Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10536 E. 2024/10342 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10536
Karar No
2024/10342
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1471 E., 2024/1322 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/103 E., 2023/266 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.01.2017 tarihinde vidalama işlemini yaptığı sırada çalıştığı camdan çapak atarak gözüne isabet etmesi neticesinde kalıcı ve kesin olarak sakat kaldığını, iş güvenliği ilkelerine uymayan işverenin kusurlu ve sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 718.638,54 TL olarak arttırmıştır. Birleşen İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinin 2021/358 E. sayılı dosyası ile 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin tüm iş güvenliği tedbirlerini almış olması nedeniyle kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı firmada montaj ustası olarak çalışmakta iken 16.01.2017 tarihinde vidalama işlemini yaptığı sırada çalıştığı camdan çapak atarak gözüne isabet etmesi suretiyle iş kazası geçirdiği, Kurum Sağlık Kurulunun 10.04.2017 tarihli kararında sürekli iş göremezlik oranının %26,2 olarak tespit edildiği, kontrol muayene kaydının olduğu, Kurum Sağlık Kurulunun 12.04.2019 tarihli kararında ise davacının sürekli iş göremezlik derecesinin 19.12.2018 tarihi itibarıyla artma göstererek % 42,2 olarak tespit edildiği ve kontrol muayene kaydının bulunmadığı, 10.04.2022 tarihli kusur raporunda; davalı işveren müessese Şenyuva Alüminyum Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin %70, davacı sigortalının ise %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, 21.02.2023 tarihli raporda maddi tazminat 1.052.517,58 TL olarak hesaplanmış ise de taleple bağlı kalınarak karar verildiği, davalının kusur durumu, davacının yaralanma nedeniyle yaşadığı acı ve üzüntü dikkate alınarak manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle "davanın kısmen kabul kısmen reddine, taleple bağlı kalınarak 718.638,54 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, 120.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davacının kazadan dolayı sağ gözünün görme yetisini kaybettiğini, maluliyet oranının %42,2 olduğunu, davacının iş gücü kaybı, yaşadığı acı ve tedavi süreci dikkate alınarak hükmedilen tazminat tutarının yetersiz olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı ile imzalanan ikale sözleşmesinin dikkate alınması gerektiğini, şirketin tüm işgüvenliği önlemlerini aldığını, kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınması gerektiğini, davacının kendi beyanı ile şirketin koruyucu gözlük verdiğini belirttiğini, işverenin bu gözlüklerin kullanılması konusunda da eğitimleri verdiğini, kusur oranının kabul edilemeyeceğini, davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ağır kusurlu olduğunu, hükme esas alınan rapordaki maddi tazminat hesabının da hatalı olduğunu, aylık ücretin hatalı tespit edildiğini, AGİ dahil edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, %42,2 maluliyet oranının kabulünün mümkün olmadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, faize ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, SGK tarafından açılan rücu davasının dikkate alınmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ancak davacı lehine tespit edilen manevi tazminat tutarının dosya kapsamına uygun bulunmadığı, davacının yaşadığı iş kazası sonucu maluliyet oranı, kusur durumları, davacının kaza sonrası tedavi süreci, iş kazası sonucu uğradığı maluliyetin günlük yaşamını zorlaştırıcı etkileri gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat tutarı yeterli olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek, "davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak maddi tazminat yönünden 718.638,54 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, manevi tazminat yönünden 149.900,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10536, K. 2024/10342, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10536-e-2024-10342-k-e32c357db643