Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9431 E. 2023/11091 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9431
Karar No
2023/11091
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/798 E., 2023/30 K KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/28 E., 2019/51 K. Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, aksine Kurum işleminin iptali ile daha önce kabul edilen ancak sonradan muhtar olmadığı gerekçesi ile iptal edilen 17.04.1992-20.07.1994 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının muhtarlıktan dolayı yapılan tescilinin, vergi kaydına istinaden yapılacak sigortalılık tesciline esas alınamayacağını, davacının vergi kaydına istinaden sigortalı olarak tescilini süresinde talep etmediğini, davacı hakkında yapılan dava konusu iptal işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2108 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan köy ve mahalle muhtarlarından bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanların 1479 sayılı Kanun'u kapsamına alındığını, bunlardan yeniden bu göreve seçilmeyenler veya ayrılanların Bağ-Kur ile ilişkilerinin primleri ödedikleri sürece devam edeceğine dair düzenlemenin köy ve mahalle muhtarlarının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmalarını sağladığını, bu durumda muhtarlık nedeni ile Bağ-Kur sigortalısı olmak ile vergi kaydı yada şirket ortaklığı nedeni ile Bağ-Kur sigortalısı olmak arasında bir farkın olamayacağını, davacının vergi kaydının bulunduğu 17.04.1992-20.07.1994 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti talebinde bulunulmuş ise de, davacının 27.03.1994 tarihinden itibaren Bağ-Kur tescilinin bulunması karşısında 27.03.1994-20.07.1994 dönemi yönünden yapılacak tespitte hukuki yarar bulunmadığını, davacının 17.04.1992-26.03.1994 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, davacının 17.04.1992-26.03.1994 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının, dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun olduğunun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığının, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 1479 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3.Değerlendirme İnceleme konusu davada, davacı hakkında davalı Kurum tarafından re'sen 03.08.1994 tarihli "Muhtarlar için Bağ-Kur Giriş Bildirgesi" 'nin hazırlandığı, belgenin Arguvan Kaymakamlığı tarafından imzalandığı ve davacının muhtar olarak seçildiği 27.03.1994 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, muhtarlık belgesine göre davacının, 01.04.1994-17.04.1999, 18.04.1999-27.03.2004 ve 2011 tarihli belgeye göre 30.03.2009 tarihi itibariyle başlayan muhtarlığın 2011 tarihi itibariyle devam ettiğinin görüldüğü, davacının 17.04.1992-20.07.1994, 25.07.2000-04.09.2001, 12.10.2004 ve devam eden tarihlerde vergi kaydının bulunduğu, davalı Kurumun, davacıyı 2011 yılında 17.04.1992 tarihi itibariyle tescil ettiği ancak 2017 yılında sigortalılık süresinde düzeltme yaparak davacının muhtar olmadığı sürelere dair sigortalılık süresini iptal etmesi ve yeniden 1479 sayılı Kanun kapsamında ilk tescil tarihini 27.03.1994 olarak değiştirmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece dava konusu tarih aralığında, davacının muhtar olması nedeniyle davalı Kurum tarafından zaten kabul edilen sürenin dışlanarak 17.04.1992-26.03.1994 tarihleri arasında sigortalı olduğunun kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunu'nun 4 üncü maddesinde herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan köy ve mahalle muhtarlarının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle anılan maddede yapılan değişiklik ile de 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan veya bu kapsamda aylık ve gelir almayan köy ve mahalle muhtarlarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b madde kapsamında sigortalı sayılacakları düzenlenmiştir. 1479 sayılı Kanun'un (4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile eklenen) geçici 18 inci maddesi; “Bu Kanun'a göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanun'a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanları sigortalılıkları, bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” düzenlemesini içerir. Geçici 18 inci maddede ise "bu Kanun'a göre sigortalılık niteliği taşıdıkları" denilmekle, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılan; ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin tüm ortakları sayılmıştır. Muhtarları bu kapsamda sayan bir düzenleme ise bulunmamaktadır. Bu bağlamada davacının talep ettiği ve davalı Kurum tarafından sigortalı kabul edilmeyen 17.04.1992-26.03.1994 dönemi yönünden, 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesine göre, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde geçici 18 inci maddenin yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş olduğundan davacı tarafından 02.08.2003 tarihinden önce verilmiş (vergi, oda ve esnaf vs. kaydına dayalı) Bağ-Kur giriş bildirgesi bulunup-bulunmadığı araştırılarak ve 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci maddesi gözetilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 09.11.2023 gününde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık "1992-1994 arası vergi kaydı bulunan ve 27.03.1994 tarihinde yapılan seçimler sonrası kamu görevi nedeni ile yaptığı muhtarlık yapan ve 2108 sayılı kanun kapsamında sigortalılığı kurum tarafından kabul edilen davacının, muhtarlık öncesi vergi kaydına istinaden muhtarlık dışındaki sürenin 1479 sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılıp sayılmayacağı" noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacının 17/04/1992-26/03/1994 tarihleri arasında muhtar seçilmesi nedeni ile belirtilen tarihler arasına bağ-kur zorunlu sigortalısı sayılması gerektiği iddia ile derdest davayı açtığı, 2108 sayılı yasanın 4. Maddesinde yer alan köy ve mahalle muhtarlarından bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanların 1479 sayılı bağ-kur kanunu kapsamına alındığı, bunlardan yeniden bu görevi seçilmeyenler veya ayrılanların bağ-kur ile ilişkileri kanunu primleri ödedikleri sürece devam edeceği, hükmün köy ve mahalle muhtarlarının 1479 sayılı esnaf Bağ-Kur kanunu kapsamına sigortalı sayılmalarını sağladığı, bu kapsamda muhtarlık nedeni ile Bağ-Kur sigortalısı olmak ile vergi kaydı yada şirket ortaklığı nedeni ile Bağ-Kur sigortalısı olmak arasında bir ayrım bulunmadığı, davacının vergi kaydının bulunduğu 7/04/1992 - 26/03/1994 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı sayılması gerektiği" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 3. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "davacının 02.08.2003 tarihi öncesi Bağ Kur kapsamında muhtarlık yaptığı dönemlere dair Bağ Kur tescilinin bulunduğu nazara alındığında, 17.04.1992-20.07.1994 tarihleri arası döneme ilişkin Arguvan Mal Müdürlüğüne bağlı faaliyetine ilişkin Bağ Kur tescil talebinin kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunduğu" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. 4. Kararın davalı kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "davacının talep ettiği ve davalı Kurum tarafından sigortalı kabul edilmeyen 17.04.1992-26.03.1994 dönemi yönünden, 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde geçici 18 inci maddenin yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş olduğundan davacı tarafından 02.08.2003 tarihinden önce verilmiş (vergi, oda ve esnaf vs. kaydına dayalı) Bağ-Kur giriş bildirgesi bulunup-bulunmadığı araştırılarak ve 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci maddesi gözetilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. II. YASAL VE HUKUKİ DAYANAKLAR 5. 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının 4 üncü maddesiyle esasen bir kamu görevi yapan muhtarlardan herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmayanlar 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 25/f maddesiyle sosyal güvenlik şemsiyesine alınmıştır. 5510 sayılı kanun 5754 sayılı kanunla değiştirilmiş, 5510 sayılı yasanın 4 üncü maddesinde sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan veya gelir-aylık almayan köy ve mahalle muhtarları, 5510 sayılı kanuna göre eski adıyla Bağ-Kur sigortalısı (4b) sayılmışlardır. Muhtarlardan yeniden seçilmeyenler ile görevden ayrılanların Bağ-Kur ile ilgileri yasal primlerini ödedikleri sürece devam ettirilmiştir. 6. 5510 sayılı yasanın geçici 21 inci maddesine göre, 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 4 üncü maddesi uyarınca muhtar seçilen ve usulüne göre Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırıp sigortalılığı devam eden muhtarlardan, vergi mükellefiyetine göre sigortalılığının devamını isteyen muhtarların 01/04/2009 tarihine kadar yazılı müracaatları halinde sigortalılıkları 30 gün üzerinden işlem görecek, müracaat etmemeleri halinde ise geçici 16 ıncı madde öngörülen prim oranı üzerinden işlem yapılacaktır. Buradaki altı aylık süre sigortalılığın 01.10.2008 tarihinden sonra devamı içindir. Bu sigortalının 01.10.2008 öncesi sigortalılığını etkilemez. 8. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. III. SOMUT UYUŞMAZLIK 7. Dosya içeriğine göre davacı hakkında davalı Kurum tarafından re'sen 03.08.1994 tarihli "Muhtarlar için Bağ-Kur Giriş Bildirgesi" 'nin hazırlandığı, belgenin Arguvan Kaymakamlığı tarafından imzalandığı ve davacının muhtar olarak seçildiği 27.03.1994 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, muhtarlık belgesine göre davacının, 01.04.1994-17.04.1999, 18.04.1999-27.03.2004 ve 2011 tarihli belgeye göre 30.03.2009 tarihi itibariyle başlayan muhtarlığın 2011 tarihi itibariyle devam ettiğinin görüldüğü, davacının 17.04.1992-20.07.1994, 25.07.2000-04.09.2001, 12.10.2004 ve devam eden tarihlerde vergi kaydının bulunduğu, davalı Kurumun, davacıyı 2011 yılında 17.04.1992 tarihi itibariyle tescil ettiği ancak 2017 yılında sigortalılık süresinde düzeltme yaparak davacının muhtar olmadığı sürelere dair sigortalılık süresini iptal etmesi ve yeniden 1479 sayılı kanun kapsamında ilk tescil tarihini 27.03.1994 olarak değiştirmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 7. Burada temel sorun kamu görevi olarak muhtarlık yapması nedeni ile 1479 sayılı kanunun 15. Maddesi yollaması ile bu kanun kapsamında 4/b sigortalılığı 1994-1999 arası kabul edilen ve primleri alınan davacının kayıt ve tescilinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. 8. Çoğunluğun gerekçe de dayandığı 5510 sayılı Kanunun 1479 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin geçiş hükümleri olan geçici 8 ve 18. Maddeleri ise kayıt ve tescilini yapmayan sigortalılara ilişkindir. Oysa ortada 2108 sayılı yasa kapsamında davacı kamu görevi yapmış, kurumca aynı yasa ve atıf yapılan 1479 sayılı Kanunun 25. Maddesi kapsamında sigortalılık tescili yapılmış ve primleri alınmıştır. Davacının 02.08.2003 öncesi kayıt ve tescili gerçekleşmiştir. 9. Çoğunluğun görüşü gibi 1479 sayılı kanun kapsamında daraltan bir yorumla kayıt ve tescilini aramak, zorunlu sigortalılık ilkesine aykırı olduğu gibi sigortalı lehine yorum ilkesine de aykırıdır. Salt 1479 kanun kapsamında kayıt ve tescili aramak şekilciliktir. Oysa davacının muhtarlık görevi nedeni ile kurumca resen tescil işlemi yapılmış ve primleri alınmıştır. 02.08.2003 öncesi sigortalılığa ilişkin kayıt ve tescil olduğuna göre ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetlidir. Kararın onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9431, K. 2023/11091, T. 09.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9431-e-2023-11091-k-a8f041e5bef6