Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7917 E. 2024/8940 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7917
- Karar No
- 2024/8940
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/851 E., 2020/921 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/323 E., 2020/11 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, kazalının 22.08.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/653 Esas sayılı dosyasında haksız fiilde zarar veren 3. kişilere karşı açılan davada sadece ...'nun talepte bulunduğunu, işbu davada yer alan diğer davacıların Ticaret Mahkemesinde görülen davada davacı olarak yer almadıklarını, müvekkili şirkete karşı dava açmadaki niyetlerinin haksız kazanç olduğunu, davacı ...'nun iş sözleşmesinin 2019 yılında geçerli nedenle feshedilmesinin akabinde uğramış olduğu trafik kazasından 12 yıl sonra bu davayı açmasının manidar olduğunu, dava konusu talebe dayanak hukuki olayın trafik kazası olduğunu, trafik kazasına sebebiyet verenlerin ... ve ... plakalı araçlar olup bu araçların sürücüleri ve maliklerinin hukuki zarardan sorumlu olduklarını, kazada 3. kişinin fiili ile illiyet bağı kesildiğinden müvekkili şirketin işveren olarak sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca davanın zamanaşımı nedeniye reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının 22.08.2007 tarihinde gerçekleştiği, eldeki davanın 20.08.2019 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin davalıya 05.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 12.09.2019 da cevap süresinin uzatımını isteyip kabulü ile 30.09.2019 tarihli cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davaya konu olayın iş kazası niteliğinde olup 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci madde hükmüne göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu; zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih olarak da doktrin ve Yargıtay uygulamalarına göre iş görmezlik durumunun (zararın varlığı) kaza tarihinde değil kesin raporla başlayacağını, müvekkili ...'nun 12.04.2017 tarihli S.B.Ü. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporu ile engellilik durumunun %5 olarak belirlendiğini, daha sonrasında diğer sorumlulara karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada Adli Tıp Kurumunca 20.05.2019 tarihli düzenlenen raporda %14 meslekte kazanma güç kaybı oranı belirlendiğini ve iyileşme sürecinin 9 ay olarak belirtildiğinden zararı öğrenme tarihine göre davanın yasal sürede açıldığını; ayrıca kaza ile oluşan taksirle yaralama suçunun TCK nın 89/2-b. maddesi kapsamında bir suç olup uzamış ceza zamanaşımı süresinin TCK m 66/1-e ve 67/4 hükümlerine istinaden 12 yıl olduğunu, olaydaki haksız fiil tarihinin 22.08.2017 ve dava tarihinin de 20.08.2019 olmasına göre uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığından davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu; ayrıca Mahkemenin kabulüne göre de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre maddi ve manevi tazminatlar için hükmolunan ret vekalet ücretlerinin de hatalı olduğunu ileri sürüp İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 22.08.2007 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davalı işveren çalışanı davacı ...'nun bacağından yaralandığı, ... tarafından Kuruma yapılmış bir başvurudan söz edilmediği yani olayın iş kazası olduğu gerekçesiyle işgücü kaybından doğan gelir bağlanması yönünde bir başvuru yapılmadığı, davaya konu olayın 22.08.2007 tarihinde gerçekleştiği, işbu davanın ise 20.08.2019 tarihinde açıldığı, yaralanma olayı (22.08.2007) ile açılan dava (20.08.2019) arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olmakla aynı yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesindeki anlatıma göre kazaya sebebiyet veren ... ve ... plakalı araçların sürücü ve malikleri ile zorunlu mali mesuliyet sigortacıları olan sigorta şirketleri aleyhine davacı tarafça başka Mahkemede açılmış tazminat davası bulunduğu, yine UYAP kayıtlarına göre kazalı ...'nun taraf olduğu herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmadığı, dolayısıyla davalı işvereni cezai sorumluluğa götürecek sebep ve ilgi bulunmayan bir olaydan kaynaklanan bu tazminat davasında 12 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması düşünülemeyeceğinden davacı tarafın aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, zararı öğrenme tarihine göre davanın yasal süresinde açıldığı ileri sürülmüşse de istinaf dilekçesinde zararın öğrenildiği rapor olarak belirtilen Adli Tıp Kurumunun 20.05.2019 tarihli raporunda %14 meslekte kazanma güç kaybı oranının belirlendiği ve iyileşme sürecinin 9 ay olarak belirtildiği gözetildiğinde, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediğinden bahsedilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihi olan 23.01.2020 tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3 ve 13/4 üncü maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda hükmolunacak avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirleneceğinden reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri için davalı lehine 3.400,00'er TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazlasına hükmedilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 13. İş Mahkemesinin 23.01.2020 tarih ve 2019/323E. 2020/11 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davacılar tarafından açılan davada, davalının savunduğu zamanaşımı def'ine binaen zamanaşımına uğrayan dava konusu maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ilâ 161 inci maddeleri, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 125 ilâ 140 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.İş kazası ve meslek hastalığından işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Kanun’un 146-161 inci (818 sayılı Kanun’un 125-140) maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 2.Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. 3.Türk Borçlar Kanunu’nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Kanun md.128) uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir. 4.Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır. 5.Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. 6.Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki zarar görenin Mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır. 7.Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır. 8.Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı). 9.Nitekim HGK'nın 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E. - 2024/104 K. sayılı ilamında da "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir." şeklinde belirtilmiştir. 10.Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinde "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur" hükmü yer almaktadır. 11.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı kazalının 22.08.2007 tarihinde davalı şirket nezdinde çalıştığı, ... Caddesinde Sarıyer istikametine seyir halinde olan ... plakalı aracın, maliki ... ... sevk ve idaresindeyken aynı yöndeki mülkiyeti ... ...'e ait, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari taksiye arka sol kapı tarafından çarparak ticari taksiden inmekte olan kazalının ayağının taksi ve kaldırım arasında kalarak sıkışıp yaralandığı, işbu olay nedeniyle kazalının 15.06.2016 tarihinde İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/653 Esas sayılı dosyası ile ..., ... (...) Sigorta (zmms), ... ..., ... Sigorta A.Ş. (zmms) ve ... ...'nin davalı olduğu maddi ve manevi tazminat istemli dava açtığı ve Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 12.Bu açıklamalara göre kazalı tarafından işveren aleyhine ikame edilen işbu davadan önce, dava konusu alacak taleplerini de kapsayan maddi ve manevi tazminat davası açılmış ancak o davalarda husumet olayla ilgili diğer sorumlulara yöneltilmiştir. 13.Mahkemece, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi kapsamında sorumlu bulunanlara karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava ile davacının aynı kazadan kaynaklı müşterek müteselsil sorumlu olduğunu iddia ettiği işverene karşı açtığı işbu temyize konu dava yönünden, bahse konu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın, Türk Borçlar Kanunu'nun 155 inci maddesi kapsamında zamanaşımını kesip kesmediği değerlendirilerek ve oluşacak sonuca göre işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. 14.O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 3.Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.