Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13962 E. 2024/11401 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13962
Karar No
2024/11401
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1628 E., 2023/2007 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1109 E., 2023/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... Madencilik San. ... İşl. ve Nak. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının davalı şirkete ait rödavans sözleşmesi ile TTK'dan kiralanan maden ocağında kömür kazma işinde işçi olarak çalışmakta iken 28.03.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sol gözünü kaybettiğini, sol elinde hissiyatını kaybettiğini, kafatasında kırık meydana gelerek çalışma gücünü kaybederek daimi şekilde malül kaldığını, ayrıca uzun süre istirahatli kalmak suretiyle maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin maddi ve manevi zararlara uğramasına yol açan kazanın davalı işverenin iş emniyeti ve iş güvenliği ile ilgili maddi ve manevi zararlara uğramasına yolm açan kazanın davalı işverenin iş emniyeti ve iş güvenliği ile ilgili tedbirleri almamış olmasından, gözetim ve denetim yetersizliğinden, iş ve çalışma organizasyonunu rasyonel bir şekilde sağlamamasından istihdam ettiği diğer şahısların dikkatsiz ve tedbirsiz ihmalkar ve kusurlu davranmalarından meydana geldiğini belirterek, müvekkilinin gerçekleşen zararlarına karşılık manevi tazminatın tümüne ilişkin talep ve dava hakları ile maddi tazminattan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili maddi tazminat talebini 27.02.2023 tarihli dilekçe ile 3.185.318,81 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kurumca iş bütünüyle ... Madencilik Ltd. Şti'ye devredildiğini, anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda alt- üst işveren ilişkisi söz konusu olmadığını, rödavans işletmecilerine ait iş yeri kurumdan tamamen ayrı olarak madencilik faaliyeti sürdürülen müstakil iş yerleri olup madencilik faaliyetlerinin her türlü sorumluluğu alınması gereken izinler kurumla rödavans sözleşmesi imzalayan işletmeci firmaya ait olduğunu, ayrı bir iş yeri olan rödavanslı sahalarda rödavans usulü işletmecilik yapan firmalarla kurum arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Madencilik San. ... İşl. ve Nak. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımına uğradığını, husumet yokluğu nedeniyle de davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin kusuru bulunmadığını, kazanın işçinin uyarılara dikkat etmemesi, tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sonucu meydana geldiğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Delillerin toplanmasının ardından dosyamız üzerinden hem Mahkememiz çevresinde görev yapan maden mühendisi bilirkişi heyetinden görev yapan öğretim görevlileri arasından resen seçilen iş güvenliği konusunda uzman Maden Mühendisi 3'lü bilirkişi heyetinden kusur raporu aldırılmış, 27.07.2018 tarihli raporda göçük oluşmasını önlemek üzere yeterli tahkimat yapılmasını sağlamayan işveren ... Madencilik Ltd. Şti.'nin %70 oranında kusurlu olduğu, göçük oluşumuna önlemek üzere yeterli sayıda kama sürmeyen kazazede işçi ...'in %30 oranında kusurlu olduğu, TTK Genel Müdürlüğünün yönünden ise davacının kaza geçirdiği ocağın bağımız bir ocak olduğu, davalı şirketin nezaretçisi ve teknik personelinin bulunduğu, TTK iş yerleri ile bir bağlantısının bulunmadığı ve kurumun olayda kusurunun bulunmadığı, önlenebilir mahiyet taşıyan olayda kaçınılmazlık olgusu bulunmadığı bildirilmiş, raporlar ayrıntılı ve gerekçeli olup hükme esas alınmıştır. Zonguldak 1. İş Mahkemesinin 2019/128 Esas sayılı dosyası incelenmek üzere dosya arasına alınmış, davacısının SGK olduğu, davalısının ... Madencilik Şirketi olduğu eldeki dosya davacısının 28.03.2016 tarihli kazasına ilişkin rücuen tazminat davası olduğu, ilgili dosyada hükme esas alınan 20.09.2019 tarihli kusur raporunda ... Madencilik Ltd. Şti.'nin %70 oranında kusurlu olduğu kazazede işçi ...'in %30 oranında kusurlu olduğu tespiti yapılarak hüküm kurulmuş ve dosya Yargıtay 10.HD tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyamız üzerinden hesap bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan kök/ ek raporda davacının netice maddi kazanç kaybının 3.185.318,81 TL olduğu hesaplanmış, rapor hükme esas alınmıştır. Davacı vekili tarafından ibraz edilen 27.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 1,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 3.185.318,81 TL ye yükselttiklerini ve kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalı ... Şti'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ...Davalı ... ile davacının çalıştığı ... Madencilik şirketi arasında alt işveren asıl işveren hukuki ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve muvazaa olup olmadığı noktasında; Somut durum değerlendirildiğinde; kaza ... şirketine ait ... meydana gelmiş olup, ocak/saha TTK tarafından rödövans sözleşmesi (24.12.2004 tarihli ve devamında imzalanan devir sözleşmeleri ile) karşılığında bu işletmeye verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı ... ile davacının çalıştığı şirketler arasında geçerli rödövans sözleşmelerinin olduğu, sözleşmelerin niteliği itibari ile rödövans sözleşmesi olduğu ve muvazaa bulunmadığı,...dosyada dinlenen tanık beyanlarına ve sunulan sözleşme içeriğine göre davacının çalıştığı yer altı maden ocaklarında davalı şirket işçileriyle birlikte çalışan TTK işçisin bulunmadığı, davalı şirket işçileri üzerindeki yönetim hakkının TTK tarafından kullanılmadığı, yapılan denetim ve tanınan yetkilerin denetim ve koordinasyon sınırlarını aşmadığı, kullanılan tüm araç, gereç ve malzemelerin özel şirketlere ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce aldırılan kusur raporuna göre de davalı ... Gn. Müdürlüğünün iş kazasının meydana gelmesinde doğrudan ya da maden kanunundan doğan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, nitekim işçilik alacaklarına ilişkin Mahkememize açılan çok sayıda davada geçerli rödövans sözleşmesinin bulunduğu hallerde TTK'nın asıl işveren sıfatının bulunmadığı ve sorumluluğunun olmadığının kabul edilerek dosyaların kesinleştiği anlaşıldığından davanın TTK yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle, 1.TTK Genel Müdürlüğü yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2. Davalı ... Madencilik yönünden davanın kabulüne, Davacının iş kazası sonucu %100 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 3.185.318,81 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 28.03.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ...Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davalı ... ...Ltd. Şti. vekili temyizinde, dacvacıya verilen %100 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini, davacı işçi halen aktif olarak ocaklarda çalışmaya devam eden, araç kullanan yaşamsal aktivitelerini kimsenin destek ve bakımına ihtiyaç duymadan devam ettirdiğini, oluşan maluliyet oranında davacı işçiye atfedilen %30'luk kusur oranı da hesaplamalarda dikkate alınmadığını, kendilerine atfedilen %70 oranını kabul etmediklerini, hesap raporu alınırken ilk peşin sermaye değerlerinin değil tüm peşin sermaye değerlerinin Kurumdan sorularak yapılan hesaptan düşülmesi gerektiği, iskonto oranının %10 olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 4.5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7. Öte yandan, iş kazası sonucu, tazminat oranının belirlenmesine esas malûliyet oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesi bir süreç alabilir. Zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. O hâlde böyle bir süreç nedeni ile maluliyet oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi hâlinde, bu tazminat miktarı zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile maluliyet oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarı karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. 8.Gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları). 9.Kısaca gelişen durum devam ediyor ise önceki maluliyet oranı, iş kazasına uğrayan işçi yönünden bağlayıcı olmayacağı gibi bu maluliyet oranına göre verilen tazminat davası kesin hüküm de teşkil etmeyecektir. Zira dava konusu tazminatın miktarı, maluliyet oranının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. (HGK'nın 26.11.2019 tarihli 2017/21-2337 Esas, 2019/1200 Karar sayılı kararı) 11.Somut olayda davacının sürekli iş göremezlik oranının SGK Başkanlığı Kurum Sağlık Kurulunun 10.08.2017 tarihli kararı ile %100 01.07.20198 tarihinde kontrol gerekir olarak karara bağlandığı, bu karara davalıların itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 18.04.2018 tarihli kararı ile %100 01.07.2019 tarihinde kontrol gerekir denilerek karara bağlandığı, kontrol muayenesi sonucu SGK'nın 17.06.2019 tarihli kararında %100 kontrol gerekmez şeklinde karar bağlandığı, davalıların itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 25.12.2019 tarihli kararla %100 oranının belirlendiği ve 2 yıl sonra kontrol gerekir şeklinde karar bağlandığı, davalıların itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 19.08.2020 tarihli kararı ile kararda değişiklik olmadığına karar verildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 21.12.2021 tarihli kararında %100 kontol gerekmez şeklinde karar bağlandığı, davalıların bu karara da itiraz ettiği ancak bu itiraza rağmen mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 95. madde prosedürüne göre işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, davalı vekilinin işbu rapora itiraz dilekçesinin değerlendirilmesinden sonra 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi uyarınca prosedür işletilerek bir karar verilmesi, oluşacak usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle bir karar vermek gerekmektedir. O hâlde, davalı ... ...Ltd. Şti vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13962, K. 2024/11401, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-13962-e-2024-11401-k-0e835b06fa9d