Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10524 E. 2023/11969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10524
- Karar No
- 2023/11969
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1451 E., 2022/1491 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/19 E., 2018/252 K. Taraflar arasındaki 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik hükümlerinden faydaladırılma amacıyla Kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığında dair karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu madde kapsamındaki prim teşvikinden geriye dönük olarak yararlanmak adına 1028755 sicil sayılı iş yeriyle ilgili olarak 11.12.2017 tarihinde kuruma başvuruda bulunduğunu, kurumun 14.12.2017 tarihli yazısı ile Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gösterilerek başvuruyu reddettiğini belirterek Kuruma yapılan başvurunun işleme alınmasının gerektiğinin tespine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin Hazineye yöneltilmesini, kurumca yapılan tüm işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine, yargı yolu bakımından reddine, karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...21.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi uyarınca "...Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir..." Şeklinde düzenlendiği anlaşıldığından konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Başkanlığı vekili, davacı hakkında yasa ve genelgeler gereğince işlem yapılıp davacıya uygun şekilde tebliğ edildiğini, kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. Davacının dava açmakta hukuk tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, ... 2009 önsöz VII). Her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmamış bulunması olarak tanımlanan davanın konusuz kalması halinin, dosyaya ekli 73424731-72682471/VIII-5 sayılı, 6111 teşvik konulu Kurum yazısı ve toplanan delillerin incelenmesine göre, somut olayda davacının Kuruma başvurusunun reddedildiği, davacının dava açmakta hukuki yararının olduğu, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a aklenen Ek 17 nci madde uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK 353/1 –b1 Maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Başkanlığı vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu aksi halde teşvik hükümlerinin anlamsız olacağını, davacı hakkında Kurumca yapılan işleme karşı açılan bu davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik hükümlerinden faydaladırılma amacıyla kuruma verilen belgelerin işleme alınıp alınmayacağı ile aksi yöndeki kurum işleminin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme Eldeki davada yargılama ve temyiz aşamasında; 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcuttur. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanun'un 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince davacının ek 17 nci madde kapsamında davalı Kuruma yaptığı bir başvurunun olup olmadığı ve var ise sonucunun ne olduğu hususunda araştırma ve irdeleme yapılmaması isabetsiz olup, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı ile ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrası hükümlerine göre mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması ile bu olguların varlığı halinde dava konusunun devam edip etmediği, aksi halde işin esasına girilmesi gerektiği üzerinde durularak, yasal tüm dayanaklar ve bu arada davacı hakkında teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.