Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/9105 E. 2022/12882 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9105
- Karar No
- 2022/12882
- Karar Tarihi
Bölge Adliye Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi No : Dava, 1 günlük sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili, davacının 15/05/1994 tarihinde 1 gün sigortalı olarak asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, “davanın kabulü ile; davacının ... sicil numaralı işyerinde 15/05/1994 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine,” şeklinde karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davalı ... Başkanlığı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili tarafından sunulan dilekçe ile; davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği, hal böyle olunca Kurum aleyhine masraf ve ücrete hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma neticesi verilen kararının bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Eldeki dava, 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir.İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline de yol açacağından, işverenlik sıfatının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. “İşveren”, 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde; ...sigortalıları çalıştıran... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesi, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin kendisine yöneltilmesi zorunlu olan kişidir. Somut olayda, dava hizmet tespitine yönelik olarak açılmış, Mahkemece de hizmet tespiti olarak hüküm kurulmuştur. Hizmet tespiti davalarında işverenin hasım gösterilmesi zorunlu olduğundan işverenliğin davada yer almaması yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacının 91842.001 sicil sayılı, .... Başmühendisliği ünvanlı işyerinde geçen çalışması tereddütsüz olarak belirlenmeden karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Bu doğrultuda Mahkemece yapılması gereken iş, 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi gereği; zorunlu dava arkadaşı olan işveren davaya dahil edilmek suretiyle; huzurunda yargılama yapılarak, sunacak olduğu deliller de değerlendirilmeli, HMK 31. maddesi ve 119/1-e maddesi gereğince davayı aydınlatma ödevi ve re’sen araştırma ilkesi gereği davacının eylemli çalışmasını ortaya koyacak şekilde işyerinde hangi bölümde, ne iş yaptığı, çalıştığını iddia dönemde kimlerle birlikte çalıştığı davacıya sorulup açıklattırılmalı, bu doğrultuda gerekli araştırmalar usulünce yapılmalı, davacı tarafından bildirilen ve uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli sayıda kişilerin duruşmalarda tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.