Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/12734 E. 2023/10172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12734
Karar No
2023/10172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/259 E., 2022/213 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Bağ-Kur çalışmaları ve askerlik borçlanmasının da ödeyerek 2013 yılında emekli olduğunu, 387,00 TL emekli aylığı bağlandığını, 2008 yılında yapılan değişiklik ile sigorta başlangıcının 01.01.2000 tarihinden sonra başlayanların Emekli Aylıklarında Reform Kanununa göre hesaplanacağının belirlendiğini, sigorta başlangıcının 01.01.2000 tarihinden önce olması halinde emekli aylığının, emeklilik tarihinde 750,00 TL olması gerektiğini, 10.06.2017 tarihinde kendisine uygulanan haksız uygulamanın iptal edilerek, maaşının eski sistem üzerinden hesaplamasını talep ettiğini, ancak Kurum tarafından talebinin reddedildiğini, 10.03.1975-10.11.1976 tarihleri arasındaki 600 günlük askerlik borçlanmasını da ödediğini belirterek, davacının işe giriş tarihinin 12.02.1999 tarihi olarak tespitine, maaşın eski hesaplama sistemi üzerinden hesaplanması gerektiğinin tespitine, eksik ödemelerin yasal faizleri ile birlikte Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, açıklama dilekçesi ile 2.572,22 TL nin 2.481,54 TL için dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacının istediği şekilde faydalandırılmasının mümkün olmadığını beyanda haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararı ile davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 12.02.1999 tarihi olarak tespitine, yaşlılık aylığının 12.02.1999 sigortalılık başlangıç tarihine göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine, aylık başlangıç tarihinden dava tarihine kadar 12.02.1999 sigortalılık başlangıç tarihi esas alınarak belirlenen 2.386.10 TL fark aylık, 95,44 TL ek ödeme ve 90,68 TL işlemiş faizin, fark aylık ve ek ödeme toplamı 2.481,54 TL için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu olan kararı ile dava konusu olayda, davacının; 04.10.2000 sigortalılık başlangıç tarihinden önceki, 10.03.1975–10.11.1976 tarihleri arasındaki 600 günlük askerlik süresini borçlanarak primlerini ödemesi nedeniyle, sigortalılık başlangıç tarihinin buna göre 12.02.1999 olarak tespiti yerinde olmuştur. 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin, son fıkrasında; bu Kanun'un yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısının borçlanılan ilgili aylara mal edileceği belirtilmesine rağmen, davacının askerlik borçlanması yaptığı dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Kanun'da ise borçlanılan sürenin hangi döneme mal edileceğine ilişkin açık bir hüküm yoktur. ... Başkanlığı tarafından yayınlanan 03.01.2000 tarih ve 12-101 Ek sayılı Genelge hükümlerine göre, 2000 yılı başından sonra geçen fiili askerlik hizmeti için hesaplanan askerlik borçlanmasına ait prim günleri ile prime esas kazançlar, borçlanma için başvuruda bulunulan tarihteki takvim yılı kazancına eklenmektedir. 506 sayılı Kanun'da açık hüküm olmaması nedeniyle, genelge hükümlerine dayanılarak borçlanma işleminin ilgili ay yerine sigortalının aleyhine olacak şekilde ödeme yapılan yıla mal edilmesi sosyal devlet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Buna göre, askerlik borçlanması sonucu primi ödenen sürenin ilgili aylara mal edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen Mahkemece askerlik borçlanmasına ilişkin sürenin sigortalılık süresi gibi değerlendirilerek, 2000 yılından önce 318 gün, 2000 yılından sonra 282 gün olacak şekilde mal edilmesi yerinde değil ise de davacının istinaf itirazının olmaması karşısında inceleme konusu yapılmamıştır. Yeni oluşan duruma göre Kurumca hesaplanan aylık miktarında uyuşmazlık bulunmadığı, davacının aylık miktarı ve fark aylıklarının doğru olduğu anlaşılmış olmakla, incelenen Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce; somut olayda; 01.01.1955 doğumlu olan davacının, 04.10.2000 –30.09.2001 tarihleri arasında 356 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında, 16.06.2006–27.01.2014 tarihleri arasında 2716 gün 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğu, 10.03.1975–10.11.1976 tarihleri arasında askerlik yapan davacının bu süreyi borçlanarak, primlerini 16.02.2007 ve 08.06.2007 tarihlerinde tamamen ödediği, davacıya 01.03.2014 tarihi itibari, 2000 yılında 87 gün, 2001 yılında 269 gün, 2006 yılında 195 gün, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 yıllarında 360 gün, 2013 yılında 307 gün, 2014 yılında 54 gün ve 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere 3662 gün üzerinden aylık bağlandığı anlaşılmakta olup, Mahkemece ilamda belirtilen gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı hakkında bağlanan aylıkta 5510 ve 506 sayılı Kanun'un aylık bağlama ve miktarının tespitine ilişkin dayanak mevzuat dikkate alındığında ve özellikle davacının sigortalılığının 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra 04.10.2000 tarihi itibariyle başlaması karşısında mahkemece davacı hakkında A1 aylığının hesaplanmasına yasal imkân bulunmazken hesaplama yapılması isabetsiz görülmüştür. Diğer taraftan, davacının yaptığı askerlik borçlanmasının 18.06.2007 tarihi itibari ile gerçekleşmesi karşısında anılan ödemenin ödeme tarihi itibari ile prime esas kazancına dâhil olması gerektiği dikkate alınarak, aylığa etkisi ve miktarının davalı Kurumdan sorulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkememizce usul ve Kanun'a uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda yargılama yapılmış, davacının yaptığı askerlik borçlanmasının 18.06.2007 tarihi itibariyle gerçekleşmesi karşısında anılan ödemenin, ödeme tarihi itibari ile prime esas kazanca dahil olması gerektiği dikkate alınarak, aylığa etkisi ve miktarı sorulmuş, buna ilişkin evraklar celbedilmiş, bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava, davacının askerlik borçlanma süresine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 12.02.1999 tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceği ile buna bağlı olarak maaşının eski hesaplama sistemi üzerinden hesaplanıp hesaplanamayacağına ilişkin olduğu, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın istinaf talebinin reddedildiği, temyiz üzerine askerlik borçlanması dikkate alınarak hizmet başlangıcı belirlenmesinin isabetli olduğu, ancak A1 aylığı hesaplanması imkanı bulunmadığı, askerlik borçlanmasının prime esas kazanca etkisinin araştırılması gerekçeleri ile kararın bozulduğu, mahkememizce bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamı gereğince Kurum ile yazışma yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığı, davacının askerlik borçlanmasını sigortalılık başlangıç tarihinden önce yapması nedeniyle borçlanılan askerlik süresi kadar sigortalılık başlangıcının geri çekilmesi gerektiği, buna göre sigortalılık başlangıcının 12.02.1999 tarihi olduğu, bu tarih esas alınarak yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiği, ayrıca bu tarih esas alındığında yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli, bozma kapsamına uygun ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre aylık başlangıç tarihinden dava tarihine kadar 233,97 TL fark aylık ve ek ödeme ile, 8,87 TL işlemiş faiz alacağı olduğu kanaatine varılarak, bu kabullere göre davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar vermek gerekmiş, vekalet ücreti takdirinde maktu niteliğindeki talep gözetilmiş, bu düşünce ve kanaatlerle, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 12.02.1999 tarihi olarak tespitine, davacının yaşlılık aylığının 12.02.1999 sigortalılık başlangıç tarihine göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine, aylık başlangıç tarihinden dava tarihine kadar belirlenen 233,97 TL fark aylık ve ek ödemeyle 8,87 TL işlemiş faizin fark aylık ve ek ödeme toplamı 233,97 TL için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylığın eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) 2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 3.Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, öncelikle ilk bozma kararımız kapsamında, davacı hakkında bağlanan aylıkta sigortalılık başlangıç tarihinin hali hazırda davalı Kurum tarafından da sigortalılık başlangıç tarihinin 04.02.1999 tarihi olarak esas alınmış olması karşısında, davacının bu istemi hakkında hukuki yararının olmadığının dikkate alınması, diğer taraftan davacının yaptığı askerlik borçlanmasına ilişkin iki ayrı ödemenin, ödeme tarihlerine göre prime esas kazanç içerisine dahil edilirken 2007 yılında %32 prim oranının esas alınmalı ve buna göre belirlenecek prime esas kazançlar dikkate alınarak, davacının 01.03.2014 tarihi itibari ile 01.01.2000-30.09.2008 arasındaki A2 aylığı ve 01.10.2008 sonrasında geçen hizmetlerine göre B aylıklarının belirlenmesi ve sonucuna göre alt sınır kontrollerinin de yapılarak aylık miktarının tespiti ve ödenenler ile karşılaştırılması yolu ile infaza elverişli bir şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12734, K. 2023/10172, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-12734-e-2023-10172-k-d36fa405fe9a