Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2139 E. 2023/3476 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2139
- Karar No
- 2023/3476
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2246 E., 2022/3109 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/291 E., 2022/300 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile kuruma yapılan ödemenin yasal faizi ile tahsili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA İddia: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından resen yapılan inceleme sonucunda, müvekkili şirketin bir kamu ihalesine bağlı olarak geçici kaydı bulunan işyerinde çalışanlarla ilgili tamamen hayali birtakım gelir rakamları esas alınarak idari para cezası ve resen prim tahakkuku yoluna gidildiğini, inceleme aşamasında, bazı çalışanların tamamen nası ızrar maksatlı ihbarı üzerine, bir takım çalışanların beyanına bağlı olarak hayali aylık ücret rakamlarının esas alındığını ve on bir aylık dönem için müvekkili işyerine önce yüklü miktarda idari para cezası ve ardından 117.089,43 TL prim tahakkukunun yapıldığını, müvekkili şirket tarafından, Kurumun idari para cezası ve prim tahakkukuna itiraz edildiğini ancak her iki itirazının da Kurum tarafından reddedildiğini, prim tahakkuku ile ilgili itirazlarının Prim İtiraz Komisyonu'nun 25.10.2020 tarihli ve 175 sayılı kararı ile "resen tahakkuk işleminde usulsüzlük bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildiğini, bu karar ile ilgili olarak ... 13. İdare Mahkemesi'nin 2019/2228 Esas sayılı dosyasında kurum işleminin iptali talebiyle dava açıldığını, anılan davada, Mahkemenin 10.12.2019 tarihli ve 2019/2630 Karar sayılı kararı ile, davanın görülmesinde Denizli İdare Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiğini, bunun üzerine dosyanın Denizli İdare Mahkemesi'ne gönderilmekle Mahkemenin 2019/1502 Esas sırasına kaydedildiğini, bu kez de Mahkemenin 30.12.2019 tarihli, 2019/1502-1515 Esas ve Karar sayılı kararı ile dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddedildiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesi'nin 08.09.2020 tarihli, 2020/714-948 Esas ve Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının reddine ilişkin kesin olarak karar verildiğini, bunun yanı sıra idari para cezasına karşı Kuruma yaptıkları itirazın reddine ilişkin İdari Para Cezası İtiraz Komisyonu'nun 25.10.2020 tarihli ve 176 sayılı kararıyla ilgili olarak açtıkları davanın da halen Denizli İdare Mahkemesi'nin 2019/1501 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkili şirketin, Türkiye'de çevre mühendisliği alanında ilk on firma arasında yer alan ve çoğunluğu kamu ihalesi olmak üzere çok sayıda büyük projede imzası bulunan bir kuruluş olduğunu, Denizli'deki işin de DSİ Genel Müdürlüğüne ait bir kamu inşaatının çevre projesi olduğunu, davalı SGK'nın müvekkili işyerinde işyeri temsilcisinin bulunmadığı bir anda yaptığı inceleme sonucunda, düzenlenecek raporda menfaati bulunan birtakım işçilerin beyanları ile hazırlanan ve müvekkiline tebliğ edilmediği için içeriğine vakıf olamadıkları 28.06.2018 tarihli ve 2019/43 sayılı denetim raporuna istinaden söz konusu prim tahakkukunu yaptığını, raporun düzenlenmesinden bilgisi olmayan müvekkiline raporun tebliğ de edilmediğini, bu halde denetim raporunun müvekkili şirkete tebliğ edilmemesinin doğrudan savunma hakkının ihlali mahiyetinde ve hukukun temel prensiplerine aykırı bir durum olduğunu, idarenin eylem ve işlemlerinde, özellikle yaptırım uygulaması söz konusu ise mükellef ya da muhatap durumundaki gerçek ya da tüzel kişinin savunma hakkını kullandırmak ve idari yaptırım kararına dayanak yaptığı rapor ya da belgeleri ilgili kişiye tebliğ etmek ile yükümlü olduğunu, buna ilave olarak Kurumun, eğer herhangi bir yaptırım kararı vermiş ise buna ilişkin kanuni başvuru yollarını da muhatap durumundaki kişiye tebliğ etmek zorunda olduğunu, dava konusu idari para cezası ve ek prim tahakkuku kararı incelendiğinde, bu kararlara ilişkin olarak hangi sürede, hangi merciye itiraz hakkı bulunduğuna dair müvekkili şirkete bir bildirim yapılmadığını, benzer şekilde 25.10.2019 tarihli ve 175 sayılı komisyon kararında da buna ilişkin hiçbir detayın yer almadığını, bu bakımdan prim tahakkuku işlemine esas 28.06.2018 tarihli ve 2019/43 sayılı denetim raporu ile 04.10.2019 tarihli idari para cezasının, ek prim tahakkuku kararının ve 25.10.2019 tarihli, 175 sayılı komisyon kararının usulsüz olduğunu, denetim raporunda ve Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün "resen prim tahakkuku" kararında bahsedilen eylem ve tespitlerin de gerçeği yansıtmadığını, müvekkili işyerinde geçici olarak istihdam edilen tüm personelin aylık ücretlerinin mevzuat gereği banka yoluyla ödendiğini, bu yönüyle işçilere yapılan ücret ödemesinin belli olduğunu, banka üzerinden yapılan ücret ödemesine göre SGK'ya bildirimde bulunulduğunu, sigortalıların kazançlarının eksik bildirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını ancak davalı Kurumca salt birtakım işçilerin fevri nitelikteki beyanları dikkate alınarak düzenlenen rapora göre ek prim tahakkuku yapıldığını, bu konuyla ilgili Yargıtay kararlarında salt işçi beyanıyla ek prim tahakkukunun yapılamayacağının belirtildiğini, bu haliyle işlemin iptali gerektiğini, müvekkili işyerine 08.10.2019 tarihinde tebliğ edilen 04.10.2019 tarihli idari para cezası ve prim tahakkuku konulu yazı ile 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi gereğince 89.298,00 TL idari para cezası uygulandığını, ayrıca resen 117.089,43 TL prim tahakkukunun yapıldığını, buna dayanak olarak da 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "istenen prim ve hizmet belgelerinin yönetmelikte öngörülen sürede Kuruma ibraz edilmemesi" hususunun belirtildiğini, oysa müvekkili şirketin 04.09.2019 tarihinde Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne tebliğ edilen 02.09.2019 tarihli ve 239 sayılı dilekçesi ile SGK online sisteminin bu şekilde geriye yönelik prim tahakkuk belgelerini kabul etmediği, dolayısıyla bu bildirgelerin verilmesinin fiilen imkansız olduğu belirtilerek bunların resen düzenlenmesinin Kurumdan talep edildiğini, müvekkili şirketin çok sayıda kamu ihalesine katılan bir kuruluş olması nedeniyle söz konusu ihalelerde teklif sunabilmesi için borçsuzluk belgesi istenmekte olduğundan dava konusu prim tutarına karşılık olarak 18.10.2019 tarihinde 98.116,59 TL ödeme yaptığını, 15 günlük süre içerisinde ödeme yapıldığından indirimli ödeme yapıldığını, söz konusu idari işlem hukuka aykırı olduğundan zaruret hali nedeniyle ödenen tutarın da Kurumdan müvekkili işyerine iadesi gerektiğini beyanla; Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 04.10.2019 tarihli ve 42919490-206.09-E.14879918 sayılı resen prim tahakkuku kararının iptaline ve resen yapılan prim tahakkuku nedeniyle müvekkil tarafından 18.10.2019 tarihinde Kuruma ödenen 98.116,59 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle HMK gereği davacının davasını yetkisiz yerde açtığını, Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından resen prim tahakkuku yapıldığından, bu davaya bakmakla yetkili mahkemenin Denizli İş Mahkemesi olduğunu, bundan dolayı dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, Kurum tarafından resen prim tahakkuku durumunun belirlenmesi için yapılan tespitlerin ve hazırlanan raporun 5510 ve 506 sayılı Kanunlar uyarınca ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde yapıldığını ve bunlar hakkındaki esasların mevzuatta belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla mahkemece gerçekleştirilecek tespitlerde de bunların esas alınması ve bilirkişilerin mevzuat çerçevesinde belirlenen esaslara göre saptama yapması, şayet Kurumun yapmış olduğu saptamalarla farklı saptamalar yapılırsa hangi hususlarda ne gibi farklı değerlendirmelerin yapıldığının raporlarda açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacının iddialarına yönelik olarak kurum kayıtlarının ve hazırlanmış raporun esas alınmasının bir zorunluluk olduğunu, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaların kurum kayıtlarına eşdeğerde belgelerle kanıtlanmasının zaruri olup davacının iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasının mümkün olmadığını, huzurdaki davanın kabul edilmesi halinde Kurumun bu dava ile konuya vakıf olduğu, davanın açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek Kurumun aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiklerini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2011/5580 Esas ve 2011/6942 Karar sayılı bozma kararının da bu doğrultuda olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Kararda özetle; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete dava öncesi savunma konusunda hiçbir hak tanımayan davalı kurumun resen yaptığı tahakkukun baştan itibaren usule açıkça aykırı olduğunu, ancak ilk derece mahkemesinin bu hususu hiçbir şekilde dikkate almamış olduğunu, mahkemece davaya dahil edilmesi istenen işçilerin daha sonra beyanlarının doğru olmadığını belirterek şikayetlerinden vazgeçtiklerini, işçilerinin beyanlarının doğru olmadığını belirtmeleri ve şikayetlerinden vazgeçmeleri karşısında SGK'nın belirtilen işçilerin hak alanında sonuç doğuracak bir tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını, Mahkemece belirlenen bilirkişi ücretinin de fahiş olduğunu belirtmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı kurumun prim tahakkukuna ilişkin işleminin iptali ve bu kapsamda yapılan ödemelerin faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.