Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4582 E. 2023/11092 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4582
- Karar No
- 2023/11092
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1194 E., 2023/220 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/620 E., 2020/403 K. Taraflar arasındaki aksine işlemin iptali ile 18.04.1999-30.09.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, aksine Kurum işleminin iptali ile, daha önce kabul edilen ancak sonradan muhtar olmadığı gerekçesi ile iptal edilen 18.04.1999-30.09.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının muhtarlıktan dolayı yapılan tescilinin, vergi kaydına istinaden yapılacak sigortalılık tesciline esas alınamayacağını, davacının vergi kaydına istinaden sigortalı olarak tescilini süresinde talep etmediğini, davacı hakkında yapılan dava konusu iptal işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum davacıyı 27.11.1994 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescil ettiğini ve davacı hakkında bilgi sahibi olduğunu, davacının vergi ve esnaf odası kaydının kesintisiz şekilde devam ettiğini, 6111 sayılı Kanun'a göre yasal süre içerisinde Kuruma başvurularak geçmiş döneme ilişkin sigortalılığın ihyası ile primlerinin ödenmiş olması karşısında, davacının 506 sayılı Kanun'a sayılı tabi olup 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığıyla çakışan 01.08.2006-20.10.2006 dönemi dışlanmak suretiyle primi ödenmiş olan 18.04.1999-30.09.2008 döneminde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının 506 sayılı Kanun'a tabi olup, 1479 sayılı Kanun'a tabii sigortalılığıyla çakışan 01.08.2006-20.10.2006 dönemi dışlanmak suretiyle primi ödenmiş olan 18.04.1999-30.09.2008 döneminde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yerel Mahkeme kararının usul ve Kanun'a uygun olduğu gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, aksine işlemin iptali ile 18.04.1999-30.09.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 1479 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3.Değerlendirme İnceleme konusu davada, 17.03.1968 doğumlu davacının 26.09.1994 tarihinden itibaren bakkallık faaliyetinden dolayı vergi kaydının, 19.03.2007 tarihinden itibaren devam eden oda kaydının, 22.07.1997 tarihinden itibaren devam eden esnaf sicil kaydının bulunduğu, davalı Kurum tarafından ilk kez muhtarlık nedeniyle 27.11.1994 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, davacının 28.04.2011 tarihli talebi üzerine devam eden vergi, oda ve sicil kaydı nedeniyle 01.10.2008 tarihi itibariyle 4/1-b kapsamda tescilinin yapıldığı, muhtarlık nedeniyle 27.11.1994 tarihi itibariyle yapılan tescilin ise muhtarlığın sonlandığı 18.04.1999 tarihi itibariyle terk verilerek sonlandırılması üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelere göre davacının halihazırda 25.12.1986-23.02.1987, 01.11.1990-30.04.1991, 01.07.1991-30.06.1992, 01.08.2006-20.10.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında, 20.04.2013-14.01.2014 tarihleri arasında 4/1-a kapsamda, 27.11.1994-18.04.1999 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında, 01.10.2008 ve devamla 4/1/- b kapsamda sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunu'nun 4'üncü maddesinde herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan köy ve mahalle muhtarlarının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle anılan maddede yapılan değişiklik ile de 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan veya bu kapsamda aylık ve gelir almayan köy ve mahalle muhtarlarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b madde kapsamında sigortalı sayılacakları düzenlenmiştir. 1479 sayılı Kanun'un (4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile eklenen) geçici 18 inci maddesi; “Bu Kanun'a göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanun'a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanları sigortalılıkları, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” düzenlemesini içerir. Geçici 18 inci maddede ise "bu Kanun'a göre sigortalılık niteliği taşıdıkları " denilmekle, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılan; ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin tüm ortakları sayılmıştır. Muhtarları bu kapsamda sayan bir düzenleme ise bulunmamaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren "1479 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 8 inci maddesi, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren başlayacağını, ancak, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanun'un yürürlük tarihi ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının %32’si üzerinden borçlanma tutarının hesaplanıp tebliği üzerine sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceğini düzenler. Geçici 8 inci madde de "bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanlar " derken "Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortaklarından bahsedilmektedir. Bu bağlamada davacının talep ettiği ve davalı Kurum tarafından sigortalı kabul edilmeyen 18.04.1999-04.10.2000 dönemi yönünden 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesine, 04.10.2000-30.09.2008 dönemi yönünden ise 5510 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine göre bir inceleme yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla 09.11.2023 gününde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık "26.09.1994 tarihinde bakkaliye faaliyetinden dolayı vergi kaydı olan ve 27.11.1994 tarihinde muhtar seçilmesi üzerine kurum tarafından 4/b kapsamında sigortalılığı kabul edilip prim alınan, 18.04.1999 tarihinde muhtarlığın sona ermesi nedeni ile sigortalılığı sona erdirilen davacının 18.04.1999-30.09.2008 tarihleri arası çakışan 4/A sigortalılığı hariç 6111 sayılı kanun kapsamında ihya ile primini ödediği bu dönemin, kurumun 02.08.2003 öncesi kayıt ve tescilinin olmaması nedeni ile iptale ilişkin kurum işleminin işlemin yerinde olup olmadığı" noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davalı kurumun davacıyı 27/11/1994 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescil ettiği ve davacı hakkında bilgi sahibi olduğu, davacının vergi kaydı, esnaf odası kaydının kesintisiz bir şekilde devam ettiği, 6111 sayılı kanuna göre yasal süre içerisinde kuruma başvurarak geçmiş döneme ilişkin sigortalılığını ihya ederek primini de ödemiş olması karşısında davacının 506 sayılı kanuna sayılı tabi olup 1479 sayılı kanuna tabi sigortalılığıyla çakışan 01/08/2006-20/10/2006 dönemi dışlanmak suretiyle primi ödenmiş olan 18/04/1999-30/09/2008 döneminde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacağı" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 3. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "davacının 19/03/2007 tarihinden itibaren Dinar Esnaf ve Sanaatkarlar Odası kaydının bulunduğu, 26/09/1994 tarihinden itibaren vergi mükellefi olduğu, 22/07/1997-19/03/2007 ve 19/03/2007-devam eden esnaf sicil kaydının bulunduğu, davacının 17/04/2017 tarihinde kuruma başvuru yaptığı ve başvurusunun reddedildiği, davacının 1479 sayılı Kanuna göre ilk tescilinin muhtarlık nedeniyle 27/11/1994 tarihinde yapıldığı, 18/04/1999 tarihinde sona erdirildiği, 01/10/2008 tarihinde başlatılarak 31/03/2011 tarihinde sonlandırıldığı, tekrar 01/05/2015 tarihinde başlatıldığı ve dava tarihi itibariyle devam ettiği, davacının 28/06/2011 tarihinden itibaren 6111 sayılı kanun kapsamında yapılandırma yaparak borcunu bitirdiği, 06/04/2011 tarihli hesap ekstresine göre 27/11/1994 tarihinden 06/05/2011 tarihine kadar 16 yıl 5 ay 4 günlük hizmetinin bulunduğu, davalı kurumca davacının sigorta başlangıcının 01/10/2008 tarihi olarak kabul edildiği, davalı kurumca, 6 ay içinde kuruma başvuru yapılmadığı gerekçesiyle ödemesi yapılan 18/04/1999-30/09/2008 dönemine ilişkin sigortalılığın iptal edildiği anlaşılmış olup davalı kurumun davacıyı 27/11/1994 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescil ettiği, davacının vergi kaydı ile esnaf odası kaydının kesintisiz bir şekilde devam ettiği, davacının 6111 sayılı kanuna göre yasal süre içerisinde kuruma başvurarak geçmiş döneme ilişkin sigortalılığını ihya ederek primini de ödediği, bu nedenle davacının 506 sayılı kanuna sayılı tabi olup 1479 sayılı kanuna tabi sigortalılığıyla çakışan 01/08/2006-20/10/2006 dönemi dışlanmak suretiyle primi ödenmiş olan 18/04/1999- 30/09/2008 döneminde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmasının gerektiği, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. 4. Kararın davalı Kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "davacının eldeki davasına konu 18.04.1999-04.10.2000 dönemi yönünden, 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesine göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 02.08.2003 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olması, 04.10.2000-30.09.2008 dönemi yönünden ise 5510 sayılı Kanunun geçici 8'inci maddesine göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. II. YASAL VE HUKUKİ DAYANAKLAR 5. 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının 4 üncü maddesiyle esasen bir kamu görevi yapan muhtarlardan herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmayanlar 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 25/f maddesiyle sosyal güvenlik şemsiyesine alınmıştır. 5510 sayılı Kanun 5754 sayılı Kanun'la değiştirilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan veya gelir-aylık almayan köy ve mahalle muhtarları, 5510 sayılı Kanuna göre eski adıyla Bağ-Kur sigortalısı (4b) sayılmışlardır. Muhtarlardan yeniden seçilmeyenler ile görevden ayrılanların Bağ-Kur ile ilgileri yasal primlerini ödedikleri sürece devam ettirilmiştir. 6. 5510 sayılı Kanun'un geçici 21 inci maddesine göre, 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 4 üncü maddesi uyarınca muhtar seçilen ve usulüne göre Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırıp sigortalılığı devam eden muhtarlardan, vergi mükellefiyetine göre sigortalılığının devamını isteyen muhtarların 01.04.2009 tarihine kadar yazılı müracaatları halinde sigortalılıkları 30 gün üzerinden işlem görecek, müracaat etmemeleri halinde ise geçici 16 ıncı madde öngörülen prim oranı üzerinden işlem yapılacaktır. Buradaki altı aylık süre sigortalılığın 01.10.2008 tarihinden sonra devamı içindir. Bu sigortalının 01.10.2008 öncesi sigortalılığını etkilemez. 8. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. III. SOMUT UYUŞMAZLIK 7. Dosya içeriğine göre 17.03.1968 doğumlu davacının 26.09.1994 tarihinden itibaren bakkallık faaliyetinden dolayı vergi kaydının, 19.03.2007 tarihinden itibaren devam eden oda kaydının, 22.07.1997 tarihinden itibaren devam eden esnaf sicil kaydının bulunduğu, davalı Kurum tarafından ilk kez muhtarlık nedeniyle 27.11.1994 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, davacının 28.04.2011 tarihli talebi üzerine devam eden vergi, oda ve sicil kaydı nedeniyle 01.10.2008 tarihi itibariyle 4/1-b kapsamda tescilinin yapıldığı, muhtarlık nedeniyle 27.11.1994 tarihi itibariyle yapılan tescilin ise muhtarlığın sonlandığı 18.04.1999 tarihi itibariyle terk verilerek sonlandırılması üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece "...davalı kurumun davacıyı 27/11/1994 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescil ettiği, davacının vergi kaydı ile esnaf odası kaydının kesintisiz bir şekilde devam ettiği, davacının 6111 sayılı kanuna göre yasal süre içerisinde kuruma başvurarak geçmiş döneme ilişkin sigortalılığını ihya ederek primini de ödediği anlaşılmaktadır. 7. Burada temel sorun kamu görevi olarak muhtarlık yapması nedeni ile 1479 sayılı Kanunun 15. maddesi yollaması ile bu kanun kapsamında 4/b sigortalılığı 1994-1999 arası kabul edilen ve primleri alınan davacının kayıt ve tescilinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. 8. Çoğunluğun gerekçe de dayandığı 5510 sayılı Kanunun 1479 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin geçiş hükümleri olan geçici 8 ve 18. maddeleri ise kayıt ve tescilini yapmayan sigortalılara ilişkindir. Oysa ortada 2108 sayılı yasa kapsamında davacı kamu görevi yapmış, kurumca aynı yasa ve atıf yapılan 1479 sayılı Kanunun 25. maddesi kapsamında sigortalılık tescili yapılmış ve primleri alınmıştır. Davacının 02.08.2003 öncesi kayıt ve tescili gerçekleşmiştir. 9. Çoğunluğun görüşü gibi 1479 sayılı Kanun kapsamında daraltan bir yorumla kayıt ve tescilini aramak, zorunlu sigortalılık ilkesine aykırı olduğu gibi sigortalı lehine yorum ilkesine de aykırıdır. Salt 1479 kanun kapsamında kayıt ve tescili aramak şekilciliktir. Oysa davacının muhtarlık görevi nedeni ile kurumca resen tescil işlemi yapılmış ve primleri alınmıştır. 02.08.2003 öncesi sigortalılığa ilişkin kayıt ve tescil olduğuna göre ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetlidir. Kararın onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.