Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1737 E. 2024/8442 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1737
- Karar No
- 2024/8442
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/142 E., 2022/535 K.
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin belirsiz süreli sürekli iş sözleşmesi ile davalı işverene ait iş yerinde 18.10.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü kurallarına aykırı davranışı sonucu oluşan kusura bağlı olarak 18.02.2008 günü uğradığı iş kazası sonucu ağır yanıklar aldığı ve sakat kaldığını, işverenin müvekkilinin durumu ile ilgilenmediği ve müvekkilinin maddi ve manen yıkıldığını, davacının sakatlığı sonucu SGK Başkanlığı tarafından iş kazası nedeniyle aylık bağlandığını, davalı işverenin davacının 18.02.2007 tarihinde işe başlamasına rağmen sigortalı göstermediğini, davacının uğradığı kaza tamamen davalının iş yerinde gerekli emniyet tedbiri almamasından kaynaklandığını, kazadan ötürü müvekilinin olağanüstü büyük maddi, manevi zarara uğradığını, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatn davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 01.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 40.907,10 TL'ye ıslah ettiğini beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin iş yerinde iş güvenliği kurallarının kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davacının kusuru sonucu kaza oluştuğunu, ütü makinesinde çalışırken kolunu makineye kaptırması sonucu kazaya uğradığını, dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, ütü makinesinin görünür yerlerinde Türkçe olarak kapağın uygun durumunun değiştirilmemesi için gerekli uyarıların bulunduğunu, tamamen davacının kusuruna bağlı olarak kazanın meydana geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.03.2015 tarihli kararında davalının olayda %70 oranında kusuru olduğu, kazazede işçi davacının olayda %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, alınan kusur raporu ve 26.08.2013 tarihli ATK maluliyet raporu doğrultusunda tazminat hesap bilirkişisinin davacının maddi zararını hesapladığı, davacının kusuru ve SGK tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak 17.06.2014 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacı lehine maddi tazminata hükmedildiği, davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının 40.907,10 TL olarak hesaplandığı, yine meydana gelen yaralanma nedeniyle davacının büyük bir elem ve ızdırap duyduğu hayatın olağan akışına göre kabul edilebilir bir gerçek olduğundan davalının kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet prensibi dikkate alınarak davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde Mahkemede kanaat hasıl olduğu belirtilerek, maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile 40.907,10 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan yapılan temyiz incelemesi neticesinde 06.12.2018 tarihli kararla özetle "davacının 18.02.2008 tarihinde ütücü olarak çalışırken iş kazası geçirerek malul kaldığı, SGK tahkikat işlemlerinde davalının babası ... yönünden işveren sıfatı ile işlem yapıldığı, davalının babası adına bildirge verilmesi gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, işveren ve/veya işveren vekili sıfatının tespiti yönünden davacının işvereninin kim olduğu hususlarında araştırılma yapılmalı, husumetin kime yöneltileceği net olarak belirlenmeli, sonrasında işin esasına girilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle mahkeme kararının sair hususlar incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, "...kusur değerlendirmesine esas olmak üzere Mahkememizce 06.01.2022 tarihli uzman heyet 2. ek bilirkişi raporu aldırılmış olup alınan raporda özetle; 13.12.2020 tarihli keşif tutanağında, ifadesi alınan davalı tanığı ...'ün, “…genelde davalı ... makinelerin kullanımı ile ilgili bizi sık sık ikaz ederdi. Tüm birimdeki işçilere bizzat göstererek ikazda bulunurdu. “ şeklindeki ifadesinden, her ne kadar resmi olarak işveren olarak görünmese de, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde işveren vekili “işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimseler” olarak tanımlandığından, ...’in işçilere talimat vermesi, ikazda bulunması dikkate alınarak işveren vekili sıfatını taşıdığı, davaya konu kazanın, makinaya sıkışan bir çamaşırın geri alınması için önce sistemin durdurulup ondan sonra geri alma işleminin yapılması gerekirken, kazalı çalışan makinaya el ile müdahale etmesi ve kaza esnasında çalışan makinanın elle müdahale edilirken emniyet paneli olmasına rağmen emniyet panelinin devreye girmemesi ya da panelin devrede olmayıp makinayı otomatikman durdurmamasından kaynaklandığı, işveren ...'in %35, işveren vekili ...'in %35, kazalı ...'ın ise çalışır halde olan makineye elle müdahale ederek, kendi can güvenliğini tehlikeye attığı için işbu kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Meslekte kazanma gücü kaybı ve iş göremezliğe ilişkin Mahkememizce alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 26.08.2013 tarih ve 9110 sayılı raporunda, 13.02.2008 tarihli kaza nedeniyle davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %45 olduğu, iş göremezlik süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğinin tespit edildiği görülmüştür. Tazminat hesabına esas olmak üzere Mahkememizce 07.04.2022 tarihli uzman aktüerya bilirkişi raporu aldırılmış olup alınan raporda özetle; dosya kapsamında düzenlenen kusur oranları ve iş göremezlik oranları dikkate alınarak hesaplamanın yapıldığı, dosya içerisinde bulunan Trabzon Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 08.10.2009 tarih ve 12995494 no.lu yazısı içeriğinde Kurum tarafından davacıya 2.581,56 TL geçici iş göremezlik ödemesinin yapıldığı, yine dosya içerisinde bulunan SGK Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı'nın 17.10.2014 havale tarihli evrakından Kurum tarafından davacıya 95.793,68 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, bu ödemelerden rücuya tabi miktarların hesaplamadan rücu edildiği, Yargıtayın güncel içtihatlarında atıfta bulunmaya devam ettiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.1990 tarih ve 1989/4-586 E-1990/199 K sayılı ilamında belirtilen hesaplama yöntemine göre müteveffanın işleyecek dönem kazancı her yıl %10 artırılarak ve %10 iskonto edilerek Progresif Rant yöntemine göre hesaplandığı, bakiye ömür yönünden ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.02,2021 tarih ve2020/9717 E - 2021/2003 K sayılı ilamı uyarınca TRH-2010 bakiye ömür tablosunun hesaplamaya esas alındığı, davalının temyiz yoluna başvurduğu ve kazanılmış hakları gözetilerek bozma öncesi karar tarihindeki asgari ücret verilerinin kullanıldığı, yasaya ve usule uygun hesaplamalar sonucu davacının 51.255,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep edebileceğinin belirlendiği görülmüştür..." gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabülü ile A) Maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile 17.939,56 TL (51255,90x35/100) tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, B)Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 20.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının sadece kendisine atfedilen %35 kusur karşılığı kadarıyla sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının düşük hükmedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, maddi tazminatın hesaplanmasında PMF 1931 yaşam tablosu yerine TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, her ne kadar olay tarihine göre son hesap raporuyla hesaplanan maddi ödence miktarının ilk kararda kabulle sonuçlanan bölümü dışında kalan 10.348,80 TL'lik bölümü (51.255,90 TL(hesaplanan)-40.907,10 (ilk karardaki miktar=10.348,80 TL.) zamanaşımına uğramış olsa da özellikle ilk karara dayanak alınan maddi ödence hesabına ilişkin bilirkişi raporu ile son 07.04.2022 günlü hesap raporu arasında olağanüstü boyutlarda hesaplama farklılıkları bulunduğu gibi gerek işlemiş, gerek işleyecek dönem hesapları bakımından da rapolar arasında çelişki bulunduğunu, dava dışı ...'in işveren olarak, davalının işveren vekili olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın temyizen bozulması talep edilmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe A) Davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz istemi yönünden; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Somut olayda, bozma öncesi Mahkemesince verilen 04.03.2015 tarih ve 2009/252 Esas 2015/106 Karar sayılı ilk karara, karşı davacı tarafından kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından temyiz eden davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz istemi yönünden; Bozma sonrası alınan kusur raporunda davalının işveren temsilcisi olduğu belirtilerek kendisine %35 kusur atfedilmiş olması, öte yandan davacının maddi tazminat talebinde teselsül hükümlerine dayanmamış olması, davacı tarafça bozma öncesi ilk karara karşı temyiz talebinde bulunulmamış olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, ilk kararda hüküm altına alınan 40.907,10 TL tazminatın davalının kusur oranı olan %35 ine karşılık karşılık gelmek suretiyle sorumlu olacağı tutarın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır. C)Tarafların davacı lehine hükmolunan manevi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz nedenlerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin maddi tazminat yönünden temyiz başvurusunun hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davacı ve davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat alacağı yönünden, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının ONANMASINA,
3.Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Mahkeme kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; Açılan davanın kısmen kabulü ile A) Maddi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 14.317,49 TL (40.907,10,x35/100) tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, B)Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 20.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.02.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Alınması gerekli 2.591,65 TL harçtan peşin alınan 688,50 TL peşin harç, 137,00 TL ıslah harcı ile 841,70 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik 924,45 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 21.07.2015 tarih 2015/48 harç numaralı harç tahsil müzekkeresi ile 2.651,96 TL harcın davalıdan tahsili için ilk kararla birlikte harç tahsil müzekkeresi yazıldığı anlaşılmakla, fazladan tahsil edilmiş harç varsa davalıya iadesine, davalıdan tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin fazladan hesaplanan tutar yönünden işlem yapılmaksızın geri alınmasına, (maddi tazminat talebi yönünden) -Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 9.200,00 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (manevi tazminat talebi yönünden) -Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/2. maddesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından ödenen toplam 1.667,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, - 330,90 tl posta masrafı, 42,40 TL dosya masrafı, 17,45 TL tebligat masrafı, 1.600,00 TL bilirkişi giderinden oluşan 3.837,35 TL'nin davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 1.439 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarının davacı üzerinde bırakılmasına, -Davalı tarafından yapılan 100 TL posta masrafının davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 58 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarının davalı üzerinde bırakılmasına, -Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,...." "ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.