Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11039 E. 2023/11586 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11039
Karar No
2023/11586
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/611 E., 2023/1478 K KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/329 E., 2019/179 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak, 01.10.2018 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığını, 08.04.2010 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, bilahare özel hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmaya devam ettiğini, 07.09.2018 tarihinde hizmet birleştirilmesi yapılmak ve fiili hizmet zammı süresi de eklenmek üzere tahsis başvurusunda bulunduğu, kurumun 51 yaşını ikmal ettiğinde aylığa hak kazanacağını belirterek talebi reddettiğini, fiili hizmet zammının tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve yaş haddinin düşülmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin 3 yıl 10 ay 22 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini, müvekkiline 07.09.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak emeklilik aylığının faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, işverenin davaya dâhil edilmesi gerektiğini, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihi ve yaş haddinden geriye çekilmesinin mümkün olmadığını, kurum kayıtları esas olup iddianın eşdeğer belgelerle ispatlanması gerektiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlk Derece Mahkemesi davanın kabulü ile ... TC. kimlik numaralı davacı ...’un emeklilik tarihinin 23.05.2017 olduğunun tespitine, emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurduğu 07.09.2018 tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak emeklilik aylıklarının yasal faizleriyle birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, kendisi hakkında kurumca uygulanan işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, esasen fiili hizmet süresi zammının kendisinin talebinde belirttiği şekli ile uygulanmasının mümkün olduğunu ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu, belirterek, davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. 2.Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirterek, verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararı ile, "...Yukarıda belirtilen 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu, Ek 5 ve Ek 6 maddeleri gereğince fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerekmekte olup bu duruma göre; sigorta başlangıç tarihi olan 01.10.1990 tarihi itibariyle 51 yaş 5450 prim günü ve 25 yıl sigortalılık koşullarına tabi olduğu, fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi halinde 07.11.1986 tarihine ulaşıldığı, bu başlangıç tarihine göre 25 yıl sigortalılık 49 yaş 5300 prim gün koşullarının oluşması gerektiği, ancak fiili hizmet zammının aynı zamanda yaş haddinden de indirilmesi gerekmekte olup, bu tarihe göre tahsis başvurusunda bulunduğu 07.09.2018 tarihinde 50 yaşını ikmal ettiği, 31 yıl sigortalılık ve hizmet birleştirmesi suretiyle 11.436 prim günü bulunan davacının aylığa hak kazandığı, mahkemenin bu yöndeki kararı yerinde olmakla birlikte, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığı, bu nedenle davacı istinafının kabulü ile kararın sadece vekâlet ücreti yönünden kaldırılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile ... 4. İş Mahkemesinin 2018/329 Esas, 2019/179 Karar 03.07.2019 tarihli kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, ... TC. Kimlik numaralı davacı ...’un emeklilik tarihinin 23.05.2017 olduğunun tespitine, emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurduğu 07.09.2018 tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak emeklilik aylıklarının yasal faizleriyle birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma ilamı ile; "... mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 3 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.." şeklinde karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada bilirkişi raporu alınmış,Yargıtay ilamında belirtilen ilke ve esaslar sonucunda davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi,ancak sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmemesi suretiyle yargılamanın devamı asnasında 20.05.2020 tarihinde aylığa hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne davacının 01.06.2020 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının tepitine, birikmiş aylıkların 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince talep tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine.." dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davacı hakkında fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi şeklindeki bir uygulamaya kanun ve kurum genelgelerinin cevaz vermediğini, bu nedenlerle yasaya aykırı uygulamalar ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep ettiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davacı temyizinde ise, aslen bozma öncesi verilen ilk derece mahkemesi kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu belirterek, kararın bozulmasını ve talebi gibi karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak, 01.05.2018 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsilinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ek 39 ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi hükümleridir. 2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. 3.5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alınması gerekirken yazılı şekilde karar tesisi de isabetsizdir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince 01.09.2020 tarihi başlangıç esas alınarak faize karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davacı ve davalı ... Başkanlığının temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, (1) ve (2) nolu bendinin tamamen silinmesi ile yerine; "1-Davanın kısmen kabulü ile 2-Davacının 01.06.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile hak edilen aylıkların 01.09.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine," kelimelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11039, K. 2023/11586, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11039-e-2023-11586-k-1be9ceff8308