Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8897 E. 2022/12425 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8897
Karar No
2022/12425
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi No : Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı 01.06.1984 tarihinde dava dışı işveren Halil Uysal’a ait soba imalatı işyerinde çalıştığını ve sigorta başlangıcının 01.06.1984 olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili davacıya ait işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresinde verildiğini ancak bordro verilmediği için bildirime ait hizmetin verilemediğini, davaya Kurumun sebebiyet vermediğini, kabulü halinde aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III-İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemesince “...Davanın kabulü ile; Davacının ilk işe giriş tarihinin 01/06/1984 olduğunun tespiti ile 506 sayılı yasanın 60/G maddesi gereğince malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına esas olmak üzere sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşını ikmal ettiği 17/02/1989 tarihinin esas alınması ve tespitine karar verilen 1 günlük sürenin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine,...” karar verilmiştir. IV-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, “...Davalı Kurumun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,...” karar verilmiştir. V-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ Fer’i müdahil Kurum vekili eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. İnceleme konusu dosyada; 17.02.1971 doğumlu davacı hakkında ... ünvanlı soba imalatı işyerinden 01.06.1984 tarihinde işe girişi gösterir işe giriş bildirgesinin 07.06.1984 tarihinde “çırak” ibaresi taşır şekilde Kuruma verildiği, davalı Kurumun çalışmayı çıraklık kabul etmesi nedeniyle uzun vadeli sigorta kollarından sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul etmediği, işyerinin 01.06.1984-31.12.1987 tarihleri arasında 506 sayılı kanun kapsamında olduğu, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarih itibariyle 13 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun’un 2'nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35'inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10'uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.) b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13'ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130). Somut dosyada; öncelikle davacının öğrenim durumu araştırılmalı, çıraklık eğitim merkezi ile yazışma yapılmak suretiyle bu dönemde davacının merkezde kayıtlı olup olmadığı ve hangi sıfatla eğitim gördüğü araştırılmalı, iş yerinde yapılan işin niteliği ve mahiyeti tespit edilerek, 13 yaşında bulunan davacının yaptığı işin niteliği de araştırılmak suretiyle, yaşı itibariyle üretime yönelik bir çalışma yapıp yapamayacağı açıklığa kavuşturulmalı, bu şekilde davacının çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik olarak çıraklık mahiyetinde mi yoksa üretime yönelik mi olduğu tespit edilerek, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine 13.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8897, K. 2022/12425, T. 13.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8897-e-2022-12425-k-3f57f1e2b0c9