Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8015 E. 2023/9414 K. – Kurum İşleminin
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8015
- Karar No
- 2023/9414
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/346 E., 2023/609 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/134 E., 2021/803 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... , ... , ... , ... ait inşaat iş yerlerinde fiilen çalıştığını, ancak Kurumun bu işyerlerinde geçen hizmetini ve davacıya bağlanmış yaşlılık aylığını iptal ettiğini, prim günlerinin iptal edilmesi nedeni ile davacının tekrar aylık bağlanması için kuruma 16.654,39 TL Bağ-Kur prim borcu ödemesi yapmak zorunda kaldığını ifade ederek; davacının yaşlılık aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptaline ve davacının aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, davacı adına tahakkuk ettirilen 23.10.2019 tarihli ve 05.11.2019 tarihli borç bildirim belgesinin iptal edilmesine, davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının iptal edilen hizmetlerinin bildirildiği işyerlerinde çalıştığının tespitine, primlerin iptal edilmesinden kaynaklı olarak ortaya çıkan Bağ-Kur borçlanmasının iptaline ve bu borçlanma nedeni ile yapılmak zorunda kalınan ödemelerin faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; aynı sebeplerle 14.02.2020 tarihli borç bildirim belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kurum işlemlerinin ve tebliğ olunan borç bildirim belgelerinin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fiili olarak çalıştığını ispatlayamadığı, korkutularak tutanağı imzaladığına ilişkin bir delil sunamadığı, dolayısıyla denetmen raporunun aksine davacının fiili çalışması olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği, kontrol memurlarının raporunun aksinin kanıtlanamadığı, davacının kendi kusurlu davranışı ile kendisine menfaat temin etmek amacıyla davalı kurumu zarara uğrattığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınamayacak kadar eksik ve hatalı rapora dayalı olarak karar verildiğini, en az 3 kişiden oluşacak heyetten rapor alınmasını talep ettiklerini ancak bu taleplerinin karar duruşmasında reddedildiğini, davacının 05.04.2019 tarihli denetmen ifadesinde inceleme konusu işyerlerinden yapılan bildirimlerin fiili çalışma karşılığı olmadığını ikrar etmiş olmasının gerekçe gösterildiğini, ancak bu ifadenin usulsüz olarak alındığını, davacının fiilen çalıştığının tanıkların, diğer işçilerin ve işverenlerin beyanları ile ispatlandığını, iptal edilen çalışmalar nedeniyle Osmaneli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ödenen aylık ve ikramiyelerin geriye dönük olarak istenmesinin sosyal devlet ilkesiyle de bağdaşmadığını, birleşen dosya için maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum denetmenleri tarafından düzenlenen raporların içerikleri, yapılan tespitler, alınan beyanlar ve tutulan tutanaklar, davacının, Kurum denetmenine verdiği 05.04.2019 tarihli imzalı ifadesinde; "... isimli muhasebeciyi tanıdığını, Bağ-Kur sonrası 3,5 yıl sigortalı olmak için ...'nun kendisini inşaatlardan sigortalı gösterdiğini, bunun için ona para gönderdiğini, ..., ..., ..., ... isimli kişiler ile arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığını" açıkça beyan etmesi, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli sayılması gereken raporların aksinin yani iptal edilen bildirimlerin fiili ve gerçek bir çalışmaya dayandığının somut, yeterli ve inandırıcı deliller ile keza yazılı nitelikteki delillerin aksinin aynı güç ve nitelikteki deliller ile kanıtlanamaması; iptal edilen sigortalılık süreleri dışlandığında kalan sigortalılık süresinin davacıya tam veya kısmi yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olmadığının ve dolayısıyla davacının tahakkuk ettirilen borçların tamamından sorumlu olduğunun anlaşılması, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde ve tespite yönelik birleştirilen dava yönünden davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinde de isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davaya konu olay ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiğini, SGK müfettişince ifadesinin usulsüz olarak alındığı, davacının müfettiş tarafından korkutulduğu ve tutanağı okumasına izin verilmeden imzasının alındığını, vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile davacının bir kısım sigortalılık süresinin iptali ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı şartlarının yitirilmesi nedeniyle de aylığının iptaline dair kurum işlemlerinin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/8 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesidir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.