Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4098 E. 2023/13489 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4098
Karar No
2023/13489
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/693 E., 2021/469 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/318 E., 2018/474 K. Taraflar arasındaki davalı Kurumca aylığa esas kanunun değiştirilmesi ve bu nedenle yapılan borç tahakkukuna dair işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, dair karar verilmiştir. Kararın, davacı ve davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 13.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin davalı Kurumun sigortalısı olarak 26.02.2004 tarihli tahsis talebine binaen yaşlılık aylığı bağlandığını, Mart 2016 ayına kadar kendisine yaşlılık aylığı ödendiğini, dava dilekçesinde belirttikleri nedenler ile davalı Kurum tarafından yapılan 2. Karar işlemi ile müvekkilinin1479 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihinin iptal edilerek 2926 sayılı Kanun'a göre bağlanması ve yersiz ödeme tahakkuk işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ile dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili 15.11.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili Kurumda sigortalı olandavacının 26.02.2004 tarihli yaşlılık aylığı talebine istinaden 01/03/2004 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlandığını, 05.01.2015 tarih ve 29786 sayılı 2015/1 E bağımsız tahsis işlemlerine istinaden davacının 20.01.2016 tarihinde maaşının durdurulduğunu, 2. Karar maaş bağlama sırasındaki ibare gereği davacının aylığının tekrar bağlandığını, yapılan kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu haksız açılan davanın reddi ile tüm mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmaına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davacının son 7 yıllık sigortalılık süresinde daha fazla olan sürenin Tarım Bağ-Kur (2926 sy) sigortalılığı olduğundan kurumun bu yasaya göre sonraki aylık bağlaması işleminin yerinde olduğu, ancak 15.09.1996 tarihli prim ödemesinin 1 ayın altında olması halinde aylık bağlanması şartlarının 2926 sayılı Kanun'a göre belirlenmesinin gerektiği görüş ve kanaatinde olduğunu" belirttiği, Kurumdan 15.09.1996 tarihli prim ödemesinin 13 günlük prim ödemesine denk geleceğinin bildirildiği, böylece davacının son 7 yıl çalışmasına göre daha fazla sigortalılık süresinin 2926 sayılı Kanun kapsamında bulunduğundan 1479 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylığın iptali şartlarının gerçekleştiği, bu yönüyle davalının işleminin yerinde olduğu, ancak davacının bu işlemde bir kusuru bulunmadığından; kurumun, davacıdan tespit tarihinden en çok geriye dönük 5 yıllık aylığına (2926 sy) göre ödenmesi gereken aylık miktarları ile iptal edilen 1479 sayılı Kanun'a göre ödenen fiili aylıkların farklarını talep edebileceği, tüm dönemi talep edemeyeceği, hatalı işlemin tespit tarihinin 17.03.2016 olduğu, 27.10.2018 tarihli raporda bu döneme ilişkin fazla ödenen-fark aylık miktarının 16.513,32-TL olduğunun hesaplandığı, davalı idarenin ise bu miktardan fazla 34.895,59-TL talep ettiği, kurum işleminin 16.513,32-TL nin üstündeki miktar yönünden yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının 16.513,32-TL nin üstündeki borç bildirimine yönelik kurum işleminin iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının diğer taleplerinin iptal şartları yerinde olmadığından, 1479 sayılı Kanun göre yaşlılık aylığı tahsis şartları bulunmadığından, reddine karar vermek gerekmiştir. Eldeki davanın Kurum işleminin iptali için açıldığı, kabul ve ret oranının miktar olarak belirlenemeyeceği, davacının talebininde kısmen kabulüne karar verildiği anlaşıldığından davada kabul ve ret oranı takdiren %50-%50 olarak belirlenmiştir. Buna göre davanın kısmen kabulü ile, davacıya 1479 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylığın iptali şartları oluştuğundan ve 2926 sayılı Kanun'a göre bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin kurum işlemi yerinde olduğundan davacının 1479 sayılı yasaya göre yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik tespit talebinin reddine, yersiz aylık ödemeleri nedeniyle 34.985,59-TL borç tahakkuku işlemine karşı talebin kısmen kabulü ile davacının, davalıya 16.513,32-TL borçlu olduğunun tespitine, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; aylık bağlanma tarihindeki mevzuata uygun ve doğru olan 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın, 2016 yılında güncelleştirme adı altında değişen mevzuata göre geçersiz sayılmasına dair kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2.Davalı Kurum vekili, Bağımsız Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı'nın 2015-5E-Bağımsız Tahsis sayılı yazısına istinaden davacının dosyasında hizmet ve basamak güncelleme işlemi yapılarak 2. Karar işleminde "son 7 yılda en fazla olan Kurum ,seçilen Kurum olmalıdır" gereğince yaşlılık aylığı yeniden incelenip işlem yapıldığını,kurum işleminin hukuka uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının son 7 yıllık sigortalılık süresinde daha fazla olan sürenin Tarım Bağ-Kur (2926 sy) sigortalılığı olduğundan kurumun bu yasaya göre sonraki aylık bağlaması işleminin yerinde olduğu ancak 15.09.1996 tarihli (311.850,00 TL) Tarım Bağ-Kur prim ödemesinin, isteğe bağlı 1479 sayılı yasa kapsamında prim ödemesi olduğu kabul edilse bile prim tutarının 13 günlük prim ödemesine karşılık geldiği dikkate alındığında 2926 sayılı yasa kapsamında geçen sürenin fazla olduğu,1479 sayılı yasaya göre bağlanan aylığın iptaline yönelik kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.Bununla birlikte bu işlemde davacının kusuru bulunmadığından; kurumun hatalı işlem tespit tarihi olan 17.03.2016 tarihinden geriye dönük 5 yıl için 2926 sayılı Kanun'a göre ödenmesi gereken aylık miktarları ile 1479 sayılı yasa kapsamında ödenen aylıkların farklarını talep edebileceği anlaşılmakla bu döneme ilişkin fark aylık miktarının bilirkişi raporunda 16.513,32-TL hesaplandığı, davalı Kurumun borç bildiriminde 34.895,59 TL yersiz ödemenin iadesini istediği, kurum işleminin 16.513,32 TL'yi aşan miktar yönünden iptali gerektiği kabul edilerek hüküm kurulmasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; 2829 sayılı Kanun gereğince davacının son 7 yıl çalışmasına göre daha uzun sigortalılık süresi 2926 sayılı yasa kapsamında bulunduğundan 1479 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylığın iptali şartlarının gerçekleştiği, bu yönüyle kurum işleminin yerinde olduğu,bununla birlikte hatalı işlemde davacının kusuru bulunmaması nedeniyle kurumun hatalı işlemi tespit tarihi olan 17.03.2016 tarihinden geriye dönük 5 yıl için 2926 sayılı Kanun'a göre ödenmesi gereken aylık miktarları ile 1479 sayılı Kanun kapsamında ödenen aylıkların farklarını talep edebileceği kabul edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; aylık bağlanma tarihindeki mevzuata uygun ve doğru olan 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın, 2016 yılında güncelleştirme adı altında değişen mevzuata göre geçersiz sayılmasına dair kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu buna göre kısmen kabul yerine tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan işlemlerde hata olmadığını, esasen davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca aylığa esas kanunun değiştirilmesi ve bu nedenle yapılan borç tahakkukuna dair işlemin iptali gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2829 sayılı Kanun'un 7 nci ve 8 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin ilk fıkrası; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir” hükmünü içermektedir. 5510 Sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin son fıkrası; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malullük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır” hükmünü öngörmektedir. 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası ise; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına yada bu kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır...” biçiminde düzenlemeye yer verilmiştir. Her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin beşinci bendi ile 24.05.1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun, yürürlükten kaldırılmış ise de anılan kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlar bakımından 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin uygulanacağı aynı kanunun Geçici 2 nci maddesi gereği olup, son yedi yıl fiili hizmet süresi içinde en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık halinin esas alınacağı belirgin olan davacı hakkında son 1261 günlük sürenin ilk defa 1479 sayılı Kanun kapsamında geçtiğinin belirgin olması karşısında, davacı hakkında 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis yapılması gerektiği dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4098, K. 2023/13489, T. 26.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4098-e-2023-13489-k-2dd8baac0f25