Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2256 E. 2023/2066 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2256
Karar No
2023/2066
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/233 E., 2022/671 K. ... ... HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet ve prime esas kazancın tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nce (Kapatılan) İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, 08.09.2008-08.06.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde 3.000 TL ücretle geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili; davanın reddini istemiştir. Davalı SGK Başkanlığı vekili; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2013/571-2016/315 sayılı kararı ile "davanın kısmen kabulüne, davacının 08.09.2008 - 08.06.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet ilişkisi içerisinde kesintisiz olarak ve asgari ücretle çalıştığının kabulüne, fazla ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin (Kapatılan) 17.04.2018 tarih ve 2016/14862 -2018/3896 sayılı kararında; "Nitelikli ve tecrübeli bir işçinin, yaptığı işin özelliğine göre asgari ücret üzerinden ücret alması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumundan davacının sicil dosyası ile işyerine ilişkin dönem bordrolarını getirtmek, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek, gerektiğinde işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanına başvurmak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, işverenin çalıştırdığı işçilerin kıdem ve pozisyonuna göre gerçek ücreti üzerinden bildirilip bildirilmediği üzerinde durmak, davacının asgari ücret ile çalışması olağan olmayan nitelikli bir işçi olup olmadığını, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı belirlendiği takdirde, işverenin aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, bu bildirimlerin gerçeğe uygun olduğunun belirlenmesi halinde, bu ücretleri esas almak, aksi takdirde benzer işi yapan işyerlerinden, gerektiğinde ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda sayısı yazılı kararı ile; "davacı tarafça aylık 3000 TL üzerinden ücret alındığından bahisle prime esas ücretin yeniden belirlenmesi için dava açılmış ise de; davacı tarafından veya resen araştırma sonucunda yazılı delil başlangıcı olarak dosyada bir bilgi belge bulunmadığı dolayısıyla tanıkla da prime esas kazaç tespitinin mümkün olmadığı kaldı ki dinlenen tanıklar da davacının almış olduğu ücreti kesin olarak ifade edemediği anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan davalı işyeri faaliyet araştırması sonucu işyerinin orta ölçekli bir işyeri olduğu anlaşılmış ancak tek başına bu veri davacının ücret iddiasını ispat etmeye yetmemiş bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor ise dosyada somut veriler bulunamaması nedeniyle hükme esas alınmayarak uyulan bozma sonrası gerekli tüm araştırmalar yapılmış, daha önceden yürürlükte bulunan HUMK 288 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK 200-202 maddeleri içeriği ve emsal Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; davacının davalıya ait işyerinde kuruma bildirilen ücretten daha yüksek bir bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında, bu iddiasının yazılı deliller ile ispatının gerektiği, yazılı delil bulunmaması sebebiyle de ücret iddiasını ispat edememiştir." gerekçesiyle "davanın kısmen kabulüne, davacının davalı... Tekstil San. ve Tic. Ltd Şti. ünvanlı ... kurum sicil numaralı iş yerinde kurum taban ücretleri altında kalmaksızın dönemin asgari ücreti ile 08.09.2008-08.06.2009 tarihleri ve tarihleri arasında fiili ve eylemli olarak kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; modelhane sorumlularının benzer iş yerlerindeki ortalama maaşlarının o dönem için net 3.000.-TL civarında olduğunu, bunun altında bir ücretle çalışılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosyaya gelen emsal ücret araştırma yazısının bu durumu kanıtladığını, davacının davalı işyerinde 08.09.2008-08.06.2009 tarihleri arasında hizmet ilişkisine dayalı olarak net 3.000.-TL maaşla çalışmış olduğunun tespiti gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı şirket vekili; davacının iddialarının kabulünü gerektirecek herhangi bir olgu olmamasına rağmen yerel mahkemenin bu hususları gözetmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımlarının taraflı olduğu sabit olmakla birlikte tanık beyanlarının takdiri delil niteliğinde olması yerel Mahkeme tarafından yanlış değerlendirilerek hükme esas alındığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı SGK Başkanlığı vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 2. İnceleme konusu dava dosyasında, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamında; davacının nitelikli işçi olarak asgari ücretin üzerinde çalıştığını iddiası karşısında, nitelikli ve tecrübeli bir işçinin, yaptığı işin özelliğine göre asgari ücret üzerinden ücret alması, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle bozmaya uyan Mahkeme tarafından yapılacak araştırma yöntemince açıklanmıştır. Uyulan bozma ilamında ücretin nasıl belirleneceği belirtilmiş olup, değerlendirmenin bu esaslar uyarınca yapılması gerekirken bozmada yer alamayan "yazılı delil bulunması şartı" esas alınarak davanın reddine dair hüküm kurulması hatalı olmuştur. 3. Bozmada belirtildiği üzere, yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumundan davacının sicil dosyası ile işyerine ilişkin dönem bordrolarını getirtmek, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek, gerektiğinde işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanına başvurmak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, işverenin çalıştırdığı işçilerin kıdem ve pozisyonuna göre gerçek ücreti üzerinden bildirilip bildirilmediği üzerinde durmak, davacının asgari ücret ile çalışması olağan olmayan nitelikli bir işçi olup olmadığını, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı belirlendiği takdirde, işverenin aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, bu bildirimlerin gerçeğe uygun olduğunun belirlenmesi halinde, bu ücretleri esas almak, aksi takdirde benzer işi yapan işyerlerinden, gerektiğinde ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. 4. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2256, K. 2023/2066, T. 06.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2256-e-2023-2066-k-52d797ebcda3