Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15474 E. 2025/6674 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15474
Karar No
2025/6674
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/114 E., 2023/221 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ...'e ait şehir içi yolcu taşımacılığı iş yerinde çalıştığını, ... plaka sayılı araç ile ... marketinin müşteri servisi taşımacılığı işinde şoför olarak 15.06.2006 - 20.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığını, müvekkilinin sigortasının yapılmaması nedeni ile 20.11.2012 tarihinde SGK ya şikayette bulunduğunu incelemeler üzerine 21.08.2010 tarihinden bu yana sigortalı çalışmalarının tespiti ile tesciline karar verildiğini, müvekkilinin emeklilik süresini tamamlayabilmek için ...'in yanında hiç maaş almadan çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını, 20.05.2014 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, ve 20.05.2014 tarihinde haksız olarak işine son verildiğini ve ...'e ait iş yerinde 15.06.2006 - 21.08.2010 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak aralıksız ve tam süreli çalışması bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurum kayıtlarının incelenmesinde diğer davalı iş veren hakkında kurumlarına yapılan ihbar başvurusu üzerine, 23.03.2013 tarihinde kurum denetim görevlileri tarafından rapor tanzim edildiğini, davacının 15.06.2006 - 20.05.2014 yıllarına dair tescil talebinde bulunduğunuistenilen sürenin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş olduğundan açılan davanın gerek esastan gerek hak düşürücü süre bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1-Davacının 06.12.2006 - 21.08.2010 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı işyerinde aralıksız ve kesintisiz asgari ücret ile şoför olarak çalıştığının tespitine, 2-06.12.2006 tarihi öncesine ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2021 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 29.12.2021 tarihli ilamında, "... Dosyanın tetkikinde; davacının, dava dışı ... A.Ş.'nin Tarsus şubesinin müşteri servisi taşımacılığı işini davalı ...'in aldığını ve ... plakalı araçta şoför olarak çalıştığını beyan ettiği, dava dışı ... A.Ş. ile dava dışı ... arasında imzalanan taşıma sözleşmesinin 08.12.2006-07.12.2007 dönemine ait olduğu, sonraki dönemlerde şirketin kimlerle sözleşme imzaladığına dair dosyada belge bulunmadığı anlaşılmakla; 07.12.2007 tarihinden sonra müşteri taşıma işiyle ilgili olarak dava dışı ... A.Ş.'nın kimlerle sözleşme yaptığının ve ödemelerin kime yapıldığının araştırılması, servis hizmeti veren araçların plakaları ile ücret ödeme belgelerinin getirtilmesi, gönderilmediği takdirde bilirkişiye yetki verilerek ve işyerinde inceleme yapılarak varılacak sonuca göre uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek bir karar verilmelidir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar ve Tashih Şerhi İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararı ile "davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-Davacının, dava dışı ... işyerinin alt işvereni olan davalı ... işyerinde 08.12.2006 - 07.12.2007 döneminde asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi 23.06.2023 tarihli tashih şerhinde ise "... 08.12.2006 - 07.12.2007 tarihlerinin gerekçeli kararın gerekçesinde belirtildiği üzere sehven yazılmış olduğu anlaşılmakla, söz konusu hatanın açık maddi hata olduğu kayıtlardan sabit olmakla; Hüküm kısmının 1. maddesinin "Davacının, dava dışı ... işyerinin alt işvereni olan davalı ... işyerinde 08.12.2006 - 01.12.2009 döneminde asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde tashihine karar vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hizmet tespitine ilişkin olup uyuşmazlık tashih kararı ile kısa kararı genişletecek mahiyette yeni bir hüküm ihdas edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 1. Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149. (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. 3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. 4.Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. 5.Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304. maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır. 7. Somut olayda, mahkemece 01.06.2023 tarihli duruşmada açıklanan kısa kararda davanın kısmen kabulü ile davacının, dava dışı ... işyerinin alt işvereni olan davalı ... işyerinde 08.12.2006 - 07.12.2007 döneminde asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında da aynı dönemin hüküm altına alındığı belirtilmişken, 23.06.2023 tarihinde düzenlenen tashih şerhi ile maddi hata yapıldığı gerekçesiyle davacının 08.12.2006 - 01.12.2009 döneminde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verildiği dikkate alındığında, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı, mahkemenin karar vererek dosyadan elini çektikten sonra (HMK’nun 305/A maddesindeki hükmün tamamlanması hali saklı kalmak üzere) tashih şerhiyle gerekçe dahil hükmü genişletip, değiştiremeyeceği hususu dikkate alınmadan, yukarıda işaret olunan şekilde çelişkiler içeren ve hükmün icrasında tereddütler oluşturacak mahiyette bir karar verilmiştir. Ayrıca tashih kararı tavzih usulüne tabi olup, HMK’nın 305. maddesinin 2. fıkrası gözetilmeksizin infaza elverişli bir karar tesis edilmemesi de isabetsizdir ve bozmayı gerektirir. 8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi kanunun emredici hükümlerine aykırı olup bozma nedenidir. 9. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15474, K. 2025/6674, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-15474-e-2025-6674-k-773e1e0b958e