıyla Kurum zararının 48.106.57TL’sinin davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti içerisinde kalınarak) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 05.11.2015 tarihli dilekçe ile bedeli artırarak 96.213,14 TL'nin davalı şirket ile sigorta şirketinden, 96.213,14 TL'nin davalı ... ve sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi açısından poliçe limiti içerisinde kalınarak) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... Nakliyat Hafriyat Ticaret Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin muhtemel iş kazalarını önlemek amacıyla her türlü iş sağlığı ve güvenliği tedbirini almış olmasına rağmen kazalının kendi işinin başında olması gereken saatte kazaya konu araçta bulunarak kendi ihmal ve kusuru yüzünden malul olduğu, Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesindeki 2000/592 Esas sayılı dosyadan verilen karara göre şoför ...'ın % 100 kusurlu olduğu, gerekli tüm özen gösterildiğinden kusursuz sorumluluk halinin de söz konusu olmadığı, sigorta ve iş müfettişi raporlarının çelişkilerle dolu olduğu, olayla davalı şirket arasında illiyet bağı bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde şirketin eski unvanının Birlik Sigorta A.Ş. olduğunu, 01 KC 813 plakalı aracın trafik sigortasının Halk Sigorta A.Ş. olduğunun görüldüğü, poliçelerin şirkette mevcut olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazanın 24.01.2000 tarihinde olduğu ve davanın 06.06.2014 tarihinde açılması karşısında davanın zaman aşımına uğradığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 22.03.2016 tarihli ve 2014/186 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararla bilirkişi kusur raporunda olay teftiş raporu incelenmek sureti ile kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre iş kazası olduğu, davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davalı işveren ... Nak. Tic. AŞ.'nin kusurunun bulunmadığı, ve sigortalı işçi ... ...'ın da kusurunun bulunmadığının belirlendiği, tüm dosya kapsamı, SGK Teftiş raporu, tanık beyanları ile alınan kusur raporundaki kusur oranları ve yapılan ödemeler doğrultusunda alınan hesap raporunun nazara alındığı gerekçesiyle davanın davalılardan ... yönünden kabulü ile 96 213,14 TL'nin davalı ... Uçardan 31.10.2012 onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı Kuruma verilmesine, davalı Halk Sigorta AŞ hakkında açılan davanın sıfat yokluğu nedeni ile usul yönünden reddin, davalı ... Nakliyat Hafriyat Tic. San. AŞ hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2014/186 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılardan ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce 12.03.2019 tarihli ve 2016/15593 Esas, 2019/2289 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi ile 'Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.' düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir. Eldeki davada ise, kaza tarihinde düzenlenen poliçede Halk sigorta yazılı ise de kaza tarihindeki mevcut şirketin sonradan unvan değişikliği yaptığı ve Yapı Kredi Sigorta AŞ. olarak faaliyete devam ettiğinin anlaşılması karşısında, husumetin doğru sigorta şirketine yöneltilip yöneltilmediği, yeniden araştırılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. 2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddeleri olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Trafik-iş kazasının vuku bulduğu 24.01.2000 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 9. maddesi ile; 'İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.' hükmü getirilmiş, anılan Yasanın 10. maddesinde de, 'Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tespit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmeyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22’nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26’ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.' düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. İşverenin, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında '...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51-52. Maddeleri) uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...' gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, %50'den az olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Eldeki davada ise, meydana gelen trafik-iş kazası nedeniyle davalı şöför Hıdır’ın %100 kusurlu olmasına göre, işveren ... Nakliyat San. Tic. A.Ş.’nin sorumluluğunun, belirlenen %100 kusurdan BK. 43. ve 44. maddeleri gereğince en az %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak belirlenmesi ve bu arada da taleple bağlı kalmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen dosya kapsamı, toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamı içeriği ve aldırılan 02.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporu içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde, Kurum sigortalısı ... ...'ın davalı işveren nezdinde belirsiz süreli hizmet akdi ile çalıştığı esnada, 24.01.2000 tarihinde trafik-iş kazasına maruz kaldığı ve %84 oranında malul kaldığı, aldırılan 02.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunun denetime elverişli, delillere uygun olduğu, kurum alacağının doğru belirlendiği, 506 sayılı Kanun'un 10 ve 26 ncı madde hükümleri gözetilerek davalı işveren şirketin kazalı işçinin işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma vermemiş olması nedeniyle Kurum alacağından, olayda %100 kusurlu bulunan davalı ... ile birlikte sorumlu olacağı, davalı ... şirketinin ise poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan yasa hükümleri gereğince, Kurumca sigortalıya ödenen 192.426,28 TL ilk peşin değerli gelirin tavan miktarı da gözetilerek ve %50 oranında hakkaniyet indirimi uygulanmak sureti ile tespit edilen 96.213,14 TL ilk peşin sermaye değerli gelirden oluşan Kurum alacağından birlikte sorumlu alacakları kanaatine varılmakla, 96.213,14 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 31.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine dair hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 96.213,14 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 31.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; %100 kusur karşılığının hüküm altına alınması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalının kazaya uğradığı araca ilişkin tanzim edilmiş bir poliçe tespit edilemediği, Ticaret Siciline yazılan müzekkereden Yapı Kredi Sigorta AŞ'nın eski unvanının Halk Sigorta Türk Anonim Şirketi olduğunun tespit edildiği ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, trafik - iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan davacı Kurum zararının davalılardan rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. 2.İlgili Hukuk 1. Davaya konu iş kazası 24.01.2000 tarihinde meydana gelmiş olup yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 9, 10 ve 26 ncı maddeleridir. 2. 506 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir: "İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadelitaahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır. " 3.506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi şöyledir: "Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tesbit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmiyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, yukarıki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22 nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermaye değerleri tutarı, 26 ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir." 4. 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 20/6/1987 - 3395/2 md.) İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (…) Kurumca işverene ödettirilir.(Ek cümle:29/7/2003-4958/28 md.) İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlanan bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 Esas, 2006/521 Karar sayılı kararı). 2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e ..., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) 3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 4. İnceleme konusu dava dosyasında, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak bozmaya uyulduğu halde, bozma gereği yerine getirilmemiştir. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. 5. Bozmada belirtildiği üzere, davalılardan işverenin sorumluluğunun 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, üçüncü kişinin sorumluluğunun ise 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine göre sorumluluğu, kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10 uncu maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. 6. İşverenin, 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 tarihli ve 1994/800 Esas, 1995/166 Karar sayılı ilamı uyarınca işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü maddeleri uyarınca, %50'den az olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir. 7. Eldeki dosyada; hafriyat iş yerinde 03.01.2000 tarihinde işe başlayan sigortalının 24.01.2000 tarihinde iş kazasına maruz kalarak sürekli iş göremezlik durumuna girdiği, sigortalının işe girişine ilişkin bildirgenin 25.01.2000 tarihinde davacı Kurum kayıtlarına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla iş kazasının oluşunda kusursuz davalı işverenin 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında sorumlu tutularak Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü maddeleri de nazara alınmak suretiyle Kurum zararının yarısından sorumlu tutulması yerindedir. Ne var ki; Mahkemece davalılardan üçüncü kişi ...'ın iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu tespit ve kabul edilmiştir. Sorumluluğu 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin 2 nci fıkrasına dayalı davalı üçüncü kişinin, olayın oluşumunda tam kusurlu olduğu nazara alınarak Kurum zararın tümü yerine, yanılgılı değerlendirme ile yarısından sorumlu tutularak talebin hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.