İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/186 E. 2025/667 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/186
Karar No
2025/667
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/186 Esas KARAR NO : 2025/667 Bakırköy .... İcra Dairesi : ... DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 14/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu ... Ticaret Ltd. Şti. ile arasında "Yükleme Anlaşması" başlıklı sözleşme bulunduğu, davalının sözleşmeye konu baskı mürekkeplerinin, ... .... adreslerinden alınarak Dilovasına'na teslimi edimini müvekkilinin yüklendiğini ve gereği gibi yerine getirildiğini, işbu ticari ilişkiden kaynaklı, 3.500 Euro sözleşme bedeli + 200 Euro demuraj bedeli olmak üzere işbu dilekçede ibraz edilecek olan fatura düzenlendiğini, müvekkilinin üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmesine rağmen, davalı taraf verilen hizmetin bedelinin ödenmediğini, faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Dairesi ... E. numaralı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup söz konusu takip davalı vekilinin 22.11.2024 tarihinde haksız ve mesnetsiz şekilde yaptığı itiraz sonucu takibin durduğunu, haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının gerçek kişi olması nedeniyle söz konusu davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dolayısıyla davanın görev yönünden reddini, davacının delil dilekçesi ekinde sunduğu yükleme anlaşmasını hiç bir surette kabul etmediklerini, sözleşmeden doğan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İstanbul İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğunun belirtildiğini, davacının sunduğu belgedeki yetki anlaşması gereği İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi ve İstanbul İcra Müdürlükleri uyuşmazlık açısından kesin yetkili olup bu nedenle mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, dava dilekçesiyle beraber sunulan faturanın tek başına alacağın varlığına delil oluşturmadığını, faturaya ilişkin itirazın tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde yapılabileceğini, ancak yine tebliğe ilişkin bir delil sunulmadığını, ve davacı tarafın dayandığı vakıaları somutlaştırmadığını, tüm bunlarla beraber sözleşmede ve faturada taraflara ilişkin imza da bulunmamakta olduğunu, davacının yapılan icra takibinde kötü niyetli olduğunu, ve gerçekte olmayan bir alacağın tahsiline ilişkin icra süreci başlatıldığını, davacının borca dayanak sunduğu davalının imzası olmamakla beraber davalının imzasının bulunduğuna dair herhangi bir belge de sunulmadığını, bu nedenle takip konusu miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER :Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari belgeler, yükleme anlaşması, mail yazışmaları, ticari kayıtlar, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur (Yarg. HGK'nun 2017/11-91 Esas 2018/924 Karar 18/04/2018 tarih ve Yargıtay 17 HD'nin 2015/5883 Esas 2018/4113 Karar 16/04/2018 tarihli ilamları) Dava konusu somut olay yukarıda yapılan açıklamalar ile ele alınarak incelendiğinde, davacı ile davalı ... Ltd. Şti. ile arasında yükleme anlaşması kapsamında ifa edildiği iddia edilen taşıma kasamında fatura düzenlendiği, işbu faturanın ödenmemiş olması sebebiyle icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine icra takibinin durması üzerine itirazının iptali maksadıyla eldeki dava ikame edilmiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda eldeki dava incelendiğinde, dava konusu faturaların ... Tarafından davalı şirket adına tanzim edildiği, yükleme anlaşmasının tarafı olarak da .... olarak gösterildiği, davacının alacaklı sıfatına haiz olmadığı anlaşılmakla, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.628,51 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.013,11‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/07/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/186, K. 2025/667, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-186-e-2025-667-k-84a6e75d3bb1