Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/264 E. 2023/9688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/264
- Karar No
- 2023/9688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/489 E., 2021/1626 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/343 E., 2019/383 K. Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının Emekli Sandığı ve SSK hizmetlerinin bulunduğunu, 22.12.1988-15.09.1990 tarihleri arasında Emekli Sandığı iştirakçisi olarak çalıştıktan sonra, 10.01.1991 tarihinden itibaren Almanya’da ev kadını ve aktif sigortalı olarak çalıştıktan sonra malulen emekli olarak, kesin dönüş yaptığını, 10.01.1991 tarihinden itibaren ev kadınlığı ve aktif sigortalılık süresinden 4680 gün borçlanmak için kuruma başvurduğunu, borçlanma bedelini 20 günlük ilave ile Kuruma ödeyerek, 04.12.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, 983,08 TL aylık bağlandığını, ancak aylığın hatalı bağlandığını, kuruma yapılan başvurunun hizmet belgesi aslı olmadığı fotokopi belgelere göre işlem yapılamadığı gerekçesiyle reddedildiğini, 26.06.2018 tarihinde yeniden kuruma başvurduğunu, belge asılları sunduğunu, borçlanmanın 10.01.1991-02.12.2000 tarihleri arasındaki ikamet, ev kadınlığı ve doğum/çocuk bakım süreleri nazara alınarak düzeltilmesinin talep edildiğini, ancak talebin Kurum tarafından reddedildiğini belirterek, davacının 22.12.1988-15.09.1990 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı hesabında nazara alınması gerektiğinin tespitine, 3201 sayılı yasaya göre yaptığı 5000 günlük borçlanmasının 10.01.1991 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı miktarının hükmen tespitine, 01.01.2018 tarihinde başlatılan ilk aylık miktarının 983,08 TL olarak belirleyen 22.01.2018 tarih ve ... tahsis numaralı yaşlılık aylığı tahsis işlemi ile, 7036 sayılı Kanun'a istinaden Kuruma yapılan başvurunun reddine ilişkin 12.06.2018 tarih ve 66932229 sayılı kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, davacının aylığında eksik hesaplanmış bir miktar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacının 15.01.1989-14.09.1990 tarihleri arasında 5434 sayılı kANUN kapsamında 600 gün hizmetinin bulunduğu, 11.09.2015-14.09.2015 tarihleri arasında 4 gün 4/1-a kapsamında hizmetinin bulunduğu, 10.12.2015 tarihinde kuruma başvurarak 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talebinde bulunduğu, talebinin 05.01.1991 tarihinden itibaren 4680 gün borçlanma şeklinde beyan ederek, borçlanılacak sürelerin çalışma, boşta geçen süre ve ev kadınlığı süreleri olarak yer aldığı, asgari kazançtan talepte bulunulduğu, davacının yurda giriş çıkış tarihleri de gözetilerek; 02.12.2000-31.05.2008, 13.12.2008-05.07.2009, 27.07.2009-08.12.2009, 15.12.20096-11.04.2011, 23.04.2011-03.01.2012, 24.01.2012-06.08.2014 tarihleri arası için tahakkuk yaptığı, borçlanma bedelinin süresinde ödendiği, 07.11.2017 tarihinde yeniden Kuruma başvarak, 07.08.2014 tarihinden itibaren 20 günlük borçlanma talep ettiği, bu talep üzerine davacıya 07.08.2014-26.08.2014 tarihleri arası için 20 gün tahakkuk yapıldığı, 04.12.2017 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya 600 gün Emekli Sandığı hizmetleri de dikkate alınarak, 01.01.2018 tarihinden geçerli olmak üzere ilk ay için 30 gün üzerinden 1.039,02 TL aylık bağladığı (983,08 TL.nin 2017 Aralık ayına ait 22 günlük kıst aylık olduğu) anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin değerlendirilip değerlendirilmediği, yurt dışı borçlanmanın hangi tarihlere mal edilmesi gerektiği, kurum işleminin iptali gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, davacının ikamet belgesinin 28.06.2004 ve sonrasına ait olduğu, çalışma belgesinde de çalışabileceği sürelerin 02.12.2000-31.05.2008, 24.01.2012-30.11.2015 tarihleri olduğu, ilk borçlanma talebi sırasında davacının 1991-2000 yılları arasına ait hizmet veya ikamet belgesinin sunulduğuna dair belge bulunmadığı, 31.12.1999 tarihine kadar 600 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışması, 01.01.2000-30.09.2008 tarihleri arasında arasında 2701 gün 4/1-a kapsamında ve 01.10.2008 tahsis arası 2003 gün 4/1-a kapsamında borçlanma ve zorunlu sigortalılığı olmak üzere toplam 5304 gün sigortalılığının bulunduğu, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca 4680 günlük sürede yurda giriş çıkışlar, ikamet belgesi (2004 başlangıçlı) ve hizmet cetveli (2000 yılı ve sonrası çalışmaları gösteren ilk borçlanma sırasında sunulan) dikkate alınarak; 02.12.2000- 31.05.2008, 13.12.2008- 05.07.2009, 27.07.2009- 08.12.2009, 15.12.20096- 11.04.2011, 23.04.2011- 03.01.2012, 24.01.2012- 06.08.2014, 07.08.2014- 26.08.2014 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiği,buna ilişkin kurumca yapılan işlemin yerinde olduğu, emekli sandığı hizmetinin dikkate alındığı, yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda aylık hesabında eksiklik bulunmadığı bildirildiğinden ispat edilemeyen davanın reddine..." dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talibine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiğini, davalı kurumca bu yönde davacıya bilgilendirme yapılmadığı için sigortalının lehine olacak şekilde aylığın belirlenmesinin sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşeceğini aksi yöndeki mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu , belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...10.04.1965 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları (aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Kanun'la onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29 uncu maddesinin 4’üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilmiştir. Yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, Kurumca yasaya uygun şekilde tespit edilen son tarihten başlatılarak tahakkuk işlemi yapıldığı, davacıya aylık bağlanırken de 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarının nazara alındığı, kurumca borçlanmanın mal edildiği döneme göre aylık bağlanmış olduğu, aylık hesabının da mal edildiği dönem verileri esas alınarak yapıldığı, bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine..." dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinin, yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesinde süreyi açıkça ifade ettiğini, buna göre, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talebine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile 506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.