Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9540 E. 2023/10712 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9540
Karar No
2023/10712
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1774 E., 2022/1467 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/81 E., 2019/184 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde muhasebe sorumlusu ve bağış kabul sorumlusu olarak 10.09.2002-10.02.2016 tarihleri arasında aralıksız ve kesintisiz bir şekilde hizmet verdiğini, ancak işveren tarafından müvekkilinin sigorta primleri 08.09.2013 tarihinde yatırılmaya başlandığını, her ne kadar 5510 sayılı Kanun uyarınca hizmet tespiti davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre öngörmüş ise de müvekkilinin davalı işverenin iş yerinde kesintisiz ve aralıksız çalıştığını, bu durumunu celp edilecek kayıtlarla ispatlanacak olup davada hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı Yargıtay Genel Kurulu kararları ile de desteklendiğini, "Sigortalı bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini, hizmetin geçtiği yılın sonunda itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. İşverenin sigortalılara dair kuruma vermesi gereken belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas 2012/21-735, Karar 2012/795 içtihat), yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle haklı davanın kabulü ile müvekkilinin 10.09.2002-08.09.2003 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili, dava dilekçesiyle diğer davalı iş yerinde 10.09.2002-10.02.2006 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız bir şekilde hizmet verdiğinin bildirildiğini, davacıya ait müvekkili Kurum kayıtlarının tetkikinde davacı adına herhangi bir yazılı belgeye ve dönem bordrolarına rastlanılmadığını, bu nedenle davacının anılan tarihte hizmet vermediğinin tespit edildiğini, davacı her ne kadar bahsedilen tarihler arasında ismi geçen iş yerinde çalıştığından bahsetse de çalışma olgusunun yazılı belge ile ispatının gerektiğini, davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği ya da kurumca çalıştıklarının tespit edilip edilmediğinin araştırılmasının gerektiğini, bu yasal koşul oluşmuşsa diğer delillerin araştırılmasına geçileceğini, kurum kayıtlarına intikal etmeyen çalışmaların yazılı belge ile ispat zorunluluğu yerleşmiş Yargıtay kararlarından kaynaklandığını, bu durumda davacının bahsettiği tarihlerde çalışma iddiasını yazılı belge ile ispatlamasının gerektiğini, bu nedenle mahkemece çalıştığı iddia edilen süreler yönünden yazılı belgelerin bulunup bulunmadığının araştırılmasının talep ettiklerini, esasen yazılı belge ibraz edilmeyen bu tür davalarda tanık anlatımlarına itibar edilmemesi de yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereği olduğunu, hizmet tespitine ilişkin bu tür davalar kamu düzeninin ilgilendirdiğinden titiz bir araştırma gerektiğini, dava konusu döneme ait fiili çalışması olmayan davacının davasının reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle cevap dilekçesinin kabulü ile haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacının dava konusu dönemde müvekkil vakıfta çalışmadığı gibi huzurdaki dava 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, davacının talepleri hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile reddinin gerektiğini, dava dava konusu dönemde müvekkil vakıfta çalışmadığını, ayrıca iş bu davanın 03.03.2016 tarihinde açıldığını, dava dilekçesi ile hizmet tespit istenen dava konusu dönem ise 10.09.2002-08.09.2003 olduğunu, yüksek mahkemenin içtihatlarında da belirtildiği üzere "sigortalı bildirimsiz kalan çalışmaların tespiti, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık süre içerisinde isteyebilir "denmekte olduğunu, müvekkili vakfın 1967 yılında kurulduğunu, ülkemizin saygın ve köklü Sivil Toplum Kuruluşlarından biri olduğunu, kurulduğu günden beri maddi durumu iyi olmayan öğrenciler için yaklaşık 250.000 adet üniversite bursu verdiğini, bu büyüklükteki bir organizasyonun kurumsallık olmadan gerçekleşemeyeceğini, diğer yandan yasal mevzuat gereği Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetimine tabi olan vakfın kamu kurumu statüsünde olduğunu, kamu kuruluşlarında her türlü işlemin resmi kayıtlarda gözükmesinin asıl olduğunu, bu nedenle vakıfta sigortasız bir kişinin istihdam edilmesinin mümkün olmadığını, vakfın kurulduğu günden bu yana sigortasız bir çalışanının olmadığını, davacının eylül 2003 te işe başladığını, başladığı tarih itibari ile de SGK kapsamına alınarak primlerinin yatırıldığını, davacının iş adinin haklı nedenle feshi tarihi olan 2016 tarihine kadar geçen 13 yıllık sürece ait SGK primlerinin düzenli ödendiğini, dava konusu bir yılın primlerini yatırılmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenler ile davacı tarafından haksız davasının reddinin gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle dava 5510 sayılı Kanunun 86/9 maddesinde belirtilen 5 yıllık süre içerisinde açılmamış olması nedeni ile davanın hak düşürücürü sürenin dolmuş olması nedeni ile reddine, aksi halde ise davacı dava konusu 10.09.2002-08.09.2003 tarihlerinde müvekkili vakıfta çalışmadığından hukuki dayanaktan yoksun ve haksız davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının 08.09.2003 tarihinden itibaren uzun süre boyunca aylık hizmetleri kuruma bildirildiğinden ve davacının kesintisiz olarak bildirim tarihi öncesi dönemin tespitini istediği görülerek davacının talep ettiği dava konusu dönem hakkında hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün değildir. Bordrolu kamu tanığı ...'in 2000 yılından 28.98.2003 tarihine kadar aralıksız her ay bildirimleri kuruma yapılmış olup beyanına davacının 2002 yılı Temmuz ayında işe başladığını 1 yıl 2 ay birlikte çalıştığını ifade etmiş olup yine davacı tanığı ... davacının dava konusu dönemlerde çalıştığını beyan etmiş, davalı tanığı ... beyanında davacının iddia edilen dönemde çalışmadığını ancak 6 ay deneme süreli (Kuruma bildirimsiz) olarak çalıştığını beyan etmiş olduğu görülmüştür. Bordrolu kamu tanıklarının samimi ve tutarlı beyanlarına mahkememizce itibar edilmiştir. Yukarıda belirtilen kamu tanıklarının beyanlarına samimi olmaları, tutarlı olmaları ve beyanlarının birbiriyle örtüşmesi ile tanıklık yapmış oldukları süreler bakımından hizmetlerinin SGK'ya bildirilmiş olmasından dolayı beyanlarına bordrolu kamu tanığı beyanı olarak güçlü delil kapsamında itibar edilerek sonuç olarak tüm dosya kapsamı itibariyle davacının davasını ispat ettiği" gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile; 1-Davacının davalıya ait ... unvanlı ... işyeri sicil nolu iş yerinde 10.09.2002 tarihi ile 07.09.2003 tarihleri arasında aralıksız olarak asgari ücretle hizmet akdiyle çalıştığının tespitine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış, tanıkların beyanları doğrultusunda davacı tarafın müvekkil vakıfta sigortasız çalışmadığını ve vakfın sigortasız hiçbir çalışanın olmadığını, davacının talebinin hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini iddia etmiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının Kuruma başvurmadan davayı açtığını, usul yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurumun davacıyla ilgili tüm işlemlerinin yerinde olduğunu savunmuş, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, davalı adına tescilli işyerinin 01.10.1980 tarihinden itibaren yasa kapsamında olduğu, davacının ihtilaflı dönemde bildirilen hizmetinin bulunmadığı, 08.09.2003-10.02.2016 tarihleri arasında davalıya ait 33415 sicil sayılı işyerinden bildirimlerinin bulunduğu, davalı tanığı ...'nün davacının 6 ay civarı deneme süresi çalıştığını, bu sürede bildirim yapılıp yapılmadığını bilmediğini, bordro tanığı ...'in davacının hizmet akdine dayalı sürekli nitelikteki çalışmasını doğrulayan beyanları bir arada değerlendirildiğinde davacının hizmet tespiti isteminin kabulüne dair kararda, mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas bakımından yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle; "I-Davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9540, K. 2023/10712, T. 02.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9540-e-2023-10712-k-a6d27a1f2b20