Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11918 E. 2024/9694 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11918
- Karar No
- 2024/9694
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2895 E., 2022/1109 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/686 E., 2019/457 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar .., ..., ..., ...’in ortak vekili ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ile davacılar ... ve ...'in istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar ... ve ...’in istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldığından duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 23.05.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı ... adına Av. ... geldi. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle, müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduğundan bahisle davacı eş için 193.892,84 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuk ... için 42.756,74 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, diğer çocuklar ... ve ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davalı ...'in %100 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden eş ve çocuk ...’nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 35.000,00 TL, çocuklar lehine 25.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., çocuklar ..., ... ve ...'nın ortak vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ile davacı çocuklar ... ve ...'in istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar Eş ve çocuk ...’nın istinaf başvularının ücret ve davacı eş lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın azlığı noktalarından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davacı eşin maddi zararının 472.307,66 TL, davacı çocuk ...’nın maddi zararının 171.247,66 TL olduğu kabulünden hareketle adı geçen davacılar eş ile çocuk ...’nın maddi tazminat istemlerinin talepleriyle bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 25.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminat talepleri yönünden temyiz yolu açık olarak karar verilmesine rağmen, manevi tazminat talepleri yönünden kesin nitelikte karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat hesabında bakiye ömür tespit edilirken TRH-2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, müteveffanın kaza tarihindeki ücreti günlük 125,00 TL olduğu halde, 120,00 TL üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, manevi tazminat tutarlarının az olduğunu, maddi tazminat talepleri yönünden kararın bozulması halinde karar tarihinde bilinen dönem ücretleri değişmiş olacağından yeni bir bilirkişiden rapor alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yeni yapılacak hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk derece aşamasında müvekkilinin tutuklu olmasından dolayı etkin bir şekilde duruşmalara katılamadığını, gerekli belge ve bilgileri dosyaya sunma imkanını edinemediğini, bu nedenlerle yargılamanın tüm safhasında olguların gerçekliğe aykırı olarak müvekkili aleyhine değerlendirildiğini, müvekkiline ilk derece aşamasında haksız bir şekilde ek cevap süresi verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyanın sırf bu nedenle usulden bozulması gerektiğini, müvekkilinin tutuklu bulunması nedeniyle yargılama konusu olayla ilgili bilgi, belge ve delillerine ulaşmasının imkansız olduğunu, dosyada ilk derece aşamasında yargılama yapıldığı dönemde kayıtlı bulunan vekillerin dosya ile ilgili vekillik görevlerini gereği gibi yerine getirmeyip, ilk derece aşamasında duruşmalara mazeretsizce katılmayıp, raporlara itirazları yapmaması nedenleriyle müvekkilinin şikayeti ile "hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma" suçundan İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/493E sayılı dosyada yargılama yapılmakta olduğunu, dosyada dinlenen ... ve ...'nun tanık olarak dinlendiklerini, dinlenen tanıklardan ...'nun olay hakkında bir görgüsü bulunmamakla birlikte müvekkili ile husumeti mevcut olduğunu, diğer tanık ... nin ise müvekkili ile iş kazasının olduğu işle ilgili sözleşmeli taşeron konumunda bulunduğunu, müvekkilinin almış olduğu işin bir kısmını sözleşmeyle ... 'ye devrettiğini, ... 'nın ... 'nin getirdiği işçilerden olduğunu, ... nin söz konusu iş kazası hakkında tanık olarak dinlenmesinin başlı başına hatalı olduğunu, çünkü ... 'nin müvekkili ile yaptığı sözleşme gereği diğer çalışanlar üzerinde işveren vekili konumunda bulunduğunu, diğer çalışanlar üzerinde sorumluluğu olabilecek noktada olduğunu, bu nedenle ... 'nin anlatımlarının gerçeği yansıtmadığını, inşaat alanında gerekli her türlü güvenlik tedbirlerinin alınmış, işçilere gerekli eğitimlerin verilmiş olmasına rağmen sigortalının müvekkili tarafından defaatle uyarılmasına rağmen inşaat içinde riskli alana geçtiğini, olay anından haberdar olan ve müteveffayı tanıyıp yaptığı işi bilen tek bir tanığın dinlenmesi ile müvekkiline atfedilen % 100 kusurun haksız olduğunu, bu nedenle bordro tanıklarının da dinlenmesi gerektiğini, işveren konumunda sadece müvekkilinin bulunmadığını, özellikle alt yüklenici konumunda olup sorumluluğu belirlenmemiş ... 'nin tanık olmasının yargılamayı hukuka aykırı kıldığını, ilk derece aşamasında alınan kusur raporunun müvekkilinin o günkü avukatına tebliğ edildiğini ve rapora itiraz edilmediği gerekçesiyle raporun kesinleştiği belirtilerek bu nedenle kusur dağılımı konusunda itirazlarının istinaf mahkemesi tarafından yerinde görülmediğini, müvekkili haricinde işveren ...'ın vekil tayin ettiği ..., ..., ... isimli şahıslar ile iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ...'in, alt yüklenici konumundaki ... 'nin de sorumlu olduklarını, dosyanın bu haliyle karara çıkmasının eksik inceleme sonucu olduğunu, HMK md 357/3 gereğince yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. VI. Değerlendirme ve Gerekçe A.Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2022 E-imza Tarihli Ek Kararı Yönünden İlk Derece Mahkemesi kararından sonra ve fakat gerekçeli karar tebliğlerinden önce davalı ... adına Av.... tarafından vekaletname ibraz edildiği, İlk Derece Mahkemesince davalı ... adına vekaletname ibraz edildiğinin gözden kaçırıldığı, gerekçeli kararın tutuklu olarak infaz kurumunda bulunan davalı ...’in bizzat kendisine 22.10.2020 tarihinde infaz kurumunda tebliğ edildiği, davalı ...'in bu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı 26.10.2020 tarihinde asil olarak istinaf yoluna başvurduğu, bundan sonra davalı ... adına Av....'ın da 11.11.2020 tarihli bir istinaf dilekçesi sunduğu, davalı ... adına ibraz edilen her iki istinaf dilekçesi ile de istinaf harçlarının yatırılmadığı ancak vekil tarafından ibraz edilen istinaf dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulduğu, davalı ... adına ileri sürülen adli yardım talebi Bölge Adliye Mahkemesi’ne yönelmesine karşın İlk Derece Mahkemesince 03.12.2020 tarihli ek kararla davalı ... adına ileri sürülen adli yardım talebinin kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı çocuk ... dışındaki davacıların da istinaf yoluna başvurdukları, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılıp istinaf incelemesi yapılarak davalı ... ile davacı çocuklar ... ve ...'in istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar Eş ve çocuk ...’nın istinaf başvularını ücret ve davacı eş lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının azlığı noktalarından kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra davalı ... adına Av....'ın 06.11.2022 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi sunulduğu, bu dilekçe ile herhangi bir temyiz harcı yatırılmadığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince 07.11.2022 tarihli eksik harç muhtırası düzenlendiği, davalı ... vekiline bu muhtıranın 13.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bu tarihten önce davalı ... vekilinin 08.11.2022 tarihli beyan dilekçesi vererek adli yardım taleplerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edildiğini ileri sürüp muhtıranın kendilerine sehven gönderilmiş olabileceğini ileri sürdüğü, akabinde muhtırada belirtilen eksik harçların yatırılmadığı, bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 02.12.2022 e-imza tarihli ek kararla eksik harç muhtırasının davalı ... vekiline 13.11.2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın süresi içinde eksik harçların giderilmediğinden bahisle davalı ...’in temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın davalı ... vekiline 12.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... vekilinin bu tarihten önce 08.12.2022 tarihli dilekçesi ile “Mahkemenizce temyiz harç ve masraflarının tamamlanması için tarafımıza muhtıra gönderilmiştir. Gönderilen muhtıraya karşı mahkemenize 08.11.2022 tarihinde gönderdiğimiz dilekçe ile gönderilen muhtıranın yanlış olduğu beyan edilmiş ve yukarıda da belirttiğimiz gibi daha önceden tarafımız lehine adli yardım kararı verildiğini mahkemenize dilekçemizde ilettik. Mahkemenizce verilen ek kararın sehven verildiğini beyan ederek itirazda bulunuyoruz.” şeklinde beyanda bulunduğu, bu dilekçe her ne kadar Yargıtay’a hitaben yazılmamış ve dilekçe içeriğinde ek kararın temyiz edildiği yazılı değil ise de sonuç olarak davalı ... vekilinde ek karara süresinde itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davalı ... vekilinin adli yardm talebinin hatalı bir şekilde İlk Derece Mahkemesi tarafından değerlendirildiği ve kabul edildiği ne var ki Bölge Adliye Mahkemesi'nin de davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemini esastan reddettiği anlaşılmakla mercideki hatanın istinaf benimsemesiyle ortadan kalktığı ve İlk Derece Mahkemesinin adli yardımdan yararlandırma kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da beninmsendiği dolayısıyla davalı ... yönünden temyiz harcı yatırılmasına ilişkin muhtırasının ve Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2022 e-imza tarihli olup da davalı ... yönünden temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmaya dair ek kararının yerinde olmadığı, davalı ... vekilinin 08.12.2022 tarihli dilekçesi ile ek karara süresinde itiraz ettiği dikkate alındığında anılan ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, davalı ... vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. B.Temyiz Yoluna Başvuran Taraf Vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesinin İşin Esası Hakkında Verdiği Karara İlişkin Temyiz İtirazları Yönünden; Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı çocuk ... adına ibraz edilmiş vekaletnamenin vesayet yetkisine dayanılarak adı geçen davacının vasisi ... tarafından verildiği, Dairemiz'in 23.05.2023 tarih, 2022/14078 Esas, 2023/5737 Karar sayılı geri çevirme kararındaki geri çevirme nedenlerinden birinin Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vasi ...'e vesayet makamından husumete izin kararı alması ve dosyaya ibraz etmek üzere süre tanınması ve aktif husumet eksikliğinin ikmal edilmesi olduğu, mahkemenin bu hususu 26.09.2023 tarihli bir muhtıra ile aynı zamanda eldeki dosyanın davacılarından olan vasi ...’e bildirdiği, muhtıranın 24.10.2023 tarihinde vasinin mernis adresine tebliğ edildiği, ancak husumete izin kararı alınıp dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebileceği ve borç altına girebileceği, 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin bulunduğu, 13. maddesinde, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin, bu Kanuna göre ayırt etme gücünün bulunduğu, 14. maddesinde, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetine sahip olmadıkları, 16. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, 397. maddesinde, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğu, 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları, 409. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği, 448. maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi tüm hukuki işlemlerinde temsil edeceği, 462. maddesinde, acele durumlarda geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere vasi tarafından dava açılabilmesi için vesayet makamından izin alınması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu, 51. maddesinde, dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada yasal temsilcileri tarafından temsil edileceği, 54. maddesinde, yasal temsilcilerin, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu durumlarda izin belgelerini dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorunda olduğu, aksi takdirde dava açamayacak ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacakları, şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemece, yasal temsilcilerin yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri koşuluyla dava açmalarına veya davayla ilgili işlem yapmalarına izin verilebileceği, izin belgesinin alınması için mahkemeye başvurulması gerekiyorsa ilgiliye, başvuru için kesin süre verileceği, bu süre içinde mahkemeye başvurulması durumunda bu konuda karar verilinceye kadar bekleneceği, süresi içinde belgelerin sunulmaması veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılacağı, 56. maddesinde, taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine yasal danışman atanması istemi mahkemece uygun bulunur ya da mahkemece gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceği açıklanmış, 114. maddesinde, tarafların dava ehliyetine sahip olmaları, dava koşulları arasında sayılmış, 115. maddesinde, mahkemenin, dava koşullarının var olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, eksikliğin giderilmesi olanaklı ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik giderilmemişse davayı usulden reddedeceği bildirilmiştir. Buna göre kişinin kendisi tarafından veya yetkili kılacağı temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usûl işlemlerini yapabilme yeteneği olarak tanımlanan dava ehliyeti, medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şekil olup ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip olmadıklarından davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gerekmektedir. Dava koşulu niteliğindeki dava ehliyeti ile vasi tarafından dava açılabilmesi için gereken vesayet makamı izin belgesinin varlığının mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Eldeki davada ise davacı çocuk ...'u temsilen vasi tarafından verilen vekaletname doğrultusunda dava açılmış ve yargılamaya devam edilmiş ise de, husumet izni alınmamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 448. maddesi vesayet altındaki kişinin taraf bulunduğu davalarda onun vasi tarafından temsil edileceğini öngörmekle birlikte, vasi, sadece vasi kararına istinaden ayırt etme gücünden yoksun bulunan küçük ya da mahcuru davada temsil etme yetkisine sahip değildir. Vasinin, anılan temsil görevini yerine getirebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamı tarafından kendisine husumet izni verilmesi gerekir. Dava ehliyeti Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olup, dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemeler ve Yargıtay tarafından resen dikkate alınabilecek niteliği dikkate alındığında, mahkemece, davacı çocuk ...'a ilişkin olarak husumete izin kararı almak ve dosyaya ibraz etmek üzere vasiye süre tanınmalı, bu noksanlık giderildikten sonra bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeksizin sonuca gidilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2022 e-imza tarihli ek kararının BOZULMASINA, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalı ...'a yükletilmesine, davalı ... avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL'nin davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.