Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/798 E. 2024/5058 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/798
- Karar No
- 2024/5058
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/658 E., 2022/1632 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/805 E., 2021/1017 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette çalıştığını, 06.06.2017 tarihinde, pres tezgahında yürütülen faaliyetler kapsamında çalışırken, sol kolunun dirsek altında kalan kısmının pres altında ezilmesiyle yaralandığını, makinenin iki defa arıza yaptığını, müvekkilinin iki arızayı da yetkililere bildirdiğini, kaza sonrasında da ihmalkar davranıldığını, önce işyeri doktoruna götürülmek istendiğini, işyeri doktorunun olmaması nedeniyle Gazi Devlet Hastanesine götürüldüğünü, yakında özel hastane olmasına rağmen buraya götürülmediğini, müvekkilinin hastanede ameliyat sırası beklediğini, müvekkilinin sol kolunun dirsek ile beraber kesildiğini, davacı kazalı ... için 507.821,33 TL maddi tazminat ile 300.000,00 TL manevi tazminatın, davacı eş ... için 150.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne Esma için 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı kardeşler Penpe ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, eşi, annesi ve ablaları için tazminat talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, konuyla ilgili Samsun Cumhuriyet Savcılığının 2017/21349 E. sayılı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, öncelikle bu soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının tüm iş güvenliği tedbirleri konusunda gerekli eğitimleri aldığını, bu nedenle yasaya aykırı davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı kazalının kusurunun bulunmadığı, davacının davaya konu kaza nedeniyle % 37 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle; "1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile - 507.821,33 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, - 180.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine, - 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine, - 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine, - 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine, - 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kısmen ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının kaza neticesinde tek kolunu kaybettiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davacının maddi tazminat alacağının düşük hesaplandığını, emsal dosyalardaki maluliyet oranı ile mevcut dosyadaki maluliyet oranı arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, yine 2022 asgari ücret miktarına göre ek rapor düzenlenmeden karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine dair tüm tedbirlerin alındığını ,kazanın davacının ağır kusuru sebebi ile meydana geldiğini ve davacının ağır kusuru sebebi ile illiyet bağının kesildiğini, davacının %10 kusuruna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, davalı şirketin kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet ve kusur oranına ilişkin itirazların dikkate alınmaksızın karar verildiğini, davacıda ağır bedensel zarar bulunmamasına rağmen yakınları lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve yine manevi tazminat talebi ile ilgili verilen hükmün gerekçelendirilmediğini belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacı ... için hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ... için hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... sırasıyla 100.000,00 TL, 150.000,00 TL, 50.000,00 TL, 50.000,00 TL manevi tazminatın talep olunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında 60.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'ya, 30.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'ya, 15.000,00 TL manevi tazminatın ... Kolukısa'ya, 15.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e ödenmesine karar verildiği , davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, davacılar lehine ayrı ayrı kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece iş kazasında kusur oranının belirlenmesine yönelik 2 kök ve 2 ek rapor olmak üzere 4 adet rapor aldırıldığı, aldırılan 12.02.2019 tarihli 1.kök ve 20.05.2019 tarihli 1. ek raporlarda davalı işverenin meydana gelen kaza olayında %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, 04.09.2019 tarihli 2 nci kök rapor ve 24.06.2021 tarihli ek raporda ise davacının kaza olayının meydana gelmesinde tedbirsiz ve dikkatsiz davranması nedeniyle %10, davalı işverenin ise %90 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece hüküm gerekçesinde;"... meydana gelen kazada ... Otomotiv San.Tic.'in iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davalı işverenin pres makinesinde alması gereken hiçbir önlemi almadığı, tüm dosya kapsamından davacının çalıştığı makinenin de arızalı olduğunun işveren tarafından bilindiği ve gerekli önlemleri almadığı, bu sebeple de davalının tam kusurlu olduğu, davacıya yüklenebilir bir kusurun olmadığı Mahkememizce kabul görmüş olup..." şeklinde davalı işverenin % 100 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilen kusura dair raporların hükme esas alındığının belirtildiği anlaşılmıştır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacının kusursuz olduğu yönünde hüküm kurulmuş ise de dosya kapsamından ve dinlenilen tanık anlatımlarından davacının gün boyu arıza yapan ve kontrol dışı hareketlerde bulunabileceği anlaşılan preste çalışırken maşa kullanılması mümkün iken maşa kullanmamak suretiyle kusurunun bulunduğu, tanık anlatımlarında maşanın çalışanlarca kullanılmak üzere hazır edildiğinin beyan edildiği görülmekle, bu suretle davacının kusurlu bulunduğu açık olup , aynı olaya ilişkin Dairemiz 01.11.2021 tarih, 2021/3005 Esas, 2021/13233 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen rücu dosyasında da İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda işverenin %90 , işçinin %10 kusurlu bulunduğu anlaşılmakla, Mahkemece dosya kapsamında aldırılan 04.09.2019 tarihli 2 nci kök rapor ve 24.06.2021 tarihli ek rapora itibar etmek yerine, kusur oranlarının takdirinde işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesisi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ... için hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz isteminin miktardan reddine, 2.Taraf vekillerinin davacı ... için hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan;"...Davacının davalı şirket bünyesinde çalışırken 06.06.2017 tarihinde, pres tezgahında yürütülen faaliyetler kapsamında çalışırken, sol kolunun dirsek altında kalan kısmının pres altında ezilmesiyle yaralandığı, meydana gelen kazada 12.02.2019 tarihli asıl ve 20.05.2019 tarihli ek olmak üzere üç kişilik iş güvenliği uzmanından alınan gerekçeli, denetime elverişli ve yerinde bulunan kusur raporuna göre, meydana gelen kazada ... Otomotiv San.Tic.'in iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davalı işverenin pres makinesinde alması gereken hiçbir önlemi almadığı, tüm dosya kapsamından davacının çalıştığı makinenin de arızalı olduğunun işveren tarafından bilindiği ve gerekli önlemleri almadığı, bu sebeple de davalının tam kusurlu olduğu, davacıya yüklenebilir bir kusurun olmadığı, Mahkememizce kabul görmüş olup, yine dosya içerisinde yer alan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 29.01.2018 tarihli raporuna göre davacının %37 oranında maluliyetinin bulunduğu, Adli Tıp Kurulu Başkanlığının 29.04.2019 tarihli sağlık kurulu kararında E cetveline (yaşına) göre %37 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 8 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, kesin iş göremezlik süresinin kişinin tedavi ve takibini yapan hekimler (sağlık kuruluş) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceğinin bildirildiği, buna göre TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak davacının %10 kusurlu olduğu ihtimaline göre hesap edilen 623.552,92 TL maddi zarardan (mahkememizce kusursuz kabul edildiğinden 692.803,23 TL), 2.212,63 TL davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile 126.355,80 TL peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının mahsubu ile davacının dava konusu iş kazası nedeniyle taleple bağlı kalınarak 507.811,33 TL maddi tazminat alacağı hüküm altına alınmıştır. "ibarelerinin silinerek yerine gelmek üzere, "Davacının davalı şirket bünyesinde çalışırken 06.06.2017 tarihinde, pres tezgahında yürütülen faaliyetler kapsamında çalışırken, sol kolunun dirsek altında kalan kısmının pres altında ezilmesiyle yaralandığı, meydana gelen kazada olmak üzere üç kişilik iş güvenliği uzmanından alınan gerekçeli, denetime elverişli ve yerinde bulunan 04.09.2019 tarihli 2 nci kök rapor ve 24.06.2021 tarihli ek kusur raporuna göre, meydana gelen kazada ... Otomotiv San.Tic.'in iş kazasının meydana gelmesinde %90 kusurlu olduğu, davacının % 10 kusurlu olduğu Mahkememizce kabul görmüş olup, yine dosya içerisinde yer alan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 29.01.2018 tarihli raporuna göre davacının %37 oranında maluliyetinin bulunduğu, Adli Tıp Kurulu Başkanlığının 29.04.2019 tarihli sağlık kurulu kararında E cetveline (yaşına) göre %37 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 8 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, kesin iş göremezlik süresinin kişinin tedavi ve takibini yapan hekimler (sağlık kuruluş) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceğinin bildirildiği, buna göre TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak davacının %10 kusurlu olduğu ihtimaline göre hesap edilen 623.552,92 TL maddi zarardan 2.212,63 TL davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile 126.355,80 TL peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının mahsubu ile davacının dava konusu iş kazası nedeniyle 507.811,33 TL maddi tazminat alacağı tespit edilmiş ve hüküm altına alınmıştır... "ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.