Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13332 E. 2025/11662 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13332
- Karar No
- 2025/11662
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1462 E., 2024/2183 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/361 E., 2024/165 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.09.19 83... .03.2011 tarihleri arasında davalıya ait olan ... Fabrikasında çalıştığını, 2011 yılında emekli olduğunu, müvekkilinin solunum güçlüğü çekmesi sebebiyle doktora başvurduğu yapılan incelemeler sonucu, Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Ankara İli 2 no.lu Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği .... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20.09.2019 tarih ve ... no.lu raporda, hastalığının Pnömokonyoz hastalığı olduğu ve bu hastalığın oluşma sebebinin de mesleki olduğunun tespit edildiği, bu hastalığa maruz kalan kişilerin bu hastalıkla ömür boyu yaşamak zorunda olduklarını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca da Pnömokonyoz hastalığı, “mesleki solunum hastalığı” olarak kabul edildiğini, davacının rahatsızlığının mesleki hastalıktan kaynaklandığı MKGKO ise %18.2 olduğuna karar verildiğini,maruz kaldığı meslek hastalığında hiç kusuru olmadığını, maruz kaldığı hastalık sebebiyle gündelik işlerini dahi yapmakta zorlanmakta olduğunu, müvekkilin maruz kaldığı meslek hastalığı sebebiyle maruz kaldığı manevi zararın bir nebze telafisi için 75.000,00 TL manevi tazminatın ve 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 15.05.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını 256.568,91 TL, 26.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 603.652,36 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı yanca talep edilen, maddi ve manevi tazminat taleplerine karşılık zamamnaşımı def'inde bulunmakta olduklarını, bu alacakların zamanaşımına uğradığını, bu dava dâhilinde talep edilemeyeceğini, davanın bu talepler yönünden reddi gerekmekte olduğunu, davacı 10.09.19 96... .03.2011 yılları arasında müvekkil şirkete ait olan fabrikada takriben 15 sene ambar sorumlusu olarak çalışmış ve takriben 9 sene önce işten ayrıldığını, müvekkili şirketin kurulduğu günden beri işyerlerinde, işyeri güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili olarak her türlü tedbiri ve yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu durum yasal mercilerce muhtelif" zamanlarda yapılan denetimler ile işyeri sürekli olarak gözetim altında tutulmuş ve tutulmakta olduğunu, müvekkil şirket kurulduğu günden beri, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almış, araç ve gereçleri noksansız bulundurmuş, işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymalarını temin etmiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında,"... bilirkişi tarafından düzenlenen 26.11.2023 havale tarihli rapor dosya kapsamına alınmış, raporda davalının %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen iş kazası nedeniyle yine hesap yönünden rapor aldırılması için dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi tarafından Mahkememize verilen 01.02.2024 tarihli raporun dosya kapsamına alındığı, Mahkememizce raporun hükme esas alındığı ve %18,2 maluliyet oranı ve davalının %100 kusur oranı esas alınarak 603.652,36 TL maddi zarar hesaplandığı, davacının davasını bu miktarda ıslah ettiği, kaldırma kararı sonrası tahkikata ilişkin işlemler yapılması (bilirkişi raporları aldırılması) nedeniyle HMK md. 177 gereği ıslaha itibar edildiği, maddi tazminat yönünden bu miktar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir...." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, 1.Davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 603.652,36 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde davacının maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, davacının şirketten ayrıldıktan sonra sağlık durumunu etkileyecek herhangi bir iş yapıp yapmadığı hususunun araştırılmadığını, davacının 30 yıl boyunca sigara kullandığı ve hayvan besleme işinde de çalıştığını, Mahkemece belirlenen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, maddi tazminat hesaplamasının hatalı olduğu ve manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu, davacının 15.06.2022 tarihli hesap raporuna itiraz etmemesi belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Katılma yoluyla kararı temyiz eden davacı vekili temyiz dilekçesinde, pasif dönemin ve ücretin hatalı hesaplandığını, davacının kusuru bulunmadığını, %10 kusur oranını kabul etmediklerini, manevi tazminat miktarının çok az takdir edildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemi yönünden, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen her bir miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı yönünden reddedilen her bir manevi tazminat miktarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir.
2. Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemi yönünden; Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlık meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının 01.04.2011 tarihi itibariyle 4/a kapsamında yaşlılık aylığı almaya başladığı, davacı ile ilgili olarak pnömokonyoz meslek hastalığı teşhisinin ilk defa 20.09.2019 tarihinde konulduğu ve meslek hastalığı nedeniyle %18,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği, hükme dayanak kılınan 01.02.2024 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının 01.04.2011 tarihinde yaşlılık aylığı almaya başladığı dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle 20.09.2029 tarihinden başlamak üzere sadece pasif dönem hesabı yapılmak suretiyle belirlenen tutar olan 603.652,36 TL'nin Mahkemece hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Somut olayda, 25.04.2022 tarihli 1. hesap raporunda davacının maddi zararının 193.347,54 TL olarak belirlendiği ve bu zarardan Kurum tarafından %18,2 sürekli iş göremezlik oranına göre bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir tablosu dosyada olmadığından bu tutarın mahsup edilmediği, anılan rapora tarafların itirazı üzerine Mahkemece Kurumdan ilk peşin sermaye değerli gelirin düşülmesi ile bakiye tutarın hesaplanması için alınan 15.06.2022 tarihli ek raporrda ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığının mahsubuyla bakiye 129.180,09 TL tutarın hesaplandığı, anılan bilirkişi raporuna itirazda bulunması için 15.07.2022 tarihli duruşmada 2 haftalık kesin süre verildiği, rapora itirazın son günü 02.08.2022 tarihi olmasına karşın davacı vekili tarafından itiraz süresi geçtikten sonra 16.08.2022 tarihinde itiraz edildiği ve bu nedenle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; Mahkemece davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle 25.04.2022 tarihli hesap raporundaki asgari ücret tutarı esas alınmak suretiyle pasif dönem hesabı yapılmak ve ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı da mahsup edilmek suretiyle davacının maddi zararı hesaplanmak suretiyle bir karar vermekten ibarettir. O hâlde, davacı vekili ile davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4.Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.