Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12069 E. 2025/1911 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12069
Karar No
2025/1911
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1776 E., 2024/1256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/229 E., 2022/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket nezdinde 15.07.2017 tarihinden itibaren 03.09.2019 tarihine kadar kesintisiz olarak muhasebe elemanı olarak çalıştığını, davacının aylık maaşını almaması, haklı alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş akdini haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini, davacının haklarını ve alacaklarını istediğinde davalı şirket yetkilisi ...'nın kendisini tehdit ettiğini ve bir daha iş yerine gelirse buradan mutlu ayrılmayacağını söylediğini, bu nedenle şirket yetkilisi hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına 2019/42553 soruşturma numaralı dosya ile şikayette bulunduğunu, şirket yetkilisi vermiş olduğu ifadede davacının şirketleri nezdinde muhasebeci olarak çalıştığını kabul ettiğini beyan ettiğini belirterek davacının 15.07.2017-03.09.2019 tarihleri arasında davalı nezdinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirket nezdinde hiçbir çalışmasının bulunmadığını, müvekkili şirketin kurumsal yapıda olup çalışan bütün işçilerin ve iş yeri elemanlarının sigortasının yapıldığını, davacının 2 yıl gibi uzun bir süre sigortasının yapılacağı ümidi ile çalıştığı iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile aralarında herhangi bir iş akdinin de mevcut olmadığını, mevcut olmayan iş akdinin de feshinin de kabil olmadığını, davacının dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ifade tutanağının hali hazırda ceza dava dosyasına konu edilmiş yahut hükme esas alınmış kesin bir delil olmadığını, davacı muhasebeci olarak çalışmış ise şirket adına yapmış olduğu belirli işlemlerde imzasının olması gerektiğini, ancak davacının bu duruma ilişkin de hiçbir belge sunamadığı gibi mahkemece de celp edilmesini talep ettiği bir evrakın olmadığını, davacının müvekkili şirket nezdinde çalıştığını gösterir soyut iddiasından başka hiçbir delilinin mevcut olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddinin gerektiğini, Kurumda mevut kayıtların tetkikinde davacının hizmet tespiti istenen dönem itibariyle davalı iş yerinde çalışmasının olmadığının tespit edildiğini, bu haliyle de çalışılan süreler çalışıldığı kadarı ile ve çalışılmaya başlandığı tarih itibariyle Kuruma bildirildiğinden açılan davanın reddini talep ettiklerini, bu gibi hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden yargılamanın özel bir duyarlılık ve önemle yürütülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 15.07.2017-03.09.2019 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı iş yerinde aralıksız kesintisiz asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; dosyada dinlenen tanıklarının hiçbirisi bordro tanığı veya komşu iş yeri çalışanı olmadığını, davacı tanıklarının beyanlarında davacının ne zaman işe başladığını veya işten ayrıldığı hususunda net olarak ifade edilemediğini, davacı tanıklarının ifadeleri kamu düzenini de ilgilendiren bu tür hizmetin tespiti için yeterli olmadığını, hal böyle iken yerel mahkemece bordro tanığı olmayan soyut tanık anlatımlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, davacının başka bir delille desteklenmeyen davasının reddi gerekir iken kabulü yönünde verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 15.07.2017-03.09.2019 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. İnceleme konusu eldeki davada, davacının 15.07.2017-03.09.2019 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde muhasebeci olarak çalıştığının tespitini talep ettiği, dosyaya ibraz olunan Kurum kayıtları incelendiğinde davacı adına herhangi bir bildirim yapılmadığı, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre 19.06.2017 tarihinde tescil edildiği ve aynı tarihte vergi mükellefiyetinin de başladığı, Kurumda şirket adına tescilli 1153446 sicil numaralı, "Büro Yönetimi" mahiyetli iş yerinin 11.10.2017 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, adresinin ise "... Mah. ...Bulvarı ... Apt. No:653/A .../Mersin" olduğu, bu iş yerine ait dönem bordrolarının celp edildiği, yine davalı şirket adına 05.04.2018 tarihinde kapsama alınıp, aynı gün kapsamdan çıkarılan ve "... Mah. No:22/B .../Mersin" adresinde kurulu olduğu anlaşılan ... sicil numaralı bir iş yerinin daha tescil edildiği anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları ile sunulan belgelere göre davanın kabulüne karar verilmişse de; davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı iş yerinde çalışma iddiasına yönelik araştırma yeterli olmayıp, mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir. Somut olayda, talep edilen dönem içerisinde davalı şirket adına Kurumda tescilli farklı adreslerde kayıtlı iki ayrı iş yerinin bulunduğu, davalı şirketin ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre 07.07.2017 tarihinden itibaren adresinin "... Mah. ... Sok. No:4/1 .../Mersin" olarak tescil edildiği, vergi kayıtlarında ve ... sicil numaralı iş yerinin adresi olarak bildirilen "... Mah. ...Bulvarı ... Apt. No:653/A .../Mersin" adresinin ise 02.01.2019 tarihinden itibaren ticaret sicil adresi olarak tescil edildiği, 03.01.2019 tarihli Vergi Yoklama Fişinde de davalı şirketin "... Mah. ...Bulvarı ... Apt. No:653/A .../Mersin" adresinde 02.01.2019 tarihinde faaliyete başladığının tespit edildiği, buna karşılık ... sicil numaralı iş yeri dönem bordro tanıklarının davacıyı tanımadıkları, Vergi Dairesi tarafından yapılan araştırma ile "... Mah. ...Bulvarı ... Apt. No:653/A .../Mersin" adresinde komşu iş yeri olarak faaliyet gösterdiği bildirilen ...-1 Hafriyat Ltd. Şti.'nin bordrolu çalışanı ...'in komşu iş yeri tanığı olarak beyanlarına başvurulduğu ve davacının kendi dükkan komşuları olduğunu, ... isimli iş yerinde, iş yerinin açıldığı tarihten itibaren davacıyı gördüğünü, iş yerinin 2019-2020 gibi açıldığını, davacının belirttiği süre içerisinde kesintisiz çalıştığını doğruladığı, diğer taraftan davacı tarafından dosyaya sunulan bir kısım video kayıtları ve taraf beyanlarına göre iş yerinin "..." ve "..." adıyla isim değişikliğinden bahsedildiğinin anlaşılması karşısında; somutlaştırma yükümlülüğü gereğince Mahkemece davacının beyanı alınmak suretiyle hangi tarihte hangi adreste, davalı şirkete ait hangi mağazalarda ne kadar süre ile çalıştığı, davalı şirket adına kayıtlı başka şube iş yerleri olup olmadığı, bu şubelerden hangisinde hangi dönemde ne iş yaptığı, adres değişikliği olmuş ise daha sonra hangi adreste çalıştığı, bu iş yerlerinde kimlerle çalıştığı hususları sorulmalı, davacının talep konusu dönem içerisinde hangi iş yerinde çalıştığı netleştirilmeli, özellikle komşu iş yeri tanığı ...'in, 02.01.2019 tarihinde vergi yoklama fişi ile faaliyete başladığı bildirilen "... Mah. ...Bulvarı ... Apt. No:653/A .../Mersin" adresinde kurulu iş yerinde davacıyı kuruluşundan itibaren gördüğünü beyan ettiğinden, 02.01.2019 tarihinden önce davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği iş yeri davacıdan sorularak, bildireceği bu iş yeri yönünden de Kurum iş yeri dosyası tespit olunarak, bu iş yerinden verilen dönem bordroları getirilmeli, bordro tanıkları detaylı olarak dinlenmeli, varsa komşu iş yeri tanıklarının da tespiti yapılarak dinlenilmeli, bu kapsamda davacının çalışma iddiasının netleştirilmesi suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12069, K. 2025/1911, T. 12.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-12069-e-2025-1911-k-caa0e78fe7c1