Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9171 E. 2023/8833 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9171
Karar No
2023/8833
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl davada Kurum işleminin iptali birleşen davada ise itirazın iptali ve icra inkar tazmıinatı istemi tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı Kurumun hiç bir araştırma ve inceleme yapmadan davacının ölüm aylığını boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle kesildiğini, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadıklarını, davacının Kuruma başvurduğunu ancak başvurusunun reddedildiğini, davacının kardeşinin ikametgahında yaşadığını, bu nedenlerle Kanun'a aykırı olan ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile davacının aylığının kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacı ...’ye hak sahibi olarak ölüm aylığı bağlandığını, ancak muvazaalı boşanmadan dolayı aylığının durdurulduğunu, dava konusu işlemin dayanağı olan denetim raporunun istenerek dinlenilen tanıkların Mahkemece de dinlenilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.07.2018 tarihli ve 2016/868 E., 2018/417 K., sayılı kararıyla; davacı vekilinin açmış olduğu davanın kabulüne, SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığının 10.10.2016 tarihli ve 16760878/34.766.017.2 sayılı yazısı ile davacıya ait yetim aylığının kesilmesi işleminin iptaline, kesinti tarihinden itibaren biriken maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, davacıya yeniden emekli (yetim) aylığı bağlanmasına, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2020 tarihli ve 2018/1889 E., 2020/845 K., sayılı kararıyla; Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 16.07.2018 tarihli ve 2016/868 Esas ve 2018/417 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/7860 E., 2021/8456 K. sayılı kararıyla; "Somut olayda, 01.08.2012-13.01.2013 arası dönem yönünden; 09/06/2016 tarihli denetmen raporunda ifadesi alınan Muhtar Mehmet Karaman'ın "3 yıldır Barış mahalle muhtarlığı yaptığını, tarafları 40 yıldır tanıdığını, evlendikleri tarihten beri birlikte yaşadıklarını, resmi olarak boşansalar da hiç ayrı yaşamadıklarını, Hatice’nin ikametgahı Menteşe Muğla gözüksede evlendikleri tarihten itibaren hep Barış Mah. 966 SK 160-/2 Salihli/... Adresinde birlikte yaşadılar" şeklindeki beyanı sonrası alınan Mahkemede ki ifadesinde "ben halen Barış Mahallesinin muhtarıyım, Sadettin benden önceki muhtardır, bunların ne zaman boşandıkları konusunda bilgim yoktur, Sadettin'in hanımı Muğla'da yaşar diye biliyorum, Sadettin tek yaşar, ne zamandan beri tek yaşar bilmiyorum, Hatice'nin burada oğlu var, onu görmeye gelir gider, Sadettin benle konuşmaz, evlerimiz arasında 50-100 metre mesafe vardır," şeklinde ifade verdiği, yine ifadesi alınan Mesut Alayörük'ün denetmen ifadesinde "30 yıldır Barış Mah. İkamet ettiğini, 5-6 yıldır market işlettiğini, ... ile ...’yi tanıdığını, ayrıca Barış Mah. eski muhtarı olduğunu, tarafların evlendikten beri birlikte yaşadıklarını, boşanıp boşanmadıkları hakkında bilgisi olmadığını, bildiği tek şeyin evlendikten beri birlikte yaşadıkları olduğu " şeklinde ifade verdiği, Mahkemede ki ifadesinde ise "ben ne zaman ayrıldıklarını bilmiyorum, Sadettin bildiğim kadarı ile şu an yanlız yaşıyor, Hatice kızının yanında kalır diye biliyorum, ancak kızı nerde bilmiyorum, Sadettin benim bildiğim kadarı ile 3 senedir yanlız yaşıyor, ben yaklaşık 40 senedir bu mahallede yaşıyorum, benim iş yerim ile Sadettin'in evi arasında 1 km. mesafe vardır," şeklinde ifade verdiği, Mahkemece ifadelerin 2017 yılında alındığı, toplanan deliller ile denetmen raporundaki tespitlerin aksinin ispat edilemediği, yine getirtilen nüfus kayıtlarına göre yapılan değerlendirmede, tarafların 01/08/2012-13/01/2013 tarihleri arasında fiilen birlikte yaşama olgusu sabit olmakla bu dönem yönünden davanın reddi yerinde değildir. 13.01.2013 tarihinden sonraki dönem yönünden ise; hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece; davacının adres kayıt sistemine göre adresini aldırdığı Mushilittin Mah. Cem Sk. Ayşin A Blok No: 2/11 Menteşe/Muğla adresinde kolluk vasıtasıyla araştırma yapılarak komşuların kimlik bilgilerinin tespit edilerek gönderilmesi istenmeli ve tespit edilen kişiler tanık olarak dinlenmeli,mahalle muhtar ve azaları tespit edilerek tanık olarak ifadelerine başvurulmalı, davacı tarafından verilen kimlik beyannamesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, banka ve medula kayıtları değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, 13.01.2013 sonrası dönem bakımından, yukarıda belirtilen yöntem çerçevesinde toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine ve diğer yasal sonuçlarına, birleşen davanın kabulü ile Muğla 1. İcra Müdürlüğünün 2017/1548 E. sayılı takibin devamına, icra inkar tazminat talebinin kurum cevabi yazıları dikkate alınarak reddine ve diğer yasal sonuçlarına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; tarafların birlikte yaşamadıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra inkar tazminatı yönünden kararın bozulmasını ya da düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada Kurum işleminin iptali birleşen davada ise itirazın iptali ve icra inkar tazmıinatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı/birleşen davada davalı vekilinin tüm, davalı/birleşen davada davacı Kurum vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece boşanılan eşle fiili olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleştiğinin kabulü hususunda bir isabetsizlik bulunmamakla beraber, asıl alacağın, icra takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden borçlu hak sahibinin, alacaklı Kurum yararına hüküm altına alınan alacak tutarının %20’si oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmektedir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının 2 nci maddesi 2 nci parağrafındaki "icra inkar tazminat talebinin kurum cevabi yazıları dikkate alınarak reddine ve diğer yasal sonuçlarına," ibaresinin silinerek yerine "alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma ödenmesine," yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9171, K. 2023/8833, T. 27.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9171-e-2023-8833-k-b3b09416c73b