Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12091 E. 2024/14013 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12091
Karar No
2024/14013
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/966 E., 2024/2194 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/58 E., 2021/445 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile aylık bağlanmasına ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 629 Esas 57 Karar sayılı dosyası ile eşinden 27.03.2001 tarihinde boşandığını, boşandıktan sonra müvekkilinin ev hanımı olarak yaşımını sürdürmeye devam ettiğini, geçim sıkıntısı çekmemeye başladığını ve 11.05.1993 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı almaya başladığını, 25.07.2019 tarihinde müvekkilinin ...'ya verdiği dilekçe ile yapılan işlemin hatalı olduğunun belirtildiği, 08.08.2019 tarihinde müvekkiline Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 56/2. maddesi uyarınca "eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocuklarının, bağlanmış gelir/aylıkları kesilir" şeklinde cevap niteliğinde yazı gönderildiğini, bahse konu Kanun maddesinin uygulanmasının gerekçesine ilişkin somut bir delile işaret etmediğini, müvekkilinin fiilen eski eşiyle birlikte olduğuna dair bir argüman da sunulmadığını, müvekkilinin boşanığı eşiyle kesinlikle fiilen bir arada yaşamadığını, müvekkilinin şu anda yalnız yaşamakta olduğunu, babasından almakta olduğu yetim aylığından başkaca gelirinin bulunmadığını yaşı ve eğitimi itibari ile de çalışabilecek durumda olmadığını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in boşandığı halde eski eşiyle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti için Kurum Denetim Memurları tarafından 12.12.2018 tarih, 2018/SÖ/063 sayılı rapor düzenlendiğini, söz konusu raporda davacı ...’in, ... ... ... ile 31.03.1971 tarihinde evlendiklerini, 27.03.2001 tarihinde boşandıklarının belirlenerek davacı ...’in, ... ... ... ile boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıklarına ilişkin araştırma yapıldığını, yapılan araştırmada davacı ile eski eşinin yasal ikamet adreslerinde fiili denetim yapılarak çevre soruşturması ve ifadeler alındığını, Kurum medula kayıtları incelendiğini, Konak İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından gönderilen davacı ve eski eşinin adres hareketlerini gösterir yazıda yer alan adreslere gidilerek fiili denetim ve çevresel soruşturmalar yapıldığını, yapılan inceleme ve fiili denetimler sonucunda çevre soruşturması ve ifadelerine başvurulan kişilerden davacıyla eski eşinin Gazipaşa Mah. .../1 Sok. ... Sitesi No:11 İç Kapı No:2 Dikili/İzmir adresinde birlikte yaşadıkları tespit edildiğini, mernis kayıtlarında yer alan adres hareketlerindeki diğer adreslerde ise davacı ve eski eşinin hiç ikamet etmediğinin tespit edildiğini Kurum medula kayıtlarına göre davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra aynı tarihlerde, aynı hastanede, aynı polikniklerde tedavi oldukları; 14.06.2013, 13.02.2014, 13.06.2014, 30.03.2015, 04.05.2015, 04.02.2018 tarihlerinde davacı ve eski eşinin tedavi için gittikleri Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık Uyg.ve Araşt.Merkezine,Torbalı Devlet Hastanesine ve Özel Gazi Hastanesine her ikisinin de verdiği telefon numarasının (...) olduğu yani aynı telefon numarasını kullandıklarını ayrıca 17.02.2015 tarihinde davacı ... ile eski eşi ... ... ...’ın birlikte, Denizli’de bulunan Köknar Eczanesi isimli eczaneden, aynı gün ilaç aldıklarını, reçetelerinin yazıldığı sağlık hizmet sunucularının da Denizli’de olduğu tespit edildiğini, tüm bu belirlemelerden davacı ...’in eski eşi ... ... ... ile boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğini ve davacının vefat eden babasından bağlanan ölüm aylığı 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi kapsamında iptal edilmiş olduğunu ve yersiz ödenen aylıkların tahsili içinde işlemlere başlandığını beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamına alınan Kurum kayıtlarının, takip dosyasının, denetmen raporunun, tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde dava niteliği gereği, davalı ... tarafından davacının ölüm aylığının iptaline sebebiyet veren Kurum işleminin iptali ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti, kesilen ölüm aylığının davacıya yeniden bağlanması ve geriye dönük alınamayan aylıkların davacıya iadesi talebine ilişkindir. Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının 1733981 sigorta sicil numaralı ... ... 'den dolayı ... tahsis numaralı dosyadan ölüm aylığı aldığı, sonrasında davacının boşandığı eşiyle birlikte boşandıktan sonra fiilen beraber yaşayıp yaşamadığı hususunda ... tarafından denetim başlatıldığı, bu denetim neticesinde düzenlenilen 12.12.2018 tarihli 2018/SÖ/063 sayılı rapora istinaden davacı ve boşandığı eşi ... ...'ın boşandıkları tarihten itibaren 12.12.2008-12.12.2018 tarihleri arasında fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi neticesinde davacının ... numaralı tahsis dosyasından almakta olduğu ölüm aylığının kesilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce ... kayıtları getirtilmiş, denetmen raporuna istinaden Yargıtay kararları uyarınca ilgili kurumlara müzekkere yazılmış, davacı ve boşandığı eşiyle ilgili kayıtlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda davacı tarafın tanıkları dinlenilmiş olup davacı tanığı ... tarafların boşandıktan sonra bir arada yaşamadıklarını ifade ederek davacının iddialarını destekler mahiyette beyanda bulunmuş, denetmen raporunda ifadesi mevcut olduğu için tutanak tanığı olarak dinlenilen ... beyanında; davacıyı ve boşandığı eşini tanımadığını beyan etmiş, diğer tanık ... ise davacıyı tanımasına karşın çok yakın bir komşuluk ilişkileri olmadığını, ...'in yalnız yaşayıp yaşamadığını bilmediğini, ... ... isimli kişinin kim olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Mahkememizce yapılan kolluk araştırması neticesinde ise davacı ve boşandığı eşine ilişkin birlikte yaşayıp yaşamadıklarına yönelik tanık tespit edilemediği anlaşılmıştır. Her ne kadar ... Kurum denetmeni tarafından düzenlenilen raporda davacı ve boşandığı eşinin beraber yaşadıklarına yönelik tespitte bulunulmuş ise de denetmen raporunda bu kanaate varılmasını kesin olarak gerektirir herhangi bir tanık beyanının mevcut olmadığı, aynı zamanlarda aynı hastaneye giden kişilerin bu husus evlilik birliği içerisinde beraber yaşadıklarının net ve kesin delili olamayacağı, bu haliyle denetimde kesin bir sonuca varılmaksızın kanaate ulaşılmış olduğu, kaldı ki davacı ve boşandığı eşinin resmi kayıtlardan sabit olduğu üzere davaya konu tarih aralığı içerisindeki yerleşim yeri kayıtlarının farklı adreslere ilişkin olduğu gibi davacı ve boşandığı eşinin davaya konu tarih aralığı içerisinde aynı yerlerde oy kullanmadıklarının sabit olduğu, yukarıda da bahsi geçtiği üzere davacı ve boşandığı eşinin aynı tarihlerde aynı sağlık kuruluşuna gitmelerinin evlilik birliği içerisinde fiilen beraber yaşadıkları sonucunu meydana getiremeyeceği" gerekçesiyle; "1-Davanın kabulü ile davacı ... TC kimlik numaralı ...'in kurum sigortalısı ... babası ... 'den dolayı 3/835624 numaralı tahsis dosyasından almakta olduğu aylığın kesilmesine yönelik davalı kurum işleminin iptali ile davacıya aylığının yeniden bağlanmasına, davacıya biriken aylıklarının davacıya ödenmesine ve davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf yoluna başvuran davalı vekili, hükme esas alınan davacı tanığının, davacının damadı olduğunu, davacının iddialarının aksi yönde beyanda bulunmasının beklenemeyeceğini, tutanak tanıklarının beyanları değerlendirilirken hükme esas alınması gereken beyanların, denetmene verdikleri beyanlarının olması gerektiğini, denetmen beyan alırken tutanak tanıklarının, yapılan işlemin sonucunu bilmedikleri için olayı tüm gerçekliğiyle olduğu gibi anlattıklarını, mahkeme nezdinde verdikleri beyanlarında davacı tarafın aylığının kesildiği bilgisine ulaştıklarını, davacı tarafından da baskı altına alınmış olduklarından ifadelerini değiştirerek davacı lehine ifade verdiklerini, Yargıtayın yerleşmiş kararlarında da tutanak tanıklarının beyanlarının değişmesi halinde denetmen raporundaki beyanların asıl olduğunun belirtildiğini, fiili denetim esnasında beyanı alınan kişilerin de davacıyla eski eşinin birlikte yaşadığına ilişkin beyanlarda bulunduklarını, davacıyla eski eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının denetmen raporuyla sabit olmasına karşın ve denetmen raporunun aksini ispatlar nitelikte dosyada delil bulunmamasına rağmen ve davacı tarafından da aksini ispatlar delil de sunulmadığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin ilk derece mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek, ... denetmen rapor içeriği, birlikte yaşadıklarına dair kolluk tutanağı, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiği, dosya kapsamında toplanan deliller ve Medula kayıtları (davacı ve eski eşinin aynı tarihte Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olması ve birbirini takip eden günlerde Fatsa Devlet Hastanesinde muayene olmaları), aynı konu ile ilgili Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının kesinleşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının boşandığı halde eski eşi ile halen birlikte yaşadığı, babasından dul ve yetim aylığı alabilmek için bu yola başvurduğu kanaatine varılmış olduğu anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir hatanın bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali, davacının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki Sosyal Güvenlik Kanunları'nda yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3. Değerlendirme Eldeki dava, Kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini beyanla kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkin olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, Kurum işlemine esas müfettiş raporunda yer alan 21.11.2018 tarihli imzalı ifadesinde, boşandığı eşinin 04.04.2014 tarihinden itibaren kayıtlı ikamet adresi olan Yeni Mah. ... Cad. No:36 İç Kapı No: 9 Aliağa/İzmir adresinde boşandığı eşiyle birlikte yaşadığına dair beyanlara karşı söyleyecekleri sorulduğunda; "... Ara sıra ziyaret amaçlı gittiğini, pazara birlikte gittiğinin doğru olduğu" hususunu belirtmiş olması, müfettiş raporuna ek 19.10.2018 tarihli tutanakta yer alan tespitlerde davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığına yönelik beyanlar, yine Gülten Yeğen ve ...'un 19.10.2018 tarihli imzalı beyanlarında bu durumu doğrulamış olmaları, MEDULA kayıtlarında davacı ve boşandığı eşinin 12.09.2007, 06.11.2007, 05.05.2008, 26.05.2008, 06.05.2009, 25.03.2014 tarihlerinde aynı hastanelere gittikleri, 17.02.2015 tarihinde aynı eczaneden ilaç almış olmaları hususları karşısında müfettiş raporundaki tespitlerin aksinin ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmektedir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12091, K. 2024/14013, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-12091-e-2024-14013-k-67df5d349bbd