Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1083 E. 2023/3091 K. – Kurum İşleminin
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1083
- Karar No
- 2023/3091
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/947 E., 2022/1919 K. ... HÜKÜM/KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/130 E., 2020/159 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunduğunu, tahakkuk ettirilen borç bedellerini ödediğini, borçlanma işleminin akabinde yaşlılık aylığına hak kazanan davacının 02.04.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, davalı kurum tarafından Almanya'da çalışması devam ettiğinden talebinin reddedildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın eylem ve işlemlerinde kanuna dayanması zorunlu olup bu zorunluluğun uygulanmadığının sabit olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "1. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1984 tarihinden itibaren Almanya sigorta merciine tabi çalışmalarının bulunduğu, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki sürelerin bir kısmını borçlanıp bedelini ödediği ve 02.04.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, SGK tarafından tahsis talebinin davacının yurt dışı çalışmaları devam ettiği gerekçesiyle reddedildiği, davacının yurt dışı hizmet cetvelinde tahsis talep tarihini kapsayan ve devam eden çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır. 2. Somut olayda, davacının yurt dışı hizmet cetvelinde tahsis talep tarihini kapsayan ve devam eden çalışmasının bulunduğu ortadadır. 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlananlara aylık bağlanması için yurt dışı çalışmalarını sonlandırması gerekmektedir. Dolayısıyla davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmayıp, davanın reddine dair karar yerinde olmuştur. 3. Bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesine dayalı olarak; "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesin dönüş yerine getirilmediğinden bahisle davalarının reddine karar verildiğini, oysa 3201 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinin A bendinde tahsis için “yurda kesin dönüş yapma tahakkuk ettirilen borcu ödeme ve yazılı olarak istekte bulunma” şartlarının arandığını, davalı tarafın eylem ve işlemlerinde kanuna dayanmasının zorunlu olup bu zorunluluğa uymadığını, 6663 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 10.02.2016 tarihinden sonra SGDP uygulamasının kaldırıldığını, yurt dışı emeklilerin maaşından hiçbir kesinti yapılmadan çalışmalarına olanak tanındığını, dolayısıyla Türkiye’de emekliliğe hak kazanan ancak yurtdışında çalıştıkları gerekçesi ile aylıkları bağlanamayanların, aylıklarının bağlanmasının önündeki engelin kalktığını, davacının yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanması gerektiğini, 506 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile emeklilik aylığı alanların hizmet akdi ile çalışmalarına olanak tanındığını, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 4 üncü maddesi amir hükmünde akit taraflardan birinin ülkesinde ikamet eden kişilerin diğer akit ülkede ikamet eden kişilerle eşit tutulduğunu, dolayısıyla Türkiye’de yaşayan bir kişinin yurtdışı borçlanması ile emekli olduktan sonra Türkiye’de çalışma hakkına sahip olması durumda, aynı şekilde emekliliğe hak kazanan ve Almanya’da ikamet eden kişinin de çalışma hakkına sahip olduğunu, Anayasa'nın 90 ıncı maddesinde usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalar ile iç hukukun aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde milletlerarası kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, davalı Kurumun 2014/22 sayılı Genelgesinde de, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi öncesi ve sonrasına göre ayrım yapıldığını, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların, ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi olan ülkelerde çalışmaya başlamaları halinde aylıklarının ödenmeye devam edileceğinin düzenlendiğini, davacının yaşlılık aylığının bağlanmamasına yönelik davalı Kurum işleminin Anayasa'da düzenlenen eşitlik, çalışma özgürlüğü ve sosyal devlet ilkelerine de aykırılık teşkil ettiğini, Almanya’da emeklilik yaşını henüz doldurmayan davacının çalıştığı onca yılı bir kenara bırakarak emeklilik hakkından feragat etmesinin kendisinden beklenemeyeceği, 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazananların, yurtdışında çalışmaya devam etmeleri halinde bağlanacak aylıklara ilişkin var olan düzenlemelerin çelişkili olup lehe olan düzenlemenin uygulanması gerektiğini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 6 ıncı maddesi hükümleri, 3. Hukuk Genel Kurulu’nun 1997/10-588-857, 1998/10-645 1999-237 sayılı kararları ile 4.06.11.2008 tarih 27046 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurtdışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23'üncü maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 nolu Protokolün 2'nci maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinin B bendi ile tekrar yurtdışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanuna göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14'üncü maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurtdışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir. 2. Ayrıca, yurtdışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurtdışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır. 3. Bu bağlamda, 3201 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurtdışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerekmekte olup; Mahkemece, 05.08.2020 tarihli Yurtdışı Çalışma belgesinde davacının 01.01.2019-31.12.2019 tarihleri arasında "zorunlu prim süreleri ( Pflichtbeitragszeit )" nedeniyle sigorta kapsamında olduğu gözetilerek, tahsis talep tarihi olan 02.04.2019 tarihi ve sonrası süre yönünden davacı için kesin dönüş şartının belirlenmesiyle ilgili olarak yurtdışından aylık alıp-almadığı veya yurtdışında çalışıp-çalışmadığı ve yahut da çalışmaya dayalı olarak yardım alıp-almadığı resmi belgeler, yeni tarihli TR-4 belgesi vs. ile kesin dönüş şartı araştırılmalı, şayet kesin dönüş şartının gerçekleşmiş olması halinde tahsis talebi sonrası aşamalarda da tahsis isteminin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeli buna göre diğer yaşlılık aylığı şartlarının varlığı irdelenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...