Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11593 E. 2023/11988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11593
- Karar No
- 2023/11988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/147 E., 2023/696 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/220 E., 2022/406 K. Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ve davalı kuruma fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen reddine, kısmen husumetten reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve kararın kaldırılması suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ... Büyükşehir Belediyesi ... ... Belediyesi Şehirlerarası Otobüs Terminali Ulaşım Hiz. Mak. San. Soğuk Hava Deposu ve Mezbahane Hiz. Tic. A.Ş.'nin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş, ... Ticaret ve Sanayi Odası Ticaret siciline kayıtlı, TTK ve diğer özel hukuk hükümleri gereğince faaliyet gösteren anonim şirket niteliğinde bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendi kapsamında bir özel sektör işvereni sayılması gerektiğini, müvekkili şirketin 1.4931.01.01.1001636.044.09-60, 1.8211.01.01.1001073.044.09-79 ve 1.4931.01.01.1038320.044.01-78 işyeri sicil numarası ile ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde işlem gördüğünü, müvekkili şirketin 01.10.2008 tarihinden 30.11.2013 tarihine kadar 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendi hükmünde belirtilen tüm koşulları sağladığını, tüm prim borçlarını ödediğini, ancak müvekkili şirketin 2009 yılı Haziran ayından (dahil) beri 5 puanlık prim teşvikinden SGK'ca faydalandırılmadığını, primlerin tamamının müvekkili şirketten tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkili şirket ... A.Ş.'nin 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin 21 inci fıkrasında tanımlanan kamu idarelerinden olmadığının, özel sektör işvereni olduğunun tespitine, müvekkili şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ı) bendi gereğince 5 puanlık prim indiriminden yararlanması gerektiğinin tespitine, müvekkili şirketin 01.10.2008 ile 30.11.2013 tarihleri arası dönemde 5 puanlık prim indiriminden faydalandırılmasının tespiti ile bu dönemdeki prim indirimi hakkına karşılık tutarın davalı Hazine'ce SGK'na ödenmesi gerektiğinin tespitin, söz konusu işlemden kaynaklanan müvekkili şirketin alacak talep ve dava haklarının saklı tutulması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında; "...... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 15.02.2018 tarih ve 2017/1095 Esas, 2018/177 Karar sayılı ilamında "....dosyadaki Ticaret Sicil kayıtlarına göre şirketin %82 hissesinin ... Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 6111 sayılı Kanun ile değiştirilmesi sonrası 01.03.2011 tarihinden itibaren davacının teşvikten yararlanamayacağı, bu tarihten öncesinde yararlanabileceği anlaşılmakla öncelikle mahkeme tarafından Kurumun davacının talebine ne şekilde cevap verdiği tespit edilerek davacının 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapmasına girdiği, 11.03.2011 tarihi öncesi %5 teşvik indiriminden yararlanacağı, sonrası için yararlanamayacağı hususu dikkate alınarak iade edilecek miktarın hesaplatılması ve oluşacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesi gerektiği ..." açıkça belirtilmektedir. Yine ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21.07.2017 tarih ve 2017/39 Esas, 2017/461 Karar sayılı ilamında "...Kentaş ve ... şirketleri ile ... A.Ş.'e ait ticaret sicil memurluğu kayıtları incelendiğinde, sermaye hisselerinin belediyeye ait şirketler olması nedeniyle söz konusu şirketlerin 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bulunduğu değerlendirildiğinden 6111 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 01.03.2011 tarihinden sonraki dönem bakımından prim teşvikinden yararlanamayacağı, fakat önceki dönem bakımından belediyeye ait şirketler tarafından özel sektör hükümlerine tabi olarak kurulup, bu çerçevede faaliyet göstermiş bulunmalarına göre 01.10.2008 ile 01.03.2011 tarihleri arasında prim teşvikinden yararlanmalarının mümkün olduğu anlaşılmıştır." denilmektedir. Mevcut ticaret sicil kayıtlarından, davacı şirketin sermayesinin %50'den fazlasının ... Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğunun, bu nedenle 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bulunduğunun dolayısıyla 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 01.03.2011 tarihinden sonraki dönem için prim teşvikinden yararlanamayacağının anlaşılması, dosya kapsamı, mevcut delil durumundan anlaşılmakla davalı SGK aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş olmakla; davalı hazine aleyhine açılan davanın tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, husumetten reddine, davalı SGK aleyhine açılan davanın reddine, 6100 sayılı H.M.K.'nun 124/3 maddesi kapsamında davacının davasını yanlış hasma yöneltmesinde hatasının, kusurunun olmaması ve taraf değişikliği talebinde dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmaması nedeniyle davalı hazine lehine ya da aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararıyla; "...Somut olayda; davacı vekili tarafından 24.02.2020 varide numaralı dilekçe ile davalı Kuruma başvurulduğu, davacının başvurusunun davalı Kururm tarafından başvurunun "sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan işyerlerinden olması sebebiyle" reddedildiği, ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde davacının %95,59 oranındaki hissesinin dava dışı ... Büyükşehir Belediyesine ait olduğu davacının talebinin nazara alındığında, gerekçesi yukarıda açıkladığı üzere Mahkemece davacının 2009 Haziran ayı dahil olmak üzere 01.03.2011 tarihine kadar prim teşvikinden faydalanmaya hak kazandığı bu tarihten sonraki dönem yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken davanın kül halinde reddi hatalı görülmüştür. (... BAM, 15.09.2021 tarih, 2020/418 E-2021/1092 K) Belirtilen nedenle HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendinde yazılı, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verileceğine ilişkin düzenleme dikkate alınmak sureti ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden karar verilmesi suretiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davacının 2009 Haziran ayı (dahil olmak üzere)-11.03.2011 tarihleri arasındaki dönemler için %5 prim teşvikinden yararlanması gerektiğini tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı yönünden davanın reddine.." dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyizinde davasının tamamen kabul edilmesi gerektiğini, buna göre 01.03.2011 sonrası bakımından da özel iş yeri niteliğinin devam ettiğini belirterek bu yöndeki talebinin de mahkemece kabul edilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Başkanlığı ise, verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davalı Kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuki mevzuata da uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kısmen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca yapılan sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile birlikte aynı kanunun ek 17 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ... Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekli olup, mahkemece bu yönde yapılan irdeleme ve değerlendirme yerindedir. 2.Diğer taraftan, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir. 3.Ne var ki eldeki davada, davacının talebini ıslah yolu ile 2011 yılı 1 inci ve 2 nci aylara hasrettiği, Dairemiz geri çevirme kararından sonra da, Kurumun verdiği cevabi yazıdan, davacı şirketin zaten dava öncesinde 2011 yılı 1 ve 2 nci aylarından 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırıldığının belirtilmesi ve müfredat kartlarından da bu durumun varlığının anlaşılması karşısında, davacının talebinin reddi gerektiği hususunun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.