Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11897 E. 2023/11581 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11897
- Karar No
- 2023/11581
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/61 E., 2023/285 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesiyle davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığını 29.11.2010 tarihinde istifa ederek ayrıldığını daha sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiğini hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emekli başvuru tarihinin 31.07.2018 olarak tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu talebi ile ilgili müvekkili Kuruma yazılı başvuruda bulunmadan dava açtığını, davanın bu yönden reddinin gerektiğini, 6552 sayılı Kanun düzenlemesi gereği SGK'ya açılacak hizmet tespiti dışındaki davalar için Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmasının yasaklandığını, davacının fiili hizmet zammından yararlanabilmesi için yaptığı işin niteliğinin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmesi gerektiğini, davacının bu yönde somut bir beyanı ve delilleri bulunmadığını, diğer yandan davacının fiili hizmet zammından faydalanabilecek nitelikte bir işte çalışmış olduğu kabul edilse dahi şu aşamada dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının emekli olacağı tarihe kadar mevcut şartlarda ve mevzuatta değişiklik yapılıp yapılmayacağının (örneğin mevzuat değişikliği ile davacının belki de mahkemece yapılacak tespitten daha erken bir tarihte veya daha geç bir tarihte emekliliğe hak kazanması ihtimali) belirsiz olduğunu, hal böyleyken herhangi bir emeklilik veya tahsis talebi bulunmayan davacının ilerideki emeklilik tarihinin tespitini talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verdiği kararı ile "...Yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 23.08.1971 doğumlu davacının yaş koşulu 23.08.2020 tarihinde tamamlanacaktır. 4 yıl 3 ay 23 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihi 01.05.1967 tarihine göre davacının 01.05.2016 tarihinde tamamladığı ve bu tarihte yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılacaktır. Davacı 31.07.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis tarihinde bulunmuş olup bu tarihi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerekeceğinden davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı tarih 01.08.2018 olacaktır. Davacının fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde davacının 01.05.2016 tarihinde emeklilik koşullarını taşıdığı tahsis talebinde bulunduğu 31.07.2018 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı bu tarihi takip eden ayın başı olan 01.08.2018 tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar vermek gerekmiş davacının başvuru tarihine göre hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine karar vermek gerekmiş ve açılan davanın kabulü ile, davacının talebini reddeden kurum işleminin iptali ile, davacının 4 yıl, 3 ay, 23 gün fiili hizmet zammından faydalanması gerektiğinin tespitine, emeklilik tarihinin 01.05.2015 olduğunun tespitine, SGK’ya yapılan tahsis talebine göre 31.07.2018 tarihinden itibaren hesaplanan emeklilik aylıklarının yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin Tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile: "...Mahkemece dayanak alınan bilirkişi raporunda ve kararın gerekçesinde yaşlılık aylığı koşulları hatalı tespit edilmiş ise de "01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmesi isabetlidir. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, gerekçeli kararda yaşlılık aylığı koşullarının hatalı tespit edildiği görülmekle birlikte İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, faiz hesabının 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince tahsis tarihini takip eden üç ayın sonundan başlatılmasının yasa gereği olmasına göre, bu durumun hükmün infazı sırasında davalı Kurum tarafından dikkate alınması mümkün olduğundan istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine..." dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma ilamında ise; "...Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamı doğrultusunda ek rapor tanzim edilmesi için dosyanın bozma öncesi rapor tanzim eden bilirkişiye tevdi edilerek bozma ilamı kapsamı, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin güncel içtihadı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmasının istenildiği, 24.04.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.09.1989 olduğu, 31.07.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebi tarihi itibariyle toplam 11.903 prim ödeme gününün bulunduğu, 23.08.1971 doğumlu olan davacının tahsis tarihi itibariyle yaşının 46 yıl 11 ay 8 gün olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-h bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve 5450 prim ödeme günü şeklinde olduğu, tahsis tarihi itibariyle davacı yaş koşulu dışındaki şartları taşıdığı, yaş koşulunun ise 23.08.2022 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 4 yıl 3 ay 23 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 01.05.2018 tarihinde tamamladığı, bu nedenle, 31.07.2018 tahsis talep tarihini takip eden 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşıldığından (davacıya 30.04.2015 tarihini takip eden ay başından itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve hak edilen yaşlılık aylıklarına 31.07.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespiti istemleri yönünden fazlaya ilişkin istemler yerinde olmadığından) davanın kısmen kabulüne, 1-Davanın kısmen kabulü ile; davacının 4 yıl 3 ay 23 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 4 yıl 3 ay 23 günlük fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 01.05.2018 olduğunun tespitine, davacının tahsis talebinde bulunduğu 31.07.2018 tarihini takip eden ay başından (01.08.2018) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.11.2018 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine ve fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili dilekçesinde eski emsallere göre kararın kabul edilmesi gerektiğini, aksi yöndeki kısmne kabule dair verilen kararın da hatalı olup, bozulması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı SGK Başkanlığı vekili ise, temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.