Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/7519 E. 2023/10947 K.
Konu: İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7519
- Karar No
- 2023/10947
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/311 E., 2022/932 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/118 E., 2021/804 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 26.04.2010 tarihinde davalıların asıl işveren, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin alt işveren olduğu işyerinde temizlik personeli olarak çalışmakta iken iş kazası geçirdiğini ve %64 oranında sürekli iş göremezlik derecesinin bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı vekili; haksız ve hukuka aykırı olan davayı kabul etmediklerini, davacının tazminat taleplerini 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde öne sürmemiş olduğundan taleplerinin tamamının zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça talep edilen maddi manevi tazminat miktarının fahiş olup tazminat miktarları hesap edilirken davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açmaması gerektiğini, gerçek anlamda bir alt işveren- asıl işveren ilişkisinden söz edilemeyeceğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1-) 164.413,58 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 2-) 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, Davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-)Maddi tazminat talebinde fazla isteğin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkemece maddi tazminat hesabına ilişkin yaşam tablosu olarak TRH 2010 yerine PMF 1931 tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek Mahkeme kararını kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili, müvekkili ile diğer davalı şirket arasında anahtar teslimi ilişkisinin bulunduğunu ve asıl işveren olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, talep edilen alacaklar yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının kusurlu hareketi sonucu kazanın meydana geldiğini, müvekkiline kusur izafe edilmesinin hatalı olup müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "... Davalılar arasında kanuna uygun şekilde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu açık olduğundan asıl işverenin iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat yönünden müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İş kazası sonucu uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; hak düşürücü süre kavramı bulunmamakla birlikte, zamanaşımı süresi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olup bu kapsamda eldeki davada zamanaşımı süresi dolmamıştır. Somut olay bakımından iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı şirketin ve asıl işveren davalıların iş sağlığı ve güvenliği kapsamında sigortalının vücut bütünlüğünü tehlikeye atması sebebiyle toplamda %60 oranında kusurlu kabul edilmesi yerinde olup Mahkemece maddi tazminatın kararda belirtildiği şekilde hüküm altına alınması yerindedir. Davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede ise Mahkemece dosya arasında mevcut 27.08.2018 tarihli, 05.03.2020 tarihli ve 10.11.2021 tarihli aktüerya raporlarında yaşam tablosu olarak PMF 1931 kullanıldığı ve davacının bu konuda raporlara itirazı bulunmadığı anlaşılmakla davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan istinaf aşamasında yaptığı TRH 2010 tablosu kullanılmasına dair itirazı yerinde değildir. Ayrıca somut olayda, davacının manevi tazminata hak kazandığı açıktır. İşçinin kaza tarihindeki yaşı, olayın oluş şekli, sürekli iş göremezlik oranı, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ile dosya kapsamı nazara alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat alacağının yazılı tutarda hüküm altına alınması isabetlidir..." gerekçeleri ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Bakanlık vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; hesaplamada TRH 2010 verilerinin kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Bakanlık vekili; istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçeleri tekrar etmekle birlikte manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının iş kazasına dayalı olarak tazminat isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297, 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın İçişleri Bakanlığı'na karşı açıldığı, İlk Derece Mahkemesince 13.07.2017 tarihli duruşmada husumetin ...'ne yöneltilmesi için verilen karar üzerine 17.07.2017 tarihli dahili dava dilekçesinde, İçişleri Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılması ve yerine Emniyet Genel Müdürlüğünün dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararlarında İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün her ikisinin de davalı olarak gösterildiği, İlk Derece Mahkemesi hükmünde, maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin tahsilinde ise davalılardan ibaresinin kullanıldığı anlaşılmıştır. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde "Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir. 3.Belirtilen tespit ve açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, hangi davalının hangi nedenlerle sorumlu olduğu hususunda tereddüte mahal verecek şekilde hüküm kurulduğu belirgin olmakla, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesindeki hususlar dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.