Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10756 E. 2023/12346 K. – Hizmet Tespit

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10756
Karar No
2023/12346
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1535 E., 2023/1546 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/441 E., 2023/106 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i mühahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalının 12176 ve ... sicil no.lu iş yer lerinde aday uzman öğretici olarak 01.11.1993 tarihinde çalışmaya başladığı; işe başlama tarihinin dava dışı Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları hizmet cetveline göre 20.07.1994 olarak kayıtlı olmasına rağmen, SGK kayıtlarında ilk işe giriş tarihinin 13.01.1995 olduğu; davalı iş yerinde 01.11.1993 tarihinden askerlik hizmetini ifa için işten ayrıldığı 20.08.1997 tarihine kadar uzman öğretici olarak çalıştığı; davacının, askerlik hizmetini yerine getirmesinin ardından davalıya ait ... sicil no.lu iş yerinde 22.02.1999 tarihinde tekrar çalışmaya başladığı; çalışmasının 03.03.2005 tarihine kadar aralıksız devam ettiği ancak davalı işveren tarafından, davacının 01.11.1993 - 20.08.1997 ile 22.02.1999 - 03.03.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının, davalı SGK'ya hiç bildirilmediği yahut eksik bildirildiği; hizmet tespit davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğu; sosyal güvenlik hakkının vazgeçilemez ve devrilemez nitelik taşıdığı; Kurum kayıtlarına geçmeyen çalışmaların her türlü delille ispatlanabileceği; davalı işverenin, davacının hizmetlerini Kuruma bildirmemesi nedeniyle davacıya kusur izafe edilemeyeceği; davalı işverenin, davacının hizmetlerini eksik bildirerek mağduriyetine sebep olduğu iddiasıyla davacının davalı iş yerinde 01.11.1993 - 20.08.1997 ile 22.02.1999 - 03.03.2005 tarihleri arasında hizmet akdiyle kesintisiz bir şekilde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun davalı sıfatının 6552 sayılı Kanunla değişik 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarına fer'i müdahil olarak değiştirilmesi gerektiği, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiği, Kurum kayıtlarında davacının davalı iş yerinde 13.01.1995 - 2002 arasında çalıştığının kayıtlı olduğu, sigortalılık olgusundan bahsedilebilmesi için işveren ve işçi arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanması gerektiği, işverenlerin sigortalı olarak çalıştırdıkları kimseler için düzenleyecekleri prim belgelerini mülga 506 sayılı Kanun'da belirtilen süreler içerisinde Kuruma vermekle mükellef oldukları, Kurumun bu belgeler doğrultusunda sigortalılık işlemlerini gerçekleştirdiği, bildirilmeyen hizmet süreleri için Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreye uğradığı, davacının davalı iş yerinde 20.07.1994 tarihinde öğretici olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı işveren arasında imzalanan 18.07.1994 tarihli iş sözleşmesinde hizmet akdinin 20.07.1994 - 20.07.1997 tarihleri arasındaki üç yıl olarak düzenlendiği, davacının davalı iş yerindeki işe başlama tarihinin 01.11.1993 olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dosyaya sunulan iş sözleşmesinin ekinde yer alan mezuniyet belgesinde davacının Selçuk Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulundan 24.06.1994 tarihinde mezun olduğunun görülebileceği, davalı iş yerine girişte istenen belgeler arasında yer alan adli sicil kaydının 15.07.1994 tarihinde alındığı, davacının askerlik hizmetini tamamlamasının ardından 05.02.1999 yılından itibaren birer yıllık sözleşmelerle çalışmaya devam ettiği, 2002 yılında ...'de dava dışı Jetonlu Oyun İnternet Cafe işletmeye başlaması nedeniyle 12.06.2002 tarihinde iş akdinin sonlandırıldığı, davacıya ait işletmenin ... vergi numarasıyla ... Mah. R.Denktaş Bulvarı No: 48 adresinde faaliyet gösterdiği, davacının söz konusu işyerini 21.10.2002 - 31.12.2008 tarihleri arasında işlettiği, davacının Bağ - Kur'a tabi hizmetlerinin iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zararı davalı işverenden alabilmek için yüksek meblağlar talep ederek kötü niyetli davranışlar sergilediği, davacının davalı iş yerindeki haftalık çalışma süresinin 40 saat olmasına rağmen aynı zamanda kendisine ait işletmeyi çalıştıramayacağı, bu durumun tanık beyanları ile Bağ - Kur kayıtlarından anlaşılabileceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının işe başlama tarihi olan 20.07.1994 tarihi ile15.04.1996 tarihleri arasında aday uzman öğretici olduğu ve taraflar arasında akdedilen 18.07.1994 tarihli sözleşme uyarınca 20.07.1994 tarihinde işe başladığı ve bordro tanıklarının da davacının 1994 yılında işe başladığı yönündeki beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden davacının 07.12.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tabloda dönemler halinde gösterilen ve tespit edilen hizmet süresi başlıklı sütundaki hizmet süresi kadar çalışması olduğu ve davacı vekili sunduğu beyan dilekçesi ile asgari ücretle çalıştığını ifade ettiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, 1-Davacının 01.11.1993-20.08.1997 tarihleri ile 22.02.1999 - 03.03.2005 tarihleri arasında; a) 1993 yılının, Kasım ayında 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayında 30 gün brüt asgari ücret b)1994 yılının, Mart ayında 30 gün brüt asgari ücret, Nisan ayında 30 gün brüt asgari ücret, Mayıs ayında 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayında 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayında 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayında 30 gün brüt asgari ücret, Eylül ayında 30 gün brüt asgari ücret, Ekim ayında 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayında 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayında 30 gün brüt asgari ücret, c)1995 yılının, Ocak ayında 13 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayında 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayında 30 gün brüt asgari ücret, Eylül ayında 30 gün brüt asgari ücret, Ekim ayında 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayında 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayında 8 gün brüt asgari ücret, d) 1996 yılının, Mart ayında 2 gün brüt asgari ücret, Nisan ayında 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayında 2 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayında 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayında 2 gün brüt asgari ücret, Aralık ayında 30 gün brüt asgari ücret, e) 1997 yılının, Mart ayında 2 gün brüt asgari ücret, Nisan ayında 30 gün brüt asgari ücret, Mayıs ayında 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayında 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayında 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayında 20 gün brüt asgari ücret, f)1999 yılının, Şubat ayında 8 gün brüt asgari ücret, Mart ayında 30 gün brüt asgari ücret, Nisan ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mayıs ayı 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayı 15 gün brüt asgari ücret, g)2002 yılının; Mayıs ayı 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayı 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayı 30 gün brüt asgari ücret, Eylül ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ekim ayı 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayı 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayı 30 gün brüt asgari ücret, h) 2003 yılının; Ocak ayı 30 gün brüt asgari ücret, Şubat ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mart ayı 30 gün brüt asgari ücret, Nisan ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mayıs ayı 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayı 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayı 30 gün brüt asgari ücret, Eylül ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ekim ayı 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayı 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayı 30 gün brüt asgari ücret, k) 2004 yılının; Ocak ayı 30 gün brüt asgari ücret, Şubat ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mart ayı 30 gün brüt asgari ücret, Nisan ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mayıs ayı 30 gün brüt asgari ücret, Haziran ayı 30 gün brüt asgari ücret, Temmuz ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ağustos ayı 30 gün brüt asgari ücret, Eylül ayı 30 gün brüt asgari ücret, Ekim ayı 30 gün brüt asgari ücret, Kasım ayı 30 gün brüt asgari ücret, Aralık ayı 30 gün brüt asgari ücret, l)2005 yılının; Ocak ayı 30 gün brüt asgari ücret, Şubat ayı 30 gün brüt asgari ücret, Mart ayı 3 gün brüt asgari ücret, üzerinden ... sicil numaralı davalı ... Ticaret A.Ş.'de hizmet akdiyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun tanık anlatımlarına göre hazırladığı ve çalışma iddiasının gerçeğe uygun olup olmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerektiği hususunun göz ardı edildiği, davacının Kurum kayıtlarında görünmeyen sürelerinin sigortalı hizmet olarak tespitinin mümkün olamayacağı, Kurum kayıtları incelendiğinde davacının dava konusu yapmış olduğu dönemlerde davalıya ait iş yerinde bir kısım çalışması olduğu fakat dava edilen dönem itibariyle iş yeri tarafından 13.01.1995 tarihli Sigortalı İşe giriş Bildirgesi Kuruma intikal ettirildiği ve 2002 yılına kadar da çalışması bulunduğu, buna göre davacının davalı iş yerinde kesintisiz çalışmasının kabulünün mümkün olmadığı, davacının 24.10.2002 ile 2005 yılları arasında vergi mükellefiyeti de bulunduğu, ayrıca davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiği, bilirkişi raporunda hak düşürücü süreye ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı, davalı işvereninin davacının mevcut çalışmalarını kurumlarına bildirildiğinin kayıtlardan anlaşıldığı, Kurum kayıtlarında tespiti istenen dönemler itibariyle adına bildirim bulunmayan davacının çalışmadığının anlaşıldığı, işveren tarafından verilen belgelerle eksik bildirimde bulunulduğunun eksik gösterilen sürelere ait çalışmaların ücret tediye bordroları, iş yeri puantaj kayıtları, vergi kayıtları gibi yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının askerlik süresinin dışlandığı, kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında dinlenen kamu tanık beyanları ile davacının çalışma süresi ve yaptığı işler nazara alındığında çalışmasının hükümde belirtildiği şekilde tespit edilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 01.11.1993 - 20.08.1997 ve 22.02.1999 - 03.03.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak davalı işveren nezdinde çalıştığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 1. Anayasa'nın 36 ncı maddesinin ilgili ilk fıkrası şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." 2. Anayasa'nın 141 inci maddesinin ilgili üçüncü fıkrası şöyledir: “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesi şöyledir: "(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." 4. 6100 sayılı Kanunu’nun "Hükmün yazılması" kenar başlıklı 298 inci maddesi şöyledir: "(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır. (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir. (4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır." 3. Değerlendirme 1. Mahkemeler, iddia ve savunma çerçevesinde tespit ettikleri maddi vakıaları, söz konusu maddi vakıaların hukuki niteliğini, uygulanan hukuk kurallarını, bunun nedenlerini ve hüküm fıkrasıyla bağlantısını gerekçeyle açıklarlar. Böylece tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri, Mahkeme kararlarının denetlenebilmesi ve toplumun da yargı kararlarının sebeplerini öğrenmesi sağlanır. 2. Anayasa'nın 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ise de gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Ancak Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılacağı hükmü konulmuştur. Bu sayede mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanması amaçlamaktadır. 3. Mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinde ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, hiçbir şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde çok açık gösterilmesi gereklidir. Aksi takdirde ilamın icrası sırasında güçlüklerle karşılaşılabileceği gibi ilamın hiç icra edilememesi de söz konusu olabilir. Ayrıca anılan Kanun'un 298 inci maddesinde gerekçeli kararın, hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler gereği tefhim edilen hüküm sonucu, hükmün gerekçesi ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birbiriyle tutarlı olmalıdır. 4. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddî olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddî olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli ve 2010/1-86 Esas, 2010/108 Karar sayılı ilamı). Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması Anayasa ile teminat altına alınan söz konusu yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve kanun hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır. 5. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi tarafından karar gerekçesinde davacının işe başlama tarihinin 20.07.1994 olduğunun tespiti edildiğinin belirtildiği, hüküm fıkrasında ise davacının 01.11.1993 tarihinden itibaren çalıştığının kabul edildiği, bu haliyle gerekçe ile hüküm arasında açık bir çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, hüküm ve gerekçe çelişkisi yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerekir. 6. Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10756, K. 2023/12346, T. 04.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10756-e-2023-12346-k-d4d377f8b78f