Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6028 E. 2023/6185 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6028
- Karar No
- 2023/6185
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/115 E., 2023/15 K. KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen haczin kaldırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir vergi borcu bulunmadığı halde bu konuda herhangi bir ihbarname ödeme emri veya yazı tebliğ edilmeden ... Büyükçekmece Karaağaç 139 Ada 2 parsel 1 cilt 62 safyada kayıtlı villasına ve ... Bağcılar Mahmutbey 2229 Ada, 1 Parsel 168 Cilt 16547 sayfada kayıtlı arsasına haciz konulduğunu, yapılan haciz işleminin haksız olduğunu, davacının özel Ervağ Eğitim Hizmetleri Ltd..Şti.'nin ortaklarından 25.05.2012 tarihinde Kocaeli 5 inci Noterliği tarafından düzenlenen 10745-46 yevmiye nolu işlemi ile ayrıldığını, şirketle hiçbir bağının kalmadığını, söz konusu şirketin vadesi geçmiş zamanaşımı sigorta prim ve gecikme zammı borçlarının davacı ile ilişkinlendirilmesinin ve ona talep edilmesi işleminin yasal dayanağının bulunmadığını, kamu alacağı ile ilgili 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacıya bildirim yapılmadan taşınmazları üzerine haciz konulması işleminin hukuka aykırı olduğunu bu nedenle dava konusu haciz işlemlerinin tedbiren durdurulmasına ve davacı hakkında uygulanan haciz işlemlerinin iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın 7 günlük hak düşürücü sürenin geçtikten sonra açıldığını, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca açılacak itiraz davasının bir menfi tespit davası niteliğinde olduğunu, kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasının kanun hükümlerince cevaz verilmediğini, 6183 sayılı Kanun'da İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesine koşut bir hükmün bulunmamış olması karşısında yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu aynı konuda menfi tespit istirdat davası açamayacağını, davacı tarafın prim borçlarının zaman aşımına uğradığı iddiasının doğruyu yansıtmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2016 tarihli ve 2016/259 Esas 2017/76 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2017/1404 E - 2018/255 K sayılı ilamı ile; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/4582 E. - 2019/1545 K. sayılı ilamı ile; "...Somut olayda; noterde hisse devri sözleşmesi yapılması geçerli olup ticeret sicile bildirilmesi kurucu değil bildirici etkiye sahip olduğu gözetilmeden, dava dışı limited şirketlerde davacının müdürlük dönemi ve hissedarlık dönemleri araştırılmadan haczin yalnızca Erva şirketinin borcundan kaynaklı olduğu düşünülerek ve davada hak düşürücü süre ve 3 üncü kişi olması durumuna göre menfi tespit niteliği gözetilmeden sonuca gidilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş; dava dışı borçlu her iki limited şirkette de davacının hissedarlık ve müdürlük dönemlerini araştırmak, araştırmaya göre davacının 3 üncü kişi olup olmadığını belirlemek, ödeme emirlerinin asıllarını dosyaya getirterek davacının itiraz edeceği mercinin ve başvuru yollarının ödeme emrinde mevcut olup olmadığını belirleyerek davayı süre yönünden değerlendirmek, davacının yalnızca hissedar olması durumunda şirketten tahsil imkanına ilişkin araştırma yapmak, davacıya ödeme emrilerinin hangi sıfatla gönderildiğini tespit ederek, tüm bu araştırmaların sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yargılamada; "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına düzenlenen dava dışı Erva Eğitim Ltd. Şti.'nin borçlarını içeren 26.06.2012 tarih ve 11561902 sayılı 2005/3-2011/12 dönem borçlarından oluşan ödeme emrinin 09.08.2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, yine davacı adına düzenlenen dava dışı Umman Mobilya Ltd.Şti.'nin borçlarını içeren 16.06.2015 tarih ve 8964106 sayılı 2007/5-2012/9 dönem borçlarından oluşan ödeme emrinin 25.06.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 08.11.2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 19.10.2004 tarihli karar ile dava dışı ...’ün müdür atanmasına ...(davacı) ve ...’ün müdürlük ve imza yetkilerinin süre sonuna kadar devamına karar verildiği, 26.06.2012 tarihli ve 16.06.2015 tarihli ihtiyati haciz kararı ile davacının Bağcılar ve Büyükçekmecedeki gayrimenkullerine ayrı ayrı iki ödeme emrinden dolayı da haciz konulduğu, davacının 21/10/2014 tarihinde dava dışı Özel Erva Eğitim Hiz.Ltd.Şti. 'nin prim borçlarını hissesi oranında (%33 ,33 ) yapılandırmak istediğini beyan ettiği, 25.05.2012 tarihli Kocaeli 5 inci Noterliğinde düzenlenen hisse devri sözleşmesi ile davacının her iki şirketteki hisselerini de devrettiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 03.01.2020 günlü yazısında, "Umman Mobilya Gıda Pazarlama İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2007/9 uncu aydan 2012/9 uncu aya kadarki prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun gereği icra takibi başlatıldığı, şirket borçlarının zamanında ödenmemesi, yüksek miktarlarda olması, şirketin mal varlıklarının borçlarını karşılayacak miktarda olmaması, şirketten tahsili imkanının kalmaması ve şirketin gayri faal olması nedenleriyle şirket ortakları hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereği şirket yetkilileri hakkında da 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin 20 nci fıkrası gereği icra takip işlemleri başlatılmış olduğu, gönderilen ödeme emrine konu toplam borcun 450.753,70 TL olduğu, davacının hissesine düşen kısmın 450.753,70 TL x 33,33/100 = 150.236,21 TL nispetinde sorumlu olabileceği, şirket ortaklarından ve aynı zamanda şirket müdürü olan ... ve ... hakkında yapılan icra takibinde, ... tarafından borcun tamamının yapılandırılarak ödendiğinin belirtildiği görüldü.
Dosya Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek 26.06.2012 tarihli ödeme emrindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Adli Tıp Kurumu 28.09.2020 tarih ve 14329 sayılı raporunda özetle, inceleme konusu belgede teslim alan kısmında ...'ya aften atılı imza ile ...'nın mukayese imzaları arasında; farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığını belirtmiştir.
Dosya konusunda uzman bir bilirkişiye verilerek rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi 22.11.2021 tarihli raporunda özetle; davacının gayrimenkulleri üzerine 2 ayrı firma borçları sebebi ile haciz şerhi işlendiği görülmekle birlikte, İzmit SGM 03.01.2020 günlü yazısında; Umman Mobilya Gıda Pazarlama İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin tüm borcunun ödendiğinin bildirildiğini, bu firma borcu için konulan haczin kaldırılması gerekeceğini, Erva firması borçları yönünden ise, davacının, 1998-16.07.2008 tarihleri arasında firma yetkilisi ve 1998- 25.05.2012 arası dönem için de firma ortağı olduğunun görüldüğünü, hacze konu 26.06.2012 gün ve 11561902 sayılı ödeme emrinin, 1014395 sicil numaralı işyerinin 2005/3-2010/12 dönem prim borcu 882.297,27 TL ve GZ toplamı 1.571.323,46 TL tutarın ödenmesi istemine ilişkin olduğu dikkate alındığında, borçların davacının firma yetkilisi ve/veya ortağı olduğu dönemlere ait olduğu hususunda çekişme olmaması gerekeceğini, firma tarafından süresinde ödenmediği anlaşılan SGK prim borcuna ilişkin ödeme emrinin firma yetkilisine gönderilebileceğini, yine davacının firma yetkilisi olmayıp yalnızca ortak olarak bulunduğu 16.07.2008-25.05.2012 dönemindeki borçlardan da sorumlu olacağı anlaşılmakta ise de, bu sorumluluğun şartının, alacağın firmadan tahsil imkanı bulunmaması olduğunu, davacının firma yetkilisi olduğu 16.07.2008 tarihine kadarki borçların tamamından müteselsilen, yalnızca firma ortağı olduğu 16.07.2008-25.05.2012 dönemindeki borçlardan ise payı (1/3) oranında sorumlu olacağının anlaşıldığını, ancak dosya arasında, davacıya ödeme emrinin gönderildiği veya haczin işlendiği tarihte, firmanın borcunu ödeme gücü bulunmadığına ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığını, firmanın haciz tarihinden çok sonra 19.10.2015 tarihinde ticaret sicilden resen silindiğini belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamından, haczin dayanağı 26.06.2012 tarih 11561902 sayılı ödeme emrinin 09.08.2012 tarihli tebliğ belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmiştir.
16.06.2015 tarih ve 896410 sayılı ödeme emrine konu edilen Umman Mobilya Gıda Pazarlama İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin tüm borçlarının ödendiği de İzmit Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 03.01.2020 tarihli yazısı ile bildirilmiştir.
Usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmeksizin kesinleşmeyen alacağa ilişkin emekli maaşı ve taşınmazlar üzerine haciz konulamayacağından aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile; "...Davanın kabulüne; -26.06.2012 tarih ve 11561902 sayılı ödeme emri ile 16.06.2015 tarih ve 8964106 sayılı ödeme emrine dayalı 26.06.2012 ve 16.06.2015 tarihli haciz kararına dayalı Büyükçekmece Karağaaç 139 Ada, 2 parsel ve Bağcılar Mahmutbey 2229 Ada, 1 parselde kayıtlı taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılmasına," karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6183 sayılı Kanun'da İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesine koşut bir hükmün bulunmamış olması karşısında yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu aynı konuda menfi tespit istirdat davasının açılamayacağını, davanın süresi geçtikten sonra açılmış olmasının yanı sıra davacı tarafın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde sayılan ödeme emrine itiraz sebeplerinden herhangi birine dayanmamış olması dolayısıyla da huzurdaki davanın esastan yönünden de reddi gerektiğini belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2-6183 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ile 70 inci maddesi
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.