Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8923 E. 2024/11803 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8923
- Karar No
- 2024/11803
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/655 E., 2022/218 K. KARAR : Ret Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkeme tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnmenin bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette tahsilat elemanı olarak çalıştığını, işveren tarafından kendisine maxi-scooter tipi motosiklet verilerek fatura dağıtım ve tahsilatların bu şekilde yapılmasının istendiğini, davacının 12.09.2008 tarihinde saat 08.00 sıralarında şirkete giderek gerekli evrakları alarak tahsilat için şirketten ayrıldığını, Ataşehir Tirio Konutlarının önünde bulunan kavşakta kırmızı ışıkta durduğunu, yeşil ışık yanınca hareket ettiğini, bu sırada yan yolda bulunan bir minibüsün kendisine kırmızı yanmasına rağmen durmayarak müvekkiline çarptığını, kazadan sonra müvekkilinin %15 (%20,20) oranında malul kaldığını, işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığını, sırf daha fazla tahsilat yapabilmesi ve daha hızlı olması için çalışanlara araba yerine motosiklet verildiğini hatta işverenin motoru hızlı kullanmaları gerektiğini söyleyip günde kaç adrese uğradıkları hususunda çalışanları birbiriyle yarıştırma durumuna soktuğunu, buna göre prim verileceğinin beyan edildiğini, davacının daha sonra haksız ve kötü niyetli olarak işten çıkarıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1000,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş yargılama sırasında verdiği 02.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 116.098,22 TL arttırarak 117.098,22 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı TNT Internatıonal Express Taş. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının fatura dağıtım ve tahsilat elemanı olarak çalışırken 12.09.2008 günü ... plaka sayılı motosikletle Kavacık’tan TEM otoyolunu kullanarak Ataşehir’e gitmekte iken Küçükbakkalköy çıkışında trafik ışıklarında kendisine kırmızı yanmasıyla durduğunu, akabinde yeşil ışık yanmasıyla harekete geçen davacıya kırmızı ışıkta geçen plakasını alamadığı beyaz renkli minibüsün çarpıp olay yerinden hızla ayrıldığını, davacının yere düştüğünü, çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldığını ve sağ bacağında kırık tespit edildiğini, davacının teşhis ve tedavi aşamasındaki tüm masraflarını davalı şirketin karşıladığını, özel hastanede bütün tedavilerinin yaptırıldığını, tedavi süresince çalışmadığını, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilen çalışabilir kağıdını şirkete ibraz ettiğini ve çalışmaya devam ettiğini, geçirdiği iş kazası dikkate alınarak davacının kredi kontrolörlüğüne getirildiğini, bunun üzerine davacının işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini karşılıklı mutabakatla iş sözleşmesinin sona erdiğini, davacının sulh ibraname ve feragat başlıklı belgeyi ihtirazi kayıt olmaksızın imzalayarak maddi ve manevi tazminat vesair herhangi bir talepte bulunmayacağına dair tam ve kesin olarak müvekkilini ibra ettiğini belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. III. İLK MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.02.2016 tarihli ve 2010/363 E., 2016/42 K. sayılı kararı ile 506 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre olayın iş kazası olduğu, dava konusu olayda davalı işverenliğin %15, plakası ve sürücüsü belirlenemeyen minibüs sürücüsünün %75, kazalı davacının da %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ancak hesaplamada davalı işverenin davacının kusuru dışındaki kusurlardan sorumlu olduğu gözetilerek hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan davacının talep edebileceği 117.098,22 TL maddi tazminat ile tarafların kusur durumları, bilimsel görüşler ve yargı kararlarındaki ilkeler gözetilerek takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur 2.(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2016/9785 E., 2017/2262 K. sayılı kararında özetle; "Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı şirkette fatura dağıtım ve tahsilat elemanı olarak çalışırken, olay günü sabah saatlerinde şirket merkezinden aldığı faturalar için işlem yapmak üzere kendi dağıtım bölgesine motosiklet ile giderken, trafik ışığı bulunan kavşakta, kırmızı ışıkta durduğu, trafik ışığının yeşile dönmesine müteakip harekete geçtiği sırada, sağında kendisine kırmızı ışık yanan ve plakası tespit edilemeyen bir aracın trafik ışığı ihlali yaparak hareket etmesi ve davacıya çarpması neticesinde davacının %20,2 oranında malul kaldığı anlaşılmıştır. Somut olayda; hükme esas kusur bilirkişi heyet raporunda davalı işveren şirkete %15 oranında kusur verilmiş ise de; iş kazasının plakası tespit edilemeyen aracın trafikteki tam kusurlu davranışı nedeniyle gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde gerçekleşen iş kazasında işverenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunduğundan ve giderek sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun olduğundan bahsetme imkanı bulunmamaktadır. Kazanın gerçekleşmesinde trafik kuralı ihlali yapan ve plakası tespit edilemeyen üçüncü kişi niteliğindeki araç şoförünün ağır kusuru nedeniyle, iş kazası ile işveren şirket arasındaki illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile davanın reddi gerekirken; kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar Mahkemenin 13.07.2017 tarihli ve 2017/283 E., 2017/365 K. sayılı kararı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigorta Kanunu’nun 13/e bendi uyarınca sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı bedenen engelli hâle getiren olay iş kazası olarak tanımlanmış olup Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan teftiş sonucunda da olayın iş kazası olduğunun belirtildiği Mahkememizce aldırılan kusur raporunda gerekli iş güvenliği eğitimini vermeyen davalı şirketin %10 (15) oranında kusurlu bulunduğu söz konusu kazanın işverenin emir ve talimatı doğrultusunda işin ifası esnasında gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarih ve 2017/(21)10-3072 E- 2021/1164 K sayılı ilamında özetle; " Somut olayda; davalı şirkette fatura dağıtım ve tahsilat elemanı olarak motosiklet ile çalışan davacının, 12.09.2008 tarihinde motosiklet ile trafikte kendisine kırmızı ışık yanması üzerine durduğu, yeşil ışık yanınca harekete geçtiği bu sırada kırmızı ışıkta geçen plakası tespit edilemeyen beyaz renkli servis aracının çarpması sonucu bacağında kırıklar meydana geldiği ve bu suretle yaralandığı anlaşılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 28.02.2014 tarihli ve 93246/İNC/12 sayılı raporunda olayın 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 11 inci maddesi uyarınca iş kazası olduğu ancak olayın işverenin kastı, veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana geldiğine ilişkin tespit yapılamadığı, ışık ihlali yapan ve plakası belirlenemeyen aracın olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; 506 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi gereği olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi gerektiği uyuşmazlık dışı ise de, iş kazasının meydana gelmesinde işverenin alabileceği bir tedbirin veya sorumluluğunu gerektirecek kusuru olduğundan söz etme imkanı bulunmadığı, işverenin sorumluluğu için kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olmasının yeterli olmadığı, kazanın tamamen üçüncü kişinin ağır kusuru sonucu gerçekleştiği, iş yerine özgü tehlikeyle, meydana gelen sonuç arasında uygun illiyet bağının kesildiği, hâl böyle olunca davanın reddi gerektiğine işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmadığı gerekçeleriyle" kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemenin Son Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; usul ve yasaya uygun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017(21)10-3072 Esas 2021/1164 Karar sayılı bozma ilamın uyularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalıştığı esnada kaza geçirmiş ve işveren yüzünden oluşturulan çalışma koşulları ve çalışma yükümlülükleri gerekçesi ile kaza oluşmuş ve bu durumun iş kazası olduğu resmi olarak sigorta tarafından da tespit edildiğini, tanık beyanlarında da açıkça davalı şirkette çalışan kuryelerin insan üstü bir çalışma göstermeye zorlandıkları ve bu kapsamda hayatlarının hiçe sayıldıkları görülmektedir. İlliyet bağının kesildiğini ileri sürmenin bu durumda hakkaniyete aykırı olduğu, davalı işverenin kusuru çerçevesinde sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek karar bozulmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyizle ilgili 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı kanunun 110 uncu maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; tazminatın belirlenmesi noktasında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332, 41, 42, 43, 44 ve 46 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ile bağlanacak gelir noktasında 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 16, 19, 21 ve 26 ncı maddeleri, tazminattan yapılacak indirim noktasında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 7 nci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, illiyet bağının davalı işveren yönünden kesildiği yönündeki kabulün dairemizce belirlenen ilkelere uygun olması gözetilerek, temyiz eden davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle mahkeme kararının ONANMASINA, 2.Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliye yükletilmesine, 3.Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.