Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11197 E. 2024/10966 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11197
- Karar No
- 2024/10966
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1358 E., 2023/2593 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/148 E., 2022/104 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin eşinin ...'nin 01.01.1985 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı iken 1992 yılında emekliye ayrıldığını, ancak Kurumun hatalı işlemi nedeni ile davacıya 1479 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlandığını, müvekkilinin eşinin vefatı üzerine davacının Kuruma ölüm aylığı için başvurması üzerine hatanın farkedildiğini ve 1479 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylık iptal edilerek 2926 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlandığını ve fazla ödenen aylığın borç çıkarıldığını ve müvekkiline bağlanan ölüm aylığından 1/4 oranında kesinti yapıldığını, ancak düzeltme yapılırken de hatalı işlemler yapıldığını, önce davacıya 87.962.15 TL asıl, 21.556,74 TL faiz olmak üzere toplam 115.518,89 TL borç çıkartıldığını, kesinti yapılmaya başlandığını, Kurumun hatasından kaynaklı işlem sebebiyle maaştan kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek bu işlemin düzeltilmesi gerektiğini, ikinci olarak da bu olmasa bile yapılan borç hesabında murisin Tarım Bağ-Kur sigortalılığına göre aynı dönemde 51.434,57 TL aylık alması gerekeceğinin hesaplandığını, bu rakamın Esnaf Bağ-Kur sigortalılığından ödenen borçtan mahsup edildiğini, sadece ana paradan düşüldüğünü, faizin değiştirilmediğini, 87.962,15 TL tahakkuk ettirildiğini, Kuruma yapılan itiraz üzerine hatanın giderildiğini, üst üste hatalı işlemler tesis edildiğini, ilgili Yönetmelik ve 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre davacı sorumlu tutulsa dahi Kurum hatasından kaynaklandığından en çok son 5 yıllık ödemenin ilk 24 ayda ödenmesi halinde faizsiz, sonrasında ödenmesi halinde 24 aylık sürenin bitiminden itibaren yasal faizi ile tahsil edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, emsal kararlar olduğunu, Kurumun ise bu işlemi gerçekleştirmediğini, tüm alacaktan sorumlu olduğunu, bu işlem yapılsaydı davacının aylığından yapılan 12.696,49 TL'lik kesinti ile borcun ortadan kalkmış olacağını faizin hiç alınmaması gerektiğini, ayrıca Kurumun hatalı işlem yapması sebebiyle borçtan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek; Kurumun 04.11.2019 tarihli işlemin iptali ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitini, davacıdan kesilen tutarların tahakkuk tarihinden itibaren faizi ile iadesine, kabul edilmezse en çok tespit tarihinden itiberen geriye doğru 5 yıllık dönem borcu dışında kalan kısımdan sorumlu sayılmalayarak bu dönem dışında yapılan ödemelerin iadesine faiz kaleminin tamamıyla silinmesini, borç çıksa dahi hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurumun kendi yaptığı hatadan dolayı 2926 sayılı Kanun aylığı yerine murise 1479 sayılı Kanun aylığı bağladığı, 2014'de bu durumu hak sahiplerinin aylık istemesi üzerine fark ettiği, aylığı düzelttiği, davacı ve diğer hak sahipleri için borç çıkardığı, bağladığı aylıktan kesmeye başladığı, faiz uyguladığı, borç bildiriminin ise 08.11.2019'da yapıldığı oysa 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi gereği işlem yapılması gerektiği, buna göre bağlanması gereken aylık ile yersiz ödenen aylık farkının geri istenebileceği, bu tutarın Kurumun hesapladığı 115.518,89 TL değil 16.931,04 TL olduğu aylıklardan yapılan kesintiler düşüldüğünde ise dava tarihi itibariyle kurumun bildirdiği gibi 51.095,69 TL değil 3.825,09 TL borç kaldığı, yine bildirim tarihine göre 24 aylık süre dolmadan faiz işletilemeyeceği anlaşıldığından, davacının davasının kısmen kabulüne, davacının murisi ... 'ye 1992'de Kurum hatası sebebiyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın hak sahiplerine aylık bağlanırken hatalı olduğu ve 2926 sayılı Kanun'a tabi aylık bağlanması gerektiği anlaşılarak işlemin düzeltilmesi sonucu 1479 sayılı Kanun gereği yapılan tüm aylık ödemelerinin borç çıkarılmasına ilişkin 04.11.2019 tarihli işlemin kısmen iptaline, 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi gereği en çok son 5 yıllık dönem için borç çıkarılabileceği, bunun tutarının da 1479 sayılı Kanun ile 2926 sayılı Kanun aylığı farkı kadar olabileceğinin tespiti ile sonuçta bu dönem borcunun 16.931,04 TL olması gerektiğinin tespitine, bu tespite göre dava tarihine kadar davacı ve diğer hak sahiplerinden yapılan kesintilerin mahsubu ile dava tarihi itibariyle anapara borcunun 3,825,09 TL olduğunun tespitine, bu borca 08.11.2021'e kadar faiz uygulanamayacağının, ancak ödenmeyen tutar varsa bu tutara 08.11.2021'den faiz uygulanabileceğinin tespitine, artan kısma ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum Başkanlığı istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, Kurum işlemini irdeler bilirkişi raporu doğrultusunda fazladan yapılan ödeme ve davacının aylığından yapılan kesintiler sonucu çıkan borcu hüküm altına alan mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeler ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, Kurum kayıtları ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.