Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7886 E. 2023/9563 K. – Kurum İşleminin

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7886
Karar No
2023/9563
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/429 E., 2022/1766 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus İş Mahkemesi SAYISI : 2020/188 E., 2021/126 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının annesinin 31.10.2019 tarihinde emekli sandığına bağlı iken vefat ettiğini, babasından yetim aylığı almakta iken vefat eden annesinden de yetim aylığı bağlanması için Kuruma başvuru yaptığını, Kurumun 5434 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesine dayanarak başvuruyu reddettiğini, dayanak gösterilen kanunun yürürlükten kaldırıldığını, davacının ölüm aylığına hak kazanması için gerekli şartları sağladığını, davacının ölen annesi tarafından ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; "davacının 5510 sayılı Kanun'un uygulanması suretiyle hem anne hem de babadan aylık bağlanması yönünden istemin reddine ilişkin Kurum işleminde, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesi delaletiyle 5434 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi gereğince usul ve yasaya aykırılık olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; ölüm aylığı bağlanması için tüm şartların mevcut olduğunu, davacının anne ve babasının emekli sandığına bağlı olup her ikisinin de 30.09.2008 tarihinden sonra vefat ettiğini, davacının ölen annesi tarafından da ölüm aylığı (yetim aylığı) almaya hak kazandığını, davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacıya 05.11.2019 tarihli tahsis talebine istinaden 5510 sayılı Kanun'un 54/a-3 maddesi gereğince aylık bağlanması gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; 5434 sayılı Kanun'a ilişkin geçici hükümleri düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesi gereği; 5434 sayılı Kanun gereği Emekli Sandığı ile 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce ilişkilenmiş olan iştirakçilerin ( 4/I-c. Sigortalılarının ) ölümü halinde dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların tespitinde 5510 sayılı Kanun'un yürürlülüğünden önce veya sonrasında öldüğüne bakılmaksızın 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağını, 5434 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesine göre de her ikisi de sandık iştirakçisi olan ana ve babadan yetim aylığına hak kazananlara tercihleri doğrultusunda sadece birinden dolayı yetim aylığı bağlanabilecek olup davacıya hem baba hem de annesinin iştirakçiliğinden yetim aylığı bağlanmasına yasal olanak bulunmadığını, hal böyleyken davacının aynı zamanda annesi yönünden de aylık bağlanmasını talep etmesi ve İstinaf Mahkemesince davacıya 5510 sayılı Kanun'un 54/a-3 maddesi gereğince aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesinin yasa hükmüne aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 1 inci maddesiyle; Maliye Bakanlığına bağlı olmak ve bu Kanunda yazılı emeklilik işlerini görmek üzere ...’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı ... Kanunu'nun 43 üncü maddesiyle, 5434 sayılı Kanun'un bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren geçici 1’inci maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1 inci maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip ...’na devredilmiştir. Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" ve yine Anayasa'nın 37 nci maddesi ile "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". Anayasanın 125 inci maddesinde yer verilen kural, yönetimin/idarenin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 4 üncü maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanun'un 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan, “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 134 üncü maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101 inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır. İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa dayanılarak kurulmuştur. Bu kapsamda ...'nun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, idari nitelikteki bir davanın hukuk mahkemesine açılması durumunda izlenecek sürece ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda birbirini tamamlayan düzenlemeler yer almaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinde, yargı yolunun caiz olması durumu, dava koşulları arasında sıralanmış, 115 inci maddesinde, dava koşulu eksikliğini saptayan mahkemece davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerce açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sıralanmış, 9 uncu maddesinde, çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girmesine karşın, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi durumunda, bu konudaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı makamına başvuru tarihinin, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra, anılan 30 günlük süre geçirilmiş olsa da idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabileceği bildirilmiştir. 3. Değerlendirme Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirme sonucu; 5510 sayılı Kanunun geçici 4'üncü maddesi gereğince, 5434 sayılı Kanun kapsamında 4/c sigortalısı iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı alan davacının 4/c sigortalısı annesinden dolayı da aylık bağlanması istemine ilişkin eldeki uyuşmazlığın çözümünde; 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olup, 506 veya 5510 sayılı Kanunların uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134 ve 101 inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli olmayıp bu tür davaların idari yargının görev alanı içerisinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7886, K. 2023/9563, T. 11.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7886-e-2023-9563-k-05c1f8bdc756