Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11596 E. 2023/12544 K. – Hizmet Tespit

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11596
Karar No
2023/12544
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/348 E., 2023/604 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/66 E., 2019/409 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 01.06.2010 - 19.08.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı davaya cevap vermemiştir. 2.Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Kanun'un 79/8 inci maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yapılacak araştırma sonucu saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıya ait Kurum kayıtları incelendiğinde; davacının davalı işyerinde 01.07.2012-06.08.2012 tarihleri arasında çalıştığını, davacının davalıya ait işyerinde başkaca bir çalışmasının olmadığının Kurum kayıtlarından tespit edildiğini, Kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, bu itibarla Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddini dilediklerini, bilfarz davanın kısmen de olsa kabul edilmesi halinde davayı Kurumlarının tahrik etmediğinden ve kusuru da bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile dava konusu olayda davacının davalıya ait işyerinde 01.06.2010-19.08.2014 tarihleri arasında hizmet akdine tabii olarak kesintisiz çalıştığının iddia edildiği, davacının sigorta sicil dosyasının incelenmesinde; davacının davalıya ait işyerinde 01.07.2012-06.08.2012 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacının 01.07.2012 tarihinde davalıya ait 1046346 sicil sayılı işyerinde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgesinin elektronik ortamda verilmiş olduğu, 06.08.2012 tarihinde davalıya ait işyerinden ayrıldığına ilişkin işten ayrılış bildirgesinin elektronik ortamda verilmiş olduğu, işyerinin 28.12.2006 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve 31.08.2012 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemde 09.04.2010- 07.06.2010 tarihleri arasında dava dışı ... sicil sayılı ... Sosyal Hizm. İnş. D.T.M.Ltd. Şti.'nde, 02.05.2011- 13.07.2011 tarihleri arasında dava dışı 1021501 sicil sayılı ... Sağlık Malz. San. ve Tic. A.Ş.'de çalışmasının bulunduğu, ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/66 Esas sayılı dosyasında davacının 04.09.2010 tarihinde Düztepe Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde; kendisinin İsmetpaşa Mah. Şenyurt Cd. No: 55 sayılı yerde faaliyet gösteren Termal Isı isimli işyerinde çalıştığını beyan ettiği, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi 01.06.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmadığı, hatta davacının 27.06.2018 tarihli celsede yaklaşık 5 ay kadar ... Sağlık Malz. San. ve Tic. A.Ş.'de çalıştığını, oradan ayrıldıktan hemen sonra davalıya ait işyerinde işe başladığını beyan ettiği, bu nedenle tanığın ikrarı karşısında dava dışı işyerlerindeki çalışmalarının gerçek ve fiili bir çalışma olduğu ve bu nedenle davacının 13.07.2011 tarihinden önce davalıya ait işyerinde herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, her ne kadar davacı tanıkları davacının 2010 yılından beri davalıya ait işyerinde çalıştığına dair beyanda bulunmuşlarsa da resmi kayıtlar ve davacının ikrarı karşısında davacı tanıklarının beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, davalıya ait işyerinin 02.07.2012 tarihine kadar Bey Mahallesi Hürriyet Caddesinde bulunan ... Pasajında bulunduğu, davalı tanıkları ile kamu tanığı olarak dinlenen ve pasajın çaycısı olan ...'nin o dönemde davalıya ait işyerinde davalı, davalının babası ve davalı tanığı ... dışında kimsenin çalışmadığına dair beyanı karşısında davacının davalıya ait işyerinin ... Pasajı içerisinde olduğu dönemde herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davalıya ait işyerinin 02.07.2012 tarihinde ... Mah. ... Cd. Körükçü Hafız Sk. No: 49 adresine taşındığı, davacının 01.07.2012-06.08.2012 tarihleri arasındaki dönemde davalıya ait işyerinde sigorta primlerinin yatırıldığı, Kuruma bildirilen günlerin tespitinde hukuki yarar bulunmadığı, davalıya ait işyerinde 04.07.2012 tarihinde düzenlenen yoklama fişinde de davacının 01.07.2012 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığının tespit edildiği, davalıya ait işyerinin 07.03.2013 tarihinde Allaben Mah. Kemal Köker Cd. ... Sitesi B Blok No: 9/A adresine taşındığı ve adreste düzenlenen 08.03.2013 tarihli yoklama fişinde davalının herhangi bir çalışanının olmadığı, işyerinde bizzat kendisinin çalıştığına dair tutanak düzenlendiği, bu durumda davacının çalışmasının iddia edildiği gibi 19.08.2014 tarihine kadar devam etmediği, davalı tanığı olan ve kayıtları ile beyanları uyumlu olan davalı tanığı ...'ın davacıyı davalıya ait ... Mah. ... Cd. Körükçü Hafız Sk. No: 49 adresindeki işyerinde çalışırken bir defa gördüğü, ikinci gittiğinde ise davacının işyerinde olmadığı beyanı, yine kamu tanığı olan ve berberlik faaliyetinde bulunan ...'nin de davacıyı tanımaması, ayrıca davalıya ait işyerinin 31.08.2012 tarihinde Kanun kapsamından çıkartılmış olması karşısında davacının davalıya ait işyerinde Kuruma bildirilen günler kadar çalıştığına kanaat getirildiği gerekçeleriyle davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı işyerinden davacının kısmen bildirimleri olduğu halde davalı ve kamu tanıklarının, davacının davalı işyerinde çalışmadığı yönünde beyanda bulunduklarını, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, eksik ve yetersiz inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davacı vekili  tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11596, K. 2023/12544, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11596-e-2023-12544-k-24b70e7ad758