Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7232 E. 2023/9152 K. – Tespit
Konu: Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7232
- Karar No
- 2023/9152
- Karar Tarihi
- Konu
- Tespit
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2093 E., 2023/676 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2021/232 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumdan emekli olma talebinin reddedildiğini, oysa 402 gün SSK'ya tabi çalışmış olduğunu, 11.09.1981 tarihinde Almanya'da ilk işe girişinin iki ülke arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi ve 3201 sayılı Kanun'a göre Türkiye'de de işe giriş tarihi sayılması gerekirken, buna ilişkin talebin kabul edilmediğini, Kanun gereği kazanmış olduğu gün sayısı üzerinden borçlanma talebinin kabul edilerek SSK üzerinden emekli edilmesi gerektiğini, 31.12.2019 tarihine kadar Almanya'da çalışmasının gözden kaçırıldığını, sigortalılık başlangıç tarihi 11.09.1981 kabul edilerek 13790 sigortalılık günü üzerinden borçlanma çıkartılarak emekli edilmesi gerektiğini, 3201 sayılı Kanun'un 7186 sayılı Kanun'la değişik 4 üncü maddenin birinci fıkrasındaki “4/b bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmü açık olmasına rağmen 01.08.2019 tarihinden önceki çalışma sürelerinin sigortalılık süresi olarak kabul edilmediğini, oysa 1981-2018 yılları arasında borçlanma için gerekli 5400 günden fazla yurt dışı çalışmasının mevcut olduğunu, çıkarılacak olan borçlanma bedelini ödemeye hazır olduğunu, Kanun değişikliğinin ileri sürülerek borçlanma talebinin reddedildiğini, oysaki 5203 sayılı Kanun ile Türk vatandaşlarına tanınan tüm haklara sahip olduğunu, dolayısıyla yurt dışı borçlanmasıyla emekli olması için yasal bir engelin bulunmadığı belirtilerek, borçlanma talebenin eski Kanun ve Yönetmelik üzerinden kabulü ile 11.09.1981 tarihi esas alınarak 13790 gün üzerinden emekli edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; haksız açılan davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, Türkiye'de son defa 9 gün 4/1-a kapsamında prim ödediğinden 05.09.2014 tarihli borçlanma talebine istinaden bedelini ödediği 393 günlük borçlanma süresinin de (4/1-a) kapsamında değerlendirilmesi ve aylığa hak kazanma şartlarının da bu statünün öngördüğü mevzuata göre belirlenmesi gerekir. Öte yandan davacı 06.11.2020 tarihli borçlanma başvurusuna göre bir ödemede bulunmadığından, 3250 gün yurt dışı süresinin 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmü karşısında prim ödeme gün sayısına eklenmesine imkân bulunmamaktadır. Kaldı ki bedeli ödenmiş olsa bile 3250 günün 4/1-b statüsünde bir hizmet olarak kabul edilmesi gerekeceğinden emeklilik şartlarının da bu statünün öngördüğü mevzuat kapsamında belirlenmesi gerekmektedir. Önceki alt bölümde gerekçeleriyle açıklandığı üzere davacının sigortalılık süresinin başlangıç tarihi 15.05.1982 olup, Türkiye'de geçen 9 gün sigortalı çalışması ve bedelini ödediği 393 gün yurt dışı sigortalılığı olmak üzere 4/1-a kapsamındaki toplam prim ödeme gün sayısı 402'dir. Sigortalılık süresinin 15.05.1982 tarihinde başladığı dikkate alındığında, 23.05.2002 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 20 yıl 8 gün olduğundan 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendine göre, davacı 25 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurması ve en az 5075 gün prim ödemiş olması şartları ile yaşlılık aylığından yararlanabilecektir. 25 yıllık sigortalılık süresini 15.05.2007 tarihinde, 46 yaşını 15.05.2010 tarihinde tamamlamakla birlikte, davacının yaşlılık aylığına hak kazanmak için 5075 gün prim ödeme şartını yerine getirmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; davacının davasının kısmen kabulü ile Türkiye'deki sigortalılık başlangıcının Almanya'da sigortalı iken 18 yaşını doldurduğu 15.05.1982 tarihi olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığına yönelik talebi ise 5075 gün prim ödeme gün şartını yerine getirmediğinden aylık bağlanması talebinin reddi cihetine gidilmekle; Davacının davasının kısmen kabulü ile Davacının Türkiye'de ki sigortalılık başlangıcının Almanya'da sigortalı iken 18 yaşını doldurduğu 15.05.1982 tarihi olduğunun tespitine, Yaşlılık aylığına ilişkin talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda, 15.05.1964 doğumlu davacının davaya konu tarihi kapsar şekilde Almanya'da zorunlu prim sürelerinin bulunması ve 18 yaşın ikmal edilmiş olması ile 3201 sayılı Kanun'un 5/5.maddesi karşısında, davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarihin sigortalılık başlangıcı olarak kabulüne ve davacının borçlanma talep dilekçesinin 06.11.2020 tarihinde olmak üzere anılan Kanun değişikliğinden sonrasına ait olduğu, değişiklik sonrası düzenleme gereği davacının borçlanmasının 4/1-a kapsamında yapılmasına olanak bulunmadığı anlaşıldığından, mevcut 4/1-a hizmetlerinin de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli olmadığı anlaşıldığından yaşlılık aylığına ilişkin talebin reddine dair kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle; Davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; Almanya'da ilk işe giriş tarihi olan 11.09.1981 tarihinin Türkiye'de ilk işe giriş tarihi olarak kabulüne ve yurtdışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sayılarak 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.