Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3444 E. 2023/3794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3444
Karar No
2023/3794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2601 E., 2022/3991 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/180 E., 2022/180 K. Taraflar arasındaki hizmet ve yaşlılık aylığına hak kazanılmasına karar verilmesi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.01.1995 tarihinden itibaren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında emeklilik aylığı aldığını, 14.07.1988 tarihinden itibaren 4/a kapsamında 01.10.2008 tarihinden itibaren 4/b kapsamında sigortalılığı bulunduğunu, Koç Holding bünyesinde bulunan ... Günooto Anonim Şirketi (Güney Otomobil Anonim Şirketi) işyerinde 01.01.1995 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 2001 Haziran sonu itibariyle şuan Otokoç otomotiv olarak çalışma hayatına devam eden Birmot Anonim Şirketine geçişinin yapıldığı, 2002 yılı sonuna kadar da bu şirkette çalıştığı, Günoto Anonim Şirketinin Koç Holding A.Ş. tarafından 31.12.2000 tarihi itibari ile tüm mevcut aktif-pasif ile devraldığını, 1995-2002 yılları arasında 020141 sicil numaralı Günoto Anonim Şirketi bünyesinde kesintisiz çalışması olup bu çalışmaların Kurum kayıtlarında görülmediğini, 2015 yılında Kuruma başvurulduğunru, olumlu ya da olumsuz cevap verilmediğini, yapılan sonraki başvuruya 23.01.2019 tarihinde verilen cevapta, Güroto Güney otomobil Ticaret Anonim Şirketi işyerinden 1995-2002 yılları arasında çalıştığına dair işe giriş bildirgesi ve çalışmalara rastlanmadığının belirtildiğini, bu nedenle, 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin tüm sigorta kollarına tabi çalışma olduğunun tespiti gerektiğini, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlar ve harp malulleri ile bunların dışındaki vazife malullerinin 5510 sayılı Kanun'un uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmaları neticesinde kanunun öngördüğü şartların gerçekleşmesi halinde yaşlılık aylığı da bağlanabileceğinin düzenlendiğini Kurum tarafından kabul edilmeyen sürenin tespiti halinde 5510 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanıldığı belirtilerek, davalı işyerinde 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti ile bu dönemdeki çalışmasının tüm sigorta kollarına tabi çalışma olduğunun tespitine vazife malullüğü aylığı yanında ayrıca yaş, süre, prim yönünden 5510 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanması sebebiyle, bu kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaşlılık aylağı bağlanması talebi yönündeki davanın tefrik edilerek reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının hizmet tespit davasının kabulü halinde muhtemeldir ki, SGK'ya başvurulduğunda yaş, süre ve prim şartlarını karşılanıyorsa yaşlılık aylığı bağlanacağını, dolayısıyla davacının hali hazırda emekli aylığı için SGK'ya başvuru olmadığı ve reddedilen bir talepte bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan öncelikle bu öndeki talepleri yönüyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Günoto Anonim Şirketinin 1971 yılında kurulduğunu, 07.09.2001 tarihinde ise terkin edildiğini, 25 yıl önceki bilgilere ulaşma zorunluluğu olmasına karşın yapılan araştırma neticesinde davacı hakkında eklenenler dışında herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığını, belgelerden SGK bildirimlerin yapıldığını sabit olduğu belirtilerek, davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili cevap dileçesinde özetle; müvekkili kurumun davacı ve davalı işyeri kayıtlarında yapılan incelemede Otokoç Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına işlem gören işyeri dosyasının 01.07.2001 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, halen bildirim vermeye devam ettiği, davacının söz konusu işyeri dosyası üzerinden 01.07.2001-30.11.2001 tarihleri arasında sigorta bildiriminin mevcut olduğunu, ancak işyeri dosyası muhteviyatından sigortalıya ait herhangi bir bilgi, belge ve 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında denetim raporunun bulunmadığını, yaşlılığık aylığı bağlanmasına yönelik taleplerin ayrı bir dava konusu olup taraf ve yargılama usulleri farklı bulunduğundan ve her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden bu konuya ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, koşulları oluşmayan aylık bağlama talepleri yönünden ve neticeden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işyerinden ilk kez (SGDP kapsamında) 01.07.2001 tarihinde çalışma bildirimi bulunmakta olup, bu işyerinden 30.11.2001 tarihinde çalışmanın sona erdiği iddiası ve davanın açılış tarihi karşısında, 01.07.2001 tarihi öncesindeki hizmet süresi hak düşürücü süreye uğramış olduğu, (30.11.2001-31.12.2002) dönemi yönünden ise dosyada bir bildirim ve uzun vadeli sigorta kolları kapsamında yazılı çalışma beyanı bulunmamakla, bu dönem yönünden de tüm sigorta kolları kapsamında tespite konu süre saptanamadığı, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında yapılmış olan bildirimlerin uzun vadeli sigorta kollarından olan ölüm aylığına etkisi bulunmadığı, buna göre davacı murisinin hizmet cetvelinde yer verilen sigortalılık süresi ve prim gün sayısı dikkate alındığında, ayrıca yaşlılık aylığına hak kazanamadığının anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olmadığını beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç "Sigortalılığın tespiti mahiyetinde bulunduğundan kamu düzenine ilişkin davada Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle bağlı olunmaksızın yapılan incelemede: 1- Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1 inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesidir. Anılan maddenin 10 uncu fıkrası(eski 8) hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların, sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi amacıyla açılacak davaların, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılması gerekir. 506 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'la on yıla çıkarılmış, ancak 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'la tekrar beş yıla indirilmiştir. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında -aynı işverenin değişik işyerlerinde dahi olsa- kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır. Somut olayda; davacının davalı işverene ait işyerinde 01.07.2001 tarihinden itibaren Kuruma bildirimi yapılan çalışmaları bulunmakta olup, davacının bu iş yerinde 30.11.2001 tarihinde çalışmasının sona erdiği iddiası karşısında, davanın açılış tarihine kadar hak düşürücü süre fazlasıyla geçmiştir. 2- Eldeki davada; hizmet tespitine ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddi karşısında, davacının sigortalılık süresi ve prim gün sayısı dikkate alındığında, yaşlılık aylığı bağlanma koşullarını sağlamadığı görülmüştür. Bu nedenle, davanın reddine ilişkin ilk derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili dilekçesinde özetle; verilen kararın hatalı olduğunu, davacıların murisi ... 'ın 01.01.1995 ten itibaren çalışmaları olduğunu, bir kısım bordrolarda isminin geçtiğini, hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların murisi ...'ın davalı işyerinde 01.01.1995-31.12.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti ile bu dönemdeki çalışmasının tüm sigorta kollarına tabi çalışma olduğunun tespiti; vazife malullüğü aylığı yanında ayrıca yaş, süre, prim yönünden 5510 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanması sebebiyle, bu kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. Yine aynı madde de, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davacının davalı işverene ait işyerinde 01.07.2001 tarihinden itibaren Kuruma bildirimi yapılan çalışmaları bulunduğu, davacının bu iş yerinde 30.11.2001 tarihinde çalışmasının sona ermesi karşısında, davanın açılış tarihine kadar hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği gerekçesiyle önceki dönem yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, dava dosyası içerisinde yer alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Bölge Müdürlüğü'ne 28.08.1995 tarihinde ibraz edilerek varide tarihi kaydı düşülen çalışanlara ait işçi bildirim listesinde davacının işe başlama tarihinin 01.01.1995 olarak görülmesi karşısında ; anılan belgenin sıhhati de usulünce araştırılarak, hak düşürücü süre irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ,yetersiz araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi hatalıdır. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3444, K. 2023/3794, T. 06.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-3444-e-2023-3794-k-0ed4c1331b06