Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10976 E. 2023/10927 K. – Kurum İşlemin

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10976
Karar No
2023/10927
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1274 E., 2023/1213 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/191 E., 2023/93 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışında 08.05.1998 tarihinden itibaren ikamet ettiği süre içinde ev kadınlığı süreleri ile çalıştığı tarihler ile ilgili emekliliğine yeter miktarda 08.05.1998 - 10.09.2000, 11.09.2000 - 07.05.2008 tarihler arası 3600 günü borçlandığını ve borçlanma bedelini ödediğini, davalı Kurum 15 yıl, 58 yaş, 3600 gün üzerinden emekli olabileceğini belirttiğini, davacının 01.12.1960 doğumlu olup 58 yaşında olduğunu, 01.12.2018 tarihinde emekli hakkını doldurduğundan 21.12.2018 taribinde tahsis dilekçesini davalı Kuruma vermiş ise de 2018/38 sayılı genelgeye göre yeterli günü olmadığından 25.12.2018 tarihli dilekçe ile tahsis dilekçesinin reddedildiğini, ancak dava dilekçesi ekinde sunduğu emeklilik tablosundan 08.05.1998 tarihinden itibaren 3600 gün yurt dışı borçlanma yapılması ve primini ödemesi karşısında, davacının SSK statüsünde emeklilik şartları 15 yıl 58 yaş 3600 gün olduğundan müvekkilinin 58 yaşında olduğunu 21.12.2018 tarihinde yaşlılık aylığı şartları dolduğundan, tahsis dilekçesini 21.12.2018 tarihinde verdiğini, davalı Kurumun yazıda belirttiği 2018/38 sayılı genelge 06.11.2018 tarihli olup davacının borçlanma talep dilekçesinin tarihi ise, genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten önce olduğunu, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle Kurum kararının iptaline karar verilerek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;davacının doğum tarihinin 01.12.1960 olduğunu, davacının yurt dışında geçen ev kadınlığı süresinden 08.05.1998 - 10.09.2000 arası 843 günün 06.08.2018 tarihli borçlanma talebine istinaden borçlandırıldığını, davacının yurt dışında geçen çalışma sürelerinden 11.09.2000 - 07.05.2008 arası 2757 günün 06.08.2018 tarihli borçlanma talebine istinaden borçlandırıldığını, toplam 3600 güne karşılık gelen borçlanma bedeli olan 77.940,00 TL 10.08.2018 tarihinde ödendiğini, yurt dışı borçlanması ve tahsis işlemlerine ilişkin Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2018/38 sayılı Genelgesinin 06.11.2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini, davacının 25.12.2018 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, bu talebinin 2018/38 sayılı Genelgede belirtilen yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları karşılamaması nedeniyle reddedildiğini, davacı tarafından yurt dışı borçlanması yapılarak borçlanma bedeli 10.08.2018 tarihinde ödendikten sonra talep dilekçesi verilmeksizin beklendiği sırada davalı Kurumun Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 06.11.2018 tarihli ve 2018/38 sayılı Genelgesi'nin yürürlüğe girmiş olduğunu, Genelge gereğince yurt dışında geçen ev kadınlığı sürelerinin borçlandırılmasında sigortalılık başlangıcının nasıl belirleneceği hususunda değişiklik meydana geldiğini, davacının yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını sağlamadığı için tahsis talebinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yurt dışında ev hanımı olarak geçen süreleri borçlanmış ise de bu borçlanmanın sigortalılık başlangıcı olarak ülkemizde kabulünün mümkün olmadığı, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine göre davacının borçlandığı yurt dışı hizmet süreleri kadar geriye gidilmek suretiyle bulunacak olan tarihin, sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebileceği, davacının yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 21.12.2018 tarihinde yürürlükte olan 2018/38 sayılı Genelge uyarınca Kurumca yapılan işlemlerde; 3201 sayılı Kanun'a aykırı bir değerlendirme yapılmadığı, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi B fıkrasının o bendine göre emeklilik şartlarının doğru belirlendiği, davacının genelgenin yürürlük tarihinden önce prim borçlanması yapmış olmasının hukuken bir önemi bulunmadığı ve yürürlükteki mevzuat hükümleri doğrultusunda tahsis talebinde bulunduğu 21.12.2018 tarihi itibari ile davacının yaşlılık aylığına hak kazanmak için gerekli sigortalılık süresi ve prim koşullarını sağlamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının ve Sosyal sigorta İşlemler Yönetmeliğinin 66 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası “sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılk başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürür” denildiğinden davalı Kurumun, emeklilik için sigorta başlangıcı çalıştığı tarih değil Yönetmeliğin 66 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası gereği davacının emeklilik için sigortalılık başlangıç tarihinin 11.09.2000 değil 08.05.1998 tarihi olduğunu, bu durumda sigortalılık başlangıç tarihi 08.05.1998 tarihi olduğunda yaşlılık aylığı şartlarını tamamlamış olduğundan tahsis dilekçesine göre Kurumun işlem yapması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında 07.05.1998 tarihinde başlayan yurt dışı ev kadınlığı sürelerini ve yurt dışı çalışma sürelerini borçlanarak 21.12.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği, Kurum tarafından davacının yeterli gün sayısının olmadığı belirtilerek başvurusunun reddedildiği, davacının Kurum işleminin iptaline yönelik dava açtığı, davacının sigorta başlangıç tarihinin Almanya sigorta giriş tarihi olan 11.09.2000 olduğu, borçlanılan ev kadınlığı süresinin, sigorta başlangıç tarihini Almanya sigorta girişi olan 11.09.2000 tarihinden geriye götürmeyeceği, davacının bu kabule ve 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddesine göre yaşı ve hizmet süresi dikkate alındığında yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli şartları taşımadığı, yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine yönelik Kurum işleminin yerinde olduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacıya 01.01.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 41 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10976, K. 2023/10927, T. 08.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10976-e-2023-10927-k-add6853d31f9