Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8978 E. 2023/10512 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8978
- Karar No
- 2023/10512
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2210 E., 2023/898 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/389 E., 2021/184 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 05.08.2005 tarihinden 10.02.2016 tarihine kadar davalı ... Oğuzbahçeciye ait "Aziziye Mah ..... Aşağıayrancı ..." adresinde bulunan ev iş yerinde ev işlerine bakan temizlik görevlisi olarak aylık net 2.400,00 TL ücret ile çalıştığını, haftanın 6 günü sabah saat 08.00-18.30 saatleri arasında tam mesai yapılacak şekilde çalışmasına karşılık, sadece kısa bir dönem için sigortasının yatırıldığını, davalı tarafından müvekkilinin iş akdinin 10.02.2016 tarihinde haksız feshi nedeniyle ... 32. İş Mahkemesinin 2018/31 Esas sayılı dosyası üzerinden bir kısım işçilik alacakları için dava açıldığını beyanla davalı ... Oğuzbahçeciye ait işyerinde 05.08.2005-10.02.2016 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 05.08.2005 tarihi olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalılar tarafından yatırılmasına, müvekkilinin bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde; davalının ikamet ettiği binada apartman görevlisi olarak çalışan ... kanalıyla davalının evinde ev işlerini görmek üzere 2005 yılında değil 2007 yılında çalışmaya başladığını, 01.11.2013 tarihinden önce kendisinin ve davalının eşinin müsait olduğu haftanın değişik günlerinde 15 günde 1 gün, daha sonra yine kendisinin ve davalının eşinin müsait olduğu haftanın değişik günlerinde haftada 1 gün olmak üzere çalışmasına devam ettiğini, davacının çalıştığı değişik günlerde 09:00-09:30 arasında çalışmaya başlayıp 16:00-16:30 arasında işten ayrıldığını, davacının ücretlerinin götürü usul olarak kendisine ödendiğini, davacının kendisinin ve eşinin SGK sağlık sigortasından istifade edebilmesi için davalıdan kendisini 30 tam gün sigortalı olarak göstermesini talep ettiğini, davalının davacının bu talebini iyi niyetle kabul ederek davacıyı 01.11.2013 tarihinden itibaren asgari ücret karşılığı çalışanı olarak sigortaya bildirdiğini, davacının kendisinin sigortaya davalının çalışanı olarak bildirildiği tarihten itibaren bu kez haftanın değişik günlerinde 3 gün üzerinden çalışmasına devam ettiğini, haftada 3 gün çalışmış olmasına rağmen davacıya 30 tam gün üzerinden asgari ücret ödendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının 05.08.2005 -10.11.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde ücret karşılığı ve sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığı iddiasının kanıtlanamadığı, 11.11.2013-10.02.2016 tarihleri arasında davalıya ait 1187565.06 sicil sayılı işyerinde 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak hizmet akdi ile çalıştığı, ancak bu tarihler arasındaki sürenin da davalı tarafça bildirimi yapılmış olduğundan tespitinde bir yarar bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğunu, oysa işçilik alacakları dosyasındaki tanık beyanları ile mevcut tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının davalı yanında 2005 yılında çalışmaya başladığında ihtilaf olmayıp, sürekli çalışması olup olmadığı noktasında uyuşmazlık olduğunu, davacının 2013 yılından sonra ayda 30 gün üzerinden bildiriminin yapılmasının davalı yanında sürekli çalıştığına karine teşkil ettiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 05.08.2005-10.02.2016 tarihleri arasında davalının yanında ev hizmetlerinde geçen ve eksik bildirilen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dinlenilen taraf ve kamu tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.