Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10779 E. 2024/9789 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10779
- Karar No
- 2024/9789
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1568 E., 2024/1874 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/154 E., 2024/89 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; davalının babası olduğunu, Çankaya/Oran hattında ... plakalı dolmuşta 1994 tarihinde ehliyetini aldıktan 1 hafta sonra şoför olarak çalışmaya başladığını, maddi imkansızlıklar sebebiyle sigortasının 2002 yılında başlatıldığını, bu sebeple davalının işyerinde 1994- 2002 yılları arasında çalıştığının tespitine ve sigorta başlangıcının 1994 yılından başlatılmasına karar verilmesini talep etmiş, 08.02.2019 tarihli dilekçesi ile sigorta başlangıcının 20.07.1994 olduğunu bu tarihten itibaren ... plakalı ticari araçta 10.12.2002 tarihine kadar çalıştığını beyan etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı tarafından davaya cevap verilmemiş, 31.01.2019 tarihli celsede ... plakalı dolmuşun sahibi olduğunu, oğlunun kendisine ait ticari minibüste çalıştığını hangi tarihler arasında çalıştığını bilmediğini beyan etmiştir. 2. Fer'i müdahil Kurum tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde askerliğini yaptığı 08.01.1997-08.07.1998 tarihleri arasındaki süre dışlanmak suretiyle, 20.07.1994-10.12.2002 tarihleri arasında asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, sigorta başlangıcının 18 yaşını ikmal ettiği 30.08.1994 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde araştırma yapılmadığını, Kurum işlemlerinin kanun ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, Kurumun yazılı kanıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 20.07.1994 - 10.12.2002 tarihleri arasında davalıya ait 06 DE 786 plakalı ticari araçta geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Öte yandan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 3. Değerlendirme 1- İnceleme konusu eldeki davada, davacı 20.07.1994 - 10.12.2002 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır. 2- Somut olayda davalı işveren tarafından davacı adına 27.12.2002 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek 02.10.2006 tarihine kadar hizmet bildirimi yapıldığı, 20.07.1994 - 10.12.2002 tarihleri arasındaki ihtilaflı çalışma döneminin bildirim öncesi dönem olduğu anlaşılmıştır. 3- Bu kapsamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.04.2024 tarih ve 2023/10-1064 Esas, 2024/196 Karar sayılı ilamı da gözetildiğinde; davalı işveren tarafından 27.12.2002 - 02.10.2006 tarihleri arasında hizmet bildirimi yapıldığı, uyuşmazlık konusunu oluşturan 20.07.1994 - 10.12.2002 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin bildirim yapılmadığı dikkate alındığında bildirim öncesi çalışma süresi bakımından hizmetin sona erdiği 02.10.2006 tarihini izleyen yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 13.07.2018 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu 20.07.1994 - 10.12.2002 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği belirgin olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.