Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2100 E. 2023/2549 K.
Konu: Ödeme Emri İptali İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2100
- Karar No
- 2023/2549
- Karar Tarihi
- Konu
- Ödeme Emri İptali İstemi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/642 E., 2022/2450 K. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.03.2018 HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/83 E., 2020/4 K. Taraflar arasındaki ödeme emri iptali istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; şirket ortaklarının tüzel kişiliğinin borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, şirket hakkında icra takibi yapıldığını, zamanaşımın kesen sebepler dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımının dolmadığını, davanın süresinde açılmadığını davadan önce kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, borcun atıl olduğu belirtilen şirketten tahsil imkanı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının dava dışı borçlu şirket olan ... Yapı Denetim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve müdürü olduğu, borçlu şirket aleyhine davacı ile birlikte icra takibi yapıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci Maddesine göre davacının borçlu şirket ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, davacıya yönelebilmek için borcun şirketten tahsil edilememesinin gerekmediği, 5510 sayılı Kanun'un 6183 sayılı Kanun'a göre özel ve sonradan çıkan yasa olduğundan öncelikli uygulanmasının gerektiği, alacağın doğduğu tarihten itibaren 10 yıllık sürenin dolayısı ile zaman aşımı süresinin geçmediği, takip dayanağı prim alacağının da bulunduğu, kuruma çalışılmadığı iddia edilen dönemde de çalışanlara ilişkin bordro verildiği, takip konusu tüm borçlardan davacının da sorumlu olduğu, borcun ödenmediği " gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu ödeme emirleri ile talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını. şirketin 2013 yılından bu yana atıl olduğunu, personel çalıştırmayan şirket hakkında prim borcu tahakkuk ettirilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bu husus araştırılmaksızın sadece şirketin bordrolarına göre karar verildiğini, prim borçlarının 2010-2015 yılları arasını kapsadığını, 2013-2015 yılları için ayrı bir hesaplama yapılması gerekirken bir ayrıma gidilmemesinin hatalı olduğunu, eski çalışan ... tarafından sahte imzalarla bir kısım işlemler yapılmış olup buna ilişkin ceza davalarının derdest olduğunu, sonuca etkili olamayacağı gerekçesi ile bu hususların araştırılması taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, 2013 yılından önceki borçlar yönünden kurumun ihmali bulunduğunu,borcun öncelikle şirketten ve diğer ortaktan tahsili yoluna gidilmeden doğrudan müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir tahakkuk veya ihbarname tebliğ edilmeden usulsuz ödeme emri gönderildiğini, ödeme emirlerinin şirket adresine gönderilmesi gerekirken ikametgaha gönderilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin gecikme zammından sorumlu tutulamayacağını, vergi mahkemelerinde açtıkları davaların müvekkili lehine sonuçlandığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " şirket ortağı ve yetkili müdürü olarak dava dışı şirketin ödenmeyen prim borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, şirketin 2013 yılından sonra gayri faal olduğu belirtilmekle birlikte ödeme emri ile talep edilen 2014/2.3.4 ve 2015/7,8,9 dönemlerinde sigortalı bildirimlerinin yapılmaya devam olunduğu, ödeme emri tebliğinde bir usulsüzlük olmadığı, davanın süresinde açıldığı, davacı yönünden prim borçlarının ödenmemesi için bir haklı nedenin varlığı bulunmadığı gibi şirket eski çalışanı hakkında devam eden soruşturma ve ceza davalarının iş bu davanın sonucunu etkilenemeyeceği, borçların tamamının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takip yapıldığı, davacının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla" davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile mülga 506 sayılı Kanun'un 80 inci, bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci, 6183 sayılı Kanun'un 35 ve mükerrer 35 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, davacının temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu, zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ... .