Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12300 E. 2023/11613 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12300
- Karar No
- 2023/11613
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/176 E., 2021/259 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan %5 teşvik indiriminden faydalandırılma ile yersiz ödenen tutarın davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 28.05.2010-13.04.2011 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi'nin temizlik işini yaptığını, Hazine teşvikinden yararlanmak için yasanın aradığı tüm şartları taşımasına rağmen, indirimden yararlandırılmadığını ve primlerin tamamının Kuruma ödendiğini, hazine teşvik payı oranında prim tutarı olan toplam 627.870,72 TL primin % 5'ine isabet eden 31.393,54 TL'lik alacağın davalıdan tahsilinin gerektiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 31.393,54 TL'lik alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde öngörülen sigorta primi teşviklerinden 1 yıl süre ile yasaklı duruma gelmesinden dolayı yapılan işlemin yerinde olduğunu beyanla davanın reddine, ücreti vekalet ve mahkeme masraflarının davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkeme, bozma öncesi verdiği kararı ile "...5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup yasa koyucu; özel sektör işverenlerince üretilen mal ve hizmetlerin kısmen de olsa maliyetini düşürmek, rekabet oranını sağlamak ve işverenleri prim ödemeye teşvik etme amacını gütmüştür. 5 puanlık indirimden yararlanan firmaların internet üzerinden verdikleri aylık prim bildirgelerinin 5510 sayılı Kanun türü seçilerek onaylatılması gerektiği yolunda herhangi bir hüküm ve yasal düzenlemeye yer verilmediği halde, SSK'nın 2009/139 sayılı genelgesine istinaden, işveren davacı şirketin internet üzerinden kendi şifresi ile vermiş olduğu, aylık prim hizmet belgelerinin genelgeye uygun olarak seçip onaylatmadığı, ayrıca yazılı başvurusunun da olmadığı gerekçesi ile indirimden faydalandırılmaması yasanın amacıya ve ruhuna aykırıdır. Bu yanlış uygulama davacı şirketin %5 puanlık indirimden yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle % 5 puan karşılığı primin tahsilatlarının ihale makamı veya Kurumca kesilip iade edilmemesi halende yasal faizi ile birlikte işverene iadesi gerektiği yolundaki Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak, davacı şirketin hak kazandığı ve bilirkişi tarafından hesaplanan %5 puan karşılığı miktarın hüküm altına alınması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeye göre, alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar ile davacı vekilinin 15.10.2015 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, davanın kabulüne davacı şirket tarafından davalı Kuruma fazladan ödenen 79.875,55 TL'nin 31.393,54 TL'sine dava, bakiyesinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,.." dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 1 inci Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ilk bozma ilamı ile "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanun'un 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır..." denilmek suretiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından %5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağı için mahkememize dava açılmış ise de, yargılama sırasında yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesinde sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenlerin en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceğinin, görülmekte olan davalarda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğinin düzenlendiği, böylece davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,..." dair karar verilmiştir. C. 2 nci Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ikinci bozma ilamı ile "...5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile 03.09.2014 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..." denilerek ikinci kez karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin dairemizin verdiği son bozma sonrası verdiği kararı ile "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından %5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağı için mahkememize dava açıldığı, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın temyiz üzerine konusuz kalma gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrasında bozma doğrultusunda konusuz kalma nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın temyizi üzerine Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal gözetilerek tüm yasal şartların varlığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulduğu, mahkememizce bozma ilamına uyulduğu, 5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, davacı işyerinin gerekli koşulları taşıdığı, %5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağının yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 79.875,54 TL olduğu anlaşıldığından ıslah da gözetilerek davanın kabulüne karar davacı şirket tarafından 1108218 sicil sayılı işyeri için davalı kuruma fazladan ödenen 79.875,54 TL'nin 31.393,54 TL'sine dava, bakiyesine ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..." dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan %5 teşvik indiriminden faydalandırılma ile yersiz ödenen tutarın davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatına göre ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.