Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/6606 E. 2023/7750 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6606
Karar No
2023/7750
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2415 E., 2020/1103 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2011/912 E., 2019/262 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalılardan ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla murafaa yapılmak üzere tayin olunan 08.02.2022 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ...nın geldiği, diğer davalı adına gelen olmadığı görüldükten, gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanıp, sözlü açıklamaları dinledikten sonra murafaaya son verilerek, aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten ve noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl işvereninin ...İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işvereninin ...Klima Sistemleri Müh. İş... Ltd Şti olduğunu, 8 aylık bir süre için su tesisat döşemecisi olarak çalıştığını, 05.08.2011 tarihinde ...şirketine ait bina inşaatının havalandırma boşluğunda atık su borularını döşerken inşaatın üst katlarında çalışan işçilerin düşürdüğü tuğla parçasının müvekkiline isabet etmesi nedeniyle yaralandığını, yoğun bakım ünitesine kaldırılıp bakıma alındığını, 6 gün hastanede kaldığını, kazadan dolayı kafasında kırıklar oluştuğu gibi kısmi felç geçirdiğini, buna bağlı olarak gözde kısmi görme bozukluğu olduğunu, mevcut maluliyetin tüm hayatı boyunca devam edeceğini, ayrıca müvekkilinde sürekli baş ağrısı, unutkanlık ve dikkatsizliğin baş gösterdiğini, mevcut kazada işverenlerin kusurlarının söz konusu olduğunu, iş bu sebeplerden ötürü; 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 124.291,39 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... Müh. İş... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, kazanın gerçekleşmesinde tüm kusurun davacıya ait olduğunu, davacının ifadesinde işyerinde sürekli baret takıldığını, kazanın olmasından kısa bir süre öncesinde bareti kendisinin çıkarttığını açıkça söylediğini, şirket yetkililerinin gereken dikkat ve özeni gösterdiklerini, önlemlerin alındığını, denetimlerin sağlandığını, uyarıların yapıldığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ...İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı işyeri işçisi olarak müvekkiline ait inşaatta çalışmakta iken üst katlardan başına tuğla düştüğü gerekçesiyle davayı açtığını, olayın gerçekleşmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının davalılara ait işyerinde su tesisat döşemecisi olarak çalışırken 05.08.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda malül olduğunu, maluliyetinin % 20,2 oranında olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davalı asıl işveren ...İnş San ve Tic.Ltd Şti.nin % 50 oranında kusurlu, davalı işveren ...Klima Sis Müh Tic. Ltd. Şti.'nin %20 oranında kusurlu,kazazede işçi ...'ın % 30 oranında kusurunun bulunduğu, davacının % 30 oranında kusurlu olduğu, davalıların %70 kusur oranından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının bilirkişi raporuna göre 157,95 TL geçici iş göremezlik zararı ile 124.133,44 TL sürekli iş göremezlik zararının olduğu, davacının iş kazası nedeni ile duyduğu elem ve ızdırap nedeni ile manevi tazminat talep edebileceği, davacının ekonomik sosyal durumu, kusur oranı, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak davacı lehine 35.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda özetle; davacının vermiş olduğu ifadelerin birbiri ile çeliştiğini, davacının herhangi bir hayati tehlikesinin bulunmadığını, davacının mahkeme kararı olmadan Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden engelli raporu aldığını, bu raporun Adli Tıp Kurulu içinde belge niteliği taşıdığını, Adli Tıp Kurulunun raporunu etkilediğini, bilirkişi kusur raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini savunmuş, Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; somut olayda, ...Şirketinin, işyerinde uzmanlık gerektiren işlerde, diğer davalının işçilerini çalıştırdığı davalılar arasında asıl - alt işveren ilişkisi bulunduğu, istinaf edenin davacının asıl işvereni olduğu, dosyada bulunan SGK kayıtları, işe giriş bildirgeleri, davalılar arasındaki sözleşme içeriğine göre sabit olduğundan İş Kanunu 2/6 maddesi gereğince davalıların tazminattan sorumlu tutulmalarının yerinde olduğunu, davacının meslekte kazanma gücü kaybı, SGK ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından %0 olarak belirlenmişken, Adli Tıp Kurumu ve nihayet Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor aldırılarak meslekte kazanma gücü kaybının (%20,2 olarak) belirlenmesinde hata bulunmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının da, davaya konu olayın oluşuna, tarafların sosyal ekonomik durumlarına, davacının kusur ve meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre, olaya ve kanuna uygun olduğu belirtilerek tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kolluktaki beyanlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, ikinci beyanında koluna taş gelmesi nedeniyle, bareti kalas üzerinde can havliyle geri gelirken çıkardığını beyan etmiş ise de, adli raporda kolda bir yaralanma tariflenmediğini, davacının tam kusurlu olarak baretsiz olarak çalıştığını, dosyadaki raporla ibraz ettikleri uzman görüşündeki kusur oranlarının çeliştiğini, SGK kurum raporlarında sürekli iş göremezlik oranı tespit edilmemesine karşın davacının bu raporlardan bir ay sonra herhangi bir ara karar kurulmadan aldığı Numune Eğitim ve Araştırma hastanesi raporuna göre Adli Tıp Kurumu tarafından %20,2 oranında sürekli iş göremezlik oranı belirlenmesinin hatalı olduğunu, 30.03.2013 Tarihli Özürlülük Ölçütleri Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik gereğince inceleme yapılması halinde maluliyet oranının %0 olarak tespit edileceğini, davacının kafasındaki kemik kaybının ameliyatla tedavi edilebilir olduğunu, 8 yıl boyunca bu ameliyatı yaptırmadan hayati riskle yasamasının akıl ve mantıkla bağdaşmadığını müvekkilinin bu hususta ibraz ettiği uzman görüşünün dikkate alınamadığını, tam teşekküllü Tıp Fakültesi hastanelerinin birinden rapor alınıp çelişki giderilerek, tedavi neticesinde maluliyetin tespitinin gerektiğini,hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişki 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ve gelirin ve rücuya kabil kısmın belirlenmesi noktasında 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri, tazminatın belirlenmesinde 818 sayılı Türk Borçlar Kanunun 332, 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygulama imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, manevi tazminatın tespitine ilişkin 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme a) Kusura ilişkin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinde; “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.” “İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” hükmüne yer verilmiştir. 7.Bu maddeye göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre; "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." düzenlemesi yer almıştır. 8.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 9.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 10.Mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Diğer yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 11. Somut olayda, sigortalının davalılardan ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından yürütülen bina inşaatının su tesisatı işini yüklenmiş olan davalı ... Müh. İnş. Tes. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde sıhhi tesisat işçisi olarak çalışmaktığı, davacıya 15.07.2011 tarihinde imza karşılığı baret teslim edildiği, 05.08.2011 günü inşaatın havalandırma boşluğunda çalıştığı esnada, (sigortalının soruşturma aşamasında verdiği beyanlarına göre daha öncesinde, çalıştığı alana düşen malzemeler olması nedeniyle yukarı katlara çıkıp işçileri uyardığını beyan etmiş olması karşısında) olaydan öncesinde olduğu gibi olay anında da yukarı katlarda çalışan işçilerin havalandırma boşluğuna attığı inşaat malzemesinin başına isabet etmesi, bu esnada başında baret olmaması nedeniyle başından yaralanarak davaya konu iş kazasının gerçekleştiği, hükme esas alınan kusur raporlarına göre davalı asıl işveren ...Şirketinin %50, ...Klima Sistemleri Şirketinin %20 ve davacı sigortalının %30 oranında kusurunun bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. 12. Bu açıklamalar doğrultusunda davalı asıl ve alt işverenlerin davacı işçinin çalıştığı havalandırma boşluğu olarak tarif edilen alana, üst katlardan kontrolsüz biçimde malzeme düşmesini engelleyecek bir çalışma şekli belirlemediği gibi, yukarı katlardan hataen düşecek malzemelerin engellenmesi açısından da fiziki koruyucu tesis etmemiş olmaları nedeniyle davacı işçiye oranla daha ağır orandaki kusurdan müteselsil olarak sorumlu tutulmaları yerinde ise de; sigortalının olay anın hemen öncesinde çalıştığı alana inşaat malzemesi düşürüldüğünü bilmesine karşın, olası tehlikeleri engellemek için kendisine teslim edilmiş olan koruyucu bareti çıkarmadan çalışması gerekirken, bu yönde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle gerçekleşen iş kazasında mahkemece kabul edilen %30 oranından daha fazla oranda kusurlu kabul edilmesi gerekirken anılan kusur raporuna itibar edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. 13. O halde kusurun tespiti noktasında mahkemece yapılacak iş, iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak heyetten, açıklanan bu ilkeler gözetilerek kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti için rapor almaktan ibarettir. b) Maddi tazminat hesabından tenzil edilmesi gereken gelir yönünden yapılan incelemede; 1. Maddi tazminattan yapılacak indirimler hususunda davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesinin oluşturmakta olup, anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe gire 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/1 inci maddesinde “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.” 21/4 üncü maddesinde ise “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” Düzenlemesi yer almaktadır. 2.Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 nci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. 3. Somut olayda davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı SGK ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından %0 olarak kabul edilmiş ise de davacı itirazları üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ile Genel Kuruldan alınan raporlarda sürekli iş göremezlik oranının %20,2 olarak belirlendiği, hükme esas alınan 08.01.2019 tarihli hesap raporunda da bu oran üzerinden hesap yapılmış ise de gelirin tenzilatı noktasında inceleme yapılmaması hatalı olmuştur. 4. O halde mahkemece yapılacak iş maddi tazminatın hesabında hükme esas alınan 08.01.2019 tarihli hesap raporuna, (davacının kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında bu raporda esas alınan işlemiş/bilinen dönemden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yanıstılmadan) yukarıda açıklanan şekilde tespit edilecek kusur oranını uygulandıktan sonra, bu kusur oranı çerçevesinde %20,2 oranı üzerinden davalılara rücu edilebilecek geliri tenzil ederek davacının maddi tazminat alacağını tespit ederek, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir. 5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 6. O halde, davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin temyiz itirazlarının kabulüyle; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. lehine takdir edilen 8.400 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline, 5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/6606, K. 2023/7750, T. 11.07.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-6606-e-2023-7750-k-ce99afdfb80f