Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11551 E. 2026/675 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11551
Karar No
2026/675
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/85 E., 2024/281 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... . ve .... A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... ... Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; 05.01.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle dava dilekçesinde 20.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, davacı vekili maddi tazminat talebini davalı ...... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 161.634,00 TL’ye arttırmıştır. Yine davacı vekili aşamalarda ibraz ettiği 14.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat istemini davalı ...... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 322.471,62 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP Davalı ... . Şti. vekili özetle; yetkisizlik itirazında bulunduklarını, Çorum 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/458 Esas sayılı dava dosyası açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, kazanın diğer şirket çalışanı ...'nın kusurundan kaynaklandığını, müvekkili şirketin gerekli önlemleri aldığını ve işçiler açısından iş güvenliğine önem verdiğini, davanın kendilerine yöneltilmesinin haksız olduğunu ve bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... . ve .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ve diğer davalıların meydana gelen kazada asli kusurlu olduklarını, davacının ... İnşaatın kalıpçı ustası olduğunu, davacınn beton işinden ve beton dökme hususunda yeteri kadar bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, müvekkilinin söz konusu iş yeri ile ilgisinin olmadığını, hesaplanacak maddi tazminatı kabul etmeyeceklerini, manevi tazminatın bu kadar yüksek olmasının haklı olmadığını, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağını, dava dilekçesinde belirtilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı ... Sağ. ve .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar davayı kendilerine karşı açmış ise de müvekkilinin işi taşeron alt firmaya anahtar teslim koşuluyla verdiğini, bu davada üst-alt işveren ilişkisi olamayacağını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkili ile diğer firma arasında alt üst işveren ilişkisi olmadığını ve bu dava ile müvekkili şirketin bir alakasının olmadığını, bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Çorum ilinde bulunan ... Hastanesi ek bina inşaatında beton döküm işini alan ... . Şirketinin işçisi olarak çalıştığını, 05.01.2012 tarihinde beton atarken şantiye şefi ...'in kendisinden gösterilen yere beton pompasını kurmasını istediğini, ona gösterdiği yerin uygun olmadığını ve yüksek gerilim hattının olduğunu, bütün sorumluluğun kendisinde olduğunu söylediğini, kendisinden beton atmasının istendiğini, kendisinin de beton pompasını kurmak zorunda kaldığını, beton atmaya başladıklarını ve sonrasında belirtilen kazanın meydana geldiğini ancak kendisinin bir kusurunun olmadığını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.04.20 17... /258 Esas, 2017/158 Karar sayılı kararı ile davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 129.255,42 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, bu ilk karara karşı davacı vekili, davalı ... ve davalı ...... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.01.2018 tarih, 2017/4356 Esas, 2018/84 Karar sayılı kararı ile emsal ücret araştırması yapılarak davacının gerçek ücretinin belirlenmesi noktasından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarih ve 2018/15 Esas, 2019/123 Karar sayılı kararı ile davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 129.255,42 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı davacı vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2021 tarih, 2019/1929 Esas, 2021/974 Karar sayılı kararı ile hükümle gerekçe arasında çelişki olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2022 tarih, 2021/105 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davalı ... Sağlık şirketinin bir kusuru bulunmadığı, davacının %10, davalı ... İnşaat... Şirketinin %60, bu %60’lık kusurun %5’inin davalı şantiye şefi ...’e ait olduğu, davalı ... İnşaat Şirketinin %30, bu %30'luk kusurun %5'inin davalı ... ...'ya ait olduğu, kaza neticesinde davacının %26,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının toplam 507.540,24 TL olduğu, ikinci ıslahın yapılamayacağı ve usuli kazanılmış haklar doğrultusunda karar verildiğinden bahisle davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine taleple bağlı kalınmak suretiyle 161.634,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli karına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... şirketi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... şirketi vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 21.11.2023 tarihli kararı ile temyiz eden davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, temyiz eden taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları yönünden sair temyiz itirazlarının reddine ancak davacı yararına hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın çok az olduğu, bunun yanında davacı vekilinin maddi tazminat taleplerini Kurum ödemelerinin rücu edilebilecek kısımları noktasında tenzilat yapılmamış bilirkişi hesap raporu doğrultusunda 161.634,00 TL’ye arttırdıktan sonra 03.03.2017 tarihli celsede “Dosyamız tekemmül etmiştir, talebimiz doğrultusunda karar verilsin” şeklinde beyanda bulunduğu, bu yönden davacı taraf aleyhine usuli kazanılmış hak oluştuğu, davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmı hesap raporunda belirlenen tutardan tenzil edildiğinde davacının talep edebileceği maddi zarar tutarının 129.255,77 TL olduğu dikkate alındığında; Mahkemenin, son aldığı bilirkişi hesap raporunu hükmüne dayanak kılmak suretiyle verdiği temyiz incelemesine konu son kararında hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı ...... Şirketi dışındaki diğer davalılar yönünden 129.255,77 TL'nin üzerinde maddi tazminata hükmetmesinin yerinde olmadığı, Mahkemece davacı lehine hüküm altına alınacak manevi tazminat tutarının açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenmesi, usuli kazanılmış hak gereğince; temyiz eden davalı ... şirketinin hüküm altına alınacak maddi tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabileceği kısmın ancak 129.255,77 TL ile sınırlı olduğunu, davacının davalı ... şirketinden talep edebileceği fazlaya ilişkin herhangi bir maddi tazminat tutarı bulunmadığının dikkate alması, hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı ... şirketi ile temyiz eden davalı ... şirketi dışındaki diğer davalılar ... İnşaat şirketi, ... ve ...'nın temyiz yoluna başvurmadıklarının, bu nedenle anılan usuli kazanılmış haktan faydalanamayacaklarının, giderek adı geçen davalıların davacının iş kazasından kaynaklanan maddi zarar tutarı 507.540,24 TL olmakla birlikte taleple bağlı kalınmak suretiyle 161.634,00 TL maddi tazminat olarak belirlenip hükme bağlanan sorumluluklarında herhangi bir değişiklik olmayacağının gözetilmesi suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 04.06.2024 tarihli kararla davalı ... Sağlık ve ... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; hesaplanan 161.634,00 TL'nin olay tarihi olan 05.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ...Sanayi ve ... Ltd.Şti, ... ve ... Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; usuli kazanılmış hak ilkesi gereği Davalı ... ve ... Ltd.Şti'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tazminatın 129.255,77 TL ile sınırlı tutulmasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile hesaplanan 120.000,00 TL'nin olay tarihi olan 05.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ...Sanayi ve ... Ltd.Şti, ... ve ... Ltd.Şti., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, her ne kadar bilirkişi tarafından ... Sağlık ve ... ... A.Ş.’nin kusursuz olduğunun belirtilmiş ise de olayın meydana gelmesinde etkin katılımının bulunması nedeniyle bu şirketin de kusurlu olduğunun tartışmasız olduğunu, zira inşaat yapımı sırasında iskelenin acil servis girişini kapatmayacak şekilde kurdurulmasının dava konusu kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluşmadığını, ayrıca Mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesi halinde kararın bu yönden de hukuka aykırı olacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükme esas alınan kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının kalıpçı olarak çalışması nedeniyle mevsimsel şartlara bağlı bir iş yaptığı ve özellikle Çorum ilinde kış aylarında don olaylarının yoğun olması nedeniyle yılın yaklaşık 4-5 ayında inşaat faaliyetlerinin durduğunu, bu nedenle davacının yılın tamamında kesintisiz çalışıyor kabul edilerek yapılan değerlendirmenin isabetsiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, teselsül hükümlerine göre karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, ayrıca gerekçeli kararda yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin hesaplanması konusunda da hatalar yapıldığını ve bu hususların da bozma nedeni oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, dava konusu işlemi aniden durdurabilmesinin fiilen mümkün olmadığını ve olayda fiili imkânsızlık halinin bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, hesaplamaya esas alınan davacının kalıpçı ustası olarak çalıştığını ve bu iş kolunun tamamen mevsimsel özellik gösterdiğini, bu nedenle çalışma süresinin mevsimsel değişiklikler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilerek tüm tazminatlar, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinden müvekkili ile diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve bu nedenle dava yönünden müvekkili hakkında ret kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Temyiz eden taraf vekillerinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının, davalı ... şirketi vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilinin dava dilekçesinde 20.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, davacı vekili maddi tazminat talebini davalı ... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 161.634,00 TL’ye arttırdığı, yine davacı vekili aşamalarda ibraz ettiği 14.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat istemini davalı ... şirketi dışındaki davalılar yönünden 322.471,62 TL'ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli kararında davalı ... Sağlık ve ... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile hesaplanan 161.634,00 TL'nin olay tarihi olan 05.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sanayi ve ... Ltd. Şti., ... ve ... Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; usuli kazanılmış hak ilkesi gereği Davalı ... ve ... Ltd. Şti.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tazminatın 129.255,77 TL ile sınırlı tutulmasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; hesaplanan 120.000,00 TL'nin olay tarihi olan 05.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ...Sanayi ve ... Ltd. Şti., ... ve ... Ltd.Şti, ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği gözetildiğinde; 1.Temyiz eden tarafların davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, 2.Davalı ... şirketinmin davacının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2.Temyiz eden davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK 361/2. fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.

Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, davalı ...'ın önceki Mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurmadığı, gelinen aşamada davalı ... aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçen davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2. Davacı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından davalı ... şirketi dışındaki davalılar ... şirketi, ... ve Hamza yönünden reddedilen fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi bulunmadığı halde hüküm fıkrasının 1-B bendinde fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmesi hatalı olduğu gibi tazminat sorumluluğu 129.255,77 TL ile sınırlu tutulan davalı ... şirketinin karar ve ilam harcından sorumluluğu noktasında bu sınırlamanın gözetilmemesi yerinde olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Temyiz eden davalı ... şirketinin davacının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 3.Temyiz eden davalı ... vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının; a.Hüküm fıkrasının 1-B bendinde yer alan "fazlaya ilişkin talebin reddine" ibarelerinin tamamen silinerek hükümden çıkarılması, b.Hüküm fıkrasının 1-B bendinde yer alan "129.255,77 TL ile sınırlı tutulmasına," ibarelerinden sonra gelmek üzere "adı geçen davalı şirket yönünden fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine" ibarelerinin yazılması, c.Hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 2 numaralın bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "2-Alınması gerekli 19.238,41 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.833,51 TL'den mahsubu ile bakiye 15.404,89 TL harcın davalılar .....Şti, ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, davalı ... ve ... Ltd. Şti'nin bu tutarın 13.193,15 TL'lik kısmından adı geçen bu davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11551, K. 2026/675, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11551-e-2026-675-k-3064dbbb8519