Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8640 E. 2022/10798 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8640
Karar No
2022/10798
Karar Tarihi

Mahkemesi : Samsun 3. İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı taraf ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince feri müdahil Kurum ve davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili davacının davalıya ait iş yerlerinde 07.04.2013 - 01.11.2016 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiştir. II-CEVAP: Davalı ..., davaya cevap dilekçesi sunmamış, duruşmada alınan beyanında, davanın reddini istemiştir. Feri müdahil Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle, feri müdahil olarak davaya kabul edilmelerini, hak düşürücü süre nedeni ile taleplerin reddi gerektiğini, davalının işveren sıfatına haiz olup olmadığının, çalışma olgusunun varlığının, işyerinin faal olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın kuşkuya mahal bırakmaksızın araştırma yapılarak çözülmesini, davanın reddini istemiştir. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, “Bordro tanıklarının çalıştıkları süreler ile davacının hizmet tespiti talep ettiği dönemler birbiri ile örtüşmektedir. Tarafsız bordro tanıkları ve komşu iş yeri tanıklarının görgüye dayalı beyanları ve SGK denetim raporu birlikte incelendiğinde ; davacının 07/04/2013-01/11/2016 tarihleri arasında 30 gün üzerinden çalıştığının kabulü gerekmiştir” gerekçesiyle “davanın kısmen kabulü ile; davacının, davalıya ait işyerinde 07/04/2013-30/10/2016 tarihleri arasında ayda 30 gün üzerinden hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, hizmet dökümünde görülen günler yönünden hukuki yarar olmaması nedeni ile reddine” karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesi, “Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davalı işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı hizmet cetvelleri ile sabit olan bordrolu tanıklar ... ,... ve ...’un beyanlarının ispata yeterli görülmesine göre hükmün usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu” gerekçesiyle feri müdahil SGK ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Feri müdahil Kurum vekili, davacının talebinin hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, davanın esası bakımından ispatlanmayan davanın reddi gerektiği halde kısmen kabule dair kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda ve özellikle soyut tanık anlatımları esas alınarak karar verildiğini, dosya kapsamı itibariyle ve tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, özellikle Yargıtay kararlarında tanıklar bakımından aranan kriter ve niteliklerin işbu davada dinlenen tanıklarda bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Davalı ... adına tescilli ... sicil numaralı işyerinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen 31.10.2017 tarihli işyeri durum tespit tutanağında, davacının işe giriş tarihini “2015 yılı” olarak belirten bölümde imzasının yer aldığı, ancak tutanağın içeriğinde davacının işe giriş tarihini tam olarak hatırlayamadığını beyan ettiğinin yazılı olduğu, davacının ikiz kardeşi ... ’ın 07.11.2017 tarihli yazılı beyanında, “5 yıldır davalıya ait işyerinde çalışmakta olduğunu, ikizi ...’ın kendisi ile beraber aynı işe girdiğini” ifade ettiği, dava dilekçesinde davacının 07.04.2013 tarihinde işe başladığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıkların beyanları işe başlama tarihi yönünden çelişkili olup, ... adına tescilli ... sicil numaralı işyerinden 24.02.2011 tarihinden itibaren bildirimi bulunan ...’ın “kendisi işe başladıktan 1,5 yıl sonra davacının işe başladığı”, ...’ın 11.11.2020 tarihli celsedeki beyanında “5 yıl önce çalışmaya başladığı, işe başladığında davacının çalışmadığı, davacının kendisinden sonra çalışmaya başladığı”, ... adına tescilli ... sicil numaralı işyerinden 07.02.2015 tarihinden itibaren bildirimi bulunan ...’nin “işe girdiğinde davacının çalışmakta olduğu” na dair beyanlar karşısında, davacının dava dilekçesinde talebini aşan bir sürede çalıştığını beyan eden tanık beyanlarına itibar edilerek yetersiz tanık beyanları ile hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, öncelikle; HMK 31. maddesi kapsamında davacıdan, işe başlama ve işten çıkış tarihleri, çalışma arkadaşlarının kimler olduğu, davalının işyeri adres/adresleri, çalışmasının nerede/nerelerde gerçekleştiği, ücretini nasıl aldığı sorulup talebi açıklattırılarak dava konusu talep somutlaştırılmalı, davalı ... adına tescilli ... sicil numaralı işyerine ait dönem bordroları celp edilmeli, dinlenen tanıkların ifadeleri davacının çalıştığı süreleri tam olarak belirlemeye elverişli olmadığından, sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişilerin somut ve ayrıntılı bilgi ve görgülerine yeniden başvurulmalı, dinlenilen bodro tanıklarından çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerine ilişkin yeniden beyan alınarak çelişki giderilmek suretiyle fiili çalışmanın başlangıç ve bitişi tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmalı, işyeri tanıkları yeterli görülmez ise komşu işyerleri tanıkları tespit edilerek dinlenilmeli, yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yetersiz tanık beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8640, K. 2022/10798, T. 19.09.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8640-e-2022-10798-k-23bffb8d1961