Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10371 E. 2025/9289 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10371
- Karar No
- 2025/9289
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/124 E., 2023/1225 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/295 E., 2021/299 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Kuruma 06.08.2018 tarihinde başvurduğunu, 3713, 2330, 5510 ve 5534 sayılı Kanun'lara göre vazife malullüğü aylığı bağlanmasını ve faizi ile birlikte ödenmesini istediğini, cevap verilmediğini, 15. İdare Mahkemesine açtıkları davanın görev sebebiyle reddedildiğini, istinaf incelemesinde de ilk defa 18.03.2013'de göreve başlaması sebebiyle iş mahkemesinin görevli olduğunun belirtildiğini, davacının 18.03.2013'de piyade uzman çavuş olarak TSK'ya katıldığını uzman erbaş olup Isparta, Tunceli, Nusaybin, Gaziantep'de görev yaptığını, terör örgütü ile mücadelelere katıldığını, çatışmalar yaşadığını, bu sebeple ruh sağlığının bozulduğunu, komutanlarınca hastaneye sevk edildiğini, .. Devlet hastanesi, .. Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, .. EAH'de tedavi gördüğünü, 30'ar gün rapor verildiğini, ardından .. EAH'nin 26.01.2017 tarih 1125 sayılı raporu ile F.29 kodlu kronik piskotik bozukluk teşhisi konulduğunu, D15 F.1 görev yapamaz kararı verildiğini, bunun üzerine TSK'nın sözleşmeyi feshettiğini, MSB'nin SGK'ya malullük için başvurduğunu, Kurumun 10 yıllık sigortalılığı olmaması sebebiyle isteği reddettiğini, maluliyetin görevden kaynaklandığını, 5434 sayılı Kanun'un 44, 45, 48 maddeleri gereği işlem yapılması gerektiğini belirterek maluliyetinin görevi gereği olduğunun tespiti ile öncelikle 3713 sayılı Kanun gereği vazife malullüğü aylığı bağlanması ve başvuru tarihinden itibaren aylıkların faizi ile ödenmesi kabul edilmezse 5510 ve 5434 sayılı Kanun'lar gereği vazife malullüğü aylığı bağlanması ve faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının görevden ayrılmasına neden olan rahatsızlığın psikotik bozukluk olarak saptandığı her ne kadar davacının sürekli terör bölgesinde görev yaptığı iddiası bulunsa da bu iddianın iş yeri dosyasındaki görevlendirme belgelerine göre doğrulanmadığı YSK ve adli tıp muayenesi sonucu düzenlenen raporlarda da söz konusu rahatsızlığın görevden kaynaklandığının söylenemeyeceği, bu rahatsızlığın oluşumunda biopsikososyal etmenlerin rol oynadığı askerlik döneminde başlayabileceği ya da daha önceden varsa alevlenebileceği ancak tıbben askerliğin sebep ve tesiri altında ortaya çıktığının söylenemeyeceği net olarak ortaya konulmuş, aynı raporda halen yani muayene tarihi itibariyle psikopatoloji saptanmadığı da belirtilmiş olup bu tespitlere göre davacıdaki rahatsızlığın askerliğin tesiri ile ortaya çıktığı iddiası kanıtlanmamış olup yasada yazılı koşullar oluşmadığından davacının vazife malullüğü ve 3713 sayılı Kanun'dan yararlanma talebi yerinde bulunmamış davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 18.03.2013 tarihinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c bendi kapsamında çalışmaya başladığı ve 11.04.2017 tarihinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği, Kurum Sağlık Kurulunun 09.10.2018 tarihli kararı ile davacının arızasının vazifesinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediğine karar verildiği, Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 30.10.2019 tarihli kararı ile vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının bildirildiği, Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 30.11.2020 tarihli raporda davacının psikotik bozukluk tanısının vazifesinin sebep ve tesiri ile meydana gelmediğinin bildirildiği, Adli Tıp Kurum 3. İhtisas Dairesinin 09.07.2021 tarihli raporda davacıda hali hazırda psikopatoloji saptanmadığının, 2016 yılında tanısı konulan Organik Olmayan Psikoz rahatsızlığının oluşumunda biyopsikososyal etmenlerin rol oynadığının bilindiğinin, askerlik döneminde başlayabileceğinin veya alevlenebileceğinin ancak askerliğin sebep tesiri altında ortaya çıkabileceğinin tıbben söylenemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmakla, somut olayda, davacıya tanısı konulan Organik Olmayan Psikoz rahatsızlığının askerlik vazifesinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği, bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi gereğince vazife malullüğü hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı, ayrıca sigortalılık süresi dikkate alındığından aynı Kanun'un 25 ve 26. maddeleri kapsamında maluliyet aylığına hak kazanamadığı anlaşıldığından Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının TSK'da görev yaptığı dönemde ortaya çıkan rahatsızlığı sebebiyle malul olup olmadığı, malul ise maluliyetin görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve maluliyetinin oranı ile bu maluliyet nedeniyle 3713 sayılı Kanun gereği vazife malullüğü aylığına hak kazanıp kazanmayacağı, olmazsa 5510 ve 5434 sayılı Kanun'lar gereği vazife malulü sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.